AKP kendi sonunu hazırlıyor
BDP Parti Meclisi (PM) toplantısı PM, MYK üyeleri ve BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın katılımıyla bugün gerçekleşti. Demirtaş toplantının açılışında yaptığı konuşmada “Ortadoğu’da yaşanan ciddi gelişmeler BDP ve Türkiye’deki muhalif kesimler açısından ciddi analizler gerektiren siyasal değişimlerdir. Bu nedenle Ortadoğu’daki gelişmeleri iyi anlamadan doğru tahlil etmeden iç siyasette de doğruları yakalamak mümkün değildir” dedi.
‘AKP’NİN ORTADOĞU PLANI FİYASKO’
AKP Hükümeti’nin 2002 yılında iktidara geldiğinde en büyük hayalinin ‘Neo-Osmanlıcılık’ olduğunu belirten Demirtaş, “Son gelişmeler, AKP’nin hayalini pratikleştirme fırsatı yarattı. Başbakan Erdoğan’ın Tunus, Mısır gezileri, Libya’ya müdahale isteği, Suriye konusundaki aşırı müdahale isteği bunların sonucudur” dedi. Türkiye’nin uyguladığı politikanın içerde ve dışarıda sonuç vermeyeceğini, tersine Türkiye’ye ağır hasarlar vereceğini söyleyen Demirtaş, “Ortadoğu’daki halk hareketlerinde talep özgürlüktür. Tunus, Suriye, Mısır’da halklar, ‘AKP gelsin bizi kurtarsın’ diye meydanları doldurmuyor. Türkiye’nin kendi kendine buradan rol çıkarması fiyasko ile sonuçlanmış bir politikadan başka bir şey değildir” şeklinde konuştu.
‘EMPERYAL HEDEFLER BASKIYI ARTTIRDI’
Türkiye’nin bölgesel emperyal bir güç olma isteğinin içerde de muhalefetin ağır bir şekilde ezilme sonucunu doğurduğuna işaret eden Demirtaş, 2009 yılından beri sürdürülen siyasi soykırım operasyonları ve askeri operasyonların da buna hazırlık olarak yapıldığını dile getirdi.
‘AKP RANT KOALİSYONUDUR’
“AKP’nin bölgesel emperyal güç olma hevesleri olmasaydı İmralı ve Oslo’da yapılan görüşmelerden sonuç alınabilirdi. AKP’nin Kürt halkı ve muhatapları ile uzlaşmamasının en büyük nedenlerinden biri, Kürt halkını bu bölgesel değişim döneminde yenebileceğini düşünmesidir” diyen Demirtaş, “Şartların kendi lehine dönüşeceğini, dolayısıyla Sayın Öcalan ile heyet arasında geliştirilen protokolü imzalamaya gerek olmadığını, bunu yapmak yerine Ortadoğu’da ABD’nin ve AB ülkelerinin destek vermek zorunda kalmalarını fırsat bilerek, Kürt halkı ile uzlaşmayı tercih etmedi. Ama hesaplayamadığı Kürt halkının kendi öz gücü ile 30 yıldır bu uluslararası ittifaklara karşı sergilediği direniş oldu. Çünkü AKP kendince yapay güçleri biraraya getirerek, parti içinde koalisyon ile iktidar olmuştur. AKP bir halk hareketi değildir. AKP bir rant koalisyonudur” dedi.
‘SALDIRILARI DTK VE HDK BOŞA ÇIKARACAK’
AKP Hükümeti’nin ideolojik karmaşa ve demagojik yaklaşımlar ile ayakta durduğunu söyleyen Demirtaş, “Önceki hükümetler bu hükümete göre merttir. Çünkü gerici olduklarını inkar etmediler, savaş politikalarını saklamadılar, asimilasyon politikalarını gizlemediler. Açık bir savaş yürüttüler. Ama bunlar sanki bütün toplumsal farklılıkları kabul ediyormuş gibi yapıp eski hükümetlerin uyguladığı politikaların aynısını uyguluyorlar. O nedenle hem AKP’nin ‘ılımlı İslam’ adı altında İslamiyet’in içini boşaltan yaklaşımlara karşı doğru politika yürütmemiz, hem de bu ağ gibi saran cemaatlere karşı DTK ve HDK meclislerini örgütlemeli ve bunları boşa çıkarmalıyız, AKP saldırılarına karşı sokakta ve alanlarda cevap olabilmeliyiz” dedi.
‘ERDOĞAN HERKESİ YÖNETMEK İSTİYOR’
Önümüzdeki yaz ve sonbaharın AKP politikalarının çöktüğü bir dönem olacağını söyleyen Demirtaş, “Çözüm politikası üretmezse kendi sonunu yaratacak. Başbakan bunu gördüğü için Başkanlık sistemi diye bir şey atıyor ortaya. Çünkü AKP içindeki cemaat-AKP çatışmasını görüyor. Bu devam eden bir çatışmadır. Cumhurbaşkanlığı seçimi bunun derinleşeceğini gösteren önemli bir tartışmadır. Başbakan bu gidişatı gördüğü için Başkanlık sistemi ile kendini ayrı bir güç olarak tariflemek istiyor. Herkesi hücrelerine kadar yönetmek istiyor” dedi.
‘BAŞKANLIK DEĞİL ÖZERKLİK İSTİYORUZ’
Başkanlık sistemi tartışmalarını Türkiye açısından acil bir gündem olarak görmediklerini söyleyen Demirtaş, “Biz yerinden yönetimi, demokratik özerkliği savunuyoruz. Bir dayatma ile başkanlık sisteminin getirilmesine izin vermeyeceğiz” dedi.
‘UZLAŞI SAĞLANAN MADDE YOK’
“Anayasa çalışmalarında da anadilde eğitim, anadilin bütün kamusal alanda kullanımı, özerk yönetimlere geçilmesi, bütün farklı kültür ve inançların anayasal güvence altına alınması, herkesin kendi kimliği ile örgütlenme hakkı gibi vazgeçemeyeceğimiz kolektif halklar var. Bunlarla birlikte evrensel standartlara uygun ifade özgürlüğü gibi haklar olmazsa olmazlarımızdır” diyen Demirtaş, anayasa çalışmalarında basında çıktığı gibi herhangi bir madde üzerinde partiler arasında uzlaşmanın söz konusu olmadığını da söyledi. “Hangi maddelerin nasıl yazılacağı konusu yetkili kurullarımızın onayı dışında asla gerçekleşmeyecektir. PM ve MYK’nin onay verdiği şekli ile anayasa taslağımız Meclis’te olacaktır. Bizler sonuna kadar sivil anayasa istediğimizi ve bundan masada olacağımızı söyledik” diyen Demirtaş, “MHP’nin yeni anayasa derdi yok. CHP ise 1924 anayasasını istiyor. AKP de kendi hazırladığı taslağı komisyonda dayatma ile geçirme derdinde. Masada sivil ve eşitlikçi anayasa isteyen tek parti biziz. O nedenle o masadan kalkmamız Türkiye’de yeni anayasa isteğinin masadan kalkması demektir. Biz sonuna kadar bu çalışmayı sürdüreceğiz. Bizim taleplerimizin kabul edilmediği bir durumda diğer partiler Kürt sorunun çözümünü öngörmeyen bir anayasada uzlaşırsa biz onları masadan kalkmış sayacağız. Çünkü sivil ve özgürlükçü masa Kürt sorunun çözme masasıdır” şeklinde konuştu. (ANKARA)
Evrensel'i Takip Et