5 Ocak 2012 10:54

Kurtuluş yok tek başına filmi

Çağdaş Günerbüyük

Burada anlatılan, bir apartmanda yaşayan bir grup kadının hikayesi, olarak başlıyor. Apartmana yeni taşınan Eylem, nikaha iki hafta kala nişanlısı tarafından terk edilmiş, parası kalmamış, işten ayrılmış, haliyle bunalımda bir genç kadın. Onun gelişiyle, diğer karakterleri tanımaya ve olayların nereye gideceğine dair bir fikir sahibi olmaya başlıyoruz. Eylem, apartmandaki okumuş, üst sınıf kadını temsil ediyor. Onun dışındaki kuaför kadın, kocasından sürekli dayak yiyen komşusu, onun kuaförde çalışan genç kızı, Ermeni abla, eski pavyon şarkıcısı şimdi mafyatik bir adamın metresi, apartman kadınları kadrosunu oluşturuyorlar. Başta, depresyon, dedikodu, dayak ve kabullenme, antidepresanlarla ayakta kalma, uyku haplarıyla uykuya dalma, Kurtuluş Son Durak kadınlarının hayatlarının özeti gibi. Eylem’in müdahalesiyle bu tablonun dışına çıkılıp bir umut ışığı yakılıyor.

BAKALIM NEREYE GİDECEK

Film buradan sonra biraz da fantastik bir şekilde kadının kurtuluşuna dair olumlu bir direniş hikayesi anlatmaya başlıyor ya, oradan sonraki kısma ilişkin eleştiriler daha çok siyasi kategoride değerlendirilebilir. Ama o kısma gelmeden, karakterlerin kuruluşu ve öykünün başlatılışı, zaten genele dair büyük laflar etmenin başlıca niyet olduğunu fazlasıyla belli ediyor. Yani, önümüzde birtakım kadın sorunları var ve bunlar doğru dürüst derinleştirilmeden izleyicinin önüne atılıyor ki, filmin konusu genel kadın meselesi olabilsin. Eylem, terk edilmiş, belki aldatılmış, ya da filmde ima edilen haliyle ‘ortada bırakılmış’ bir kadın olarak sempatiyi hak etmeyi bekliyor, ayrıntı bilmiyoruz, sadece eski nişanlının hıyarın biri olduğunun farkındayız. Kocasından dayak yiyen kadının hikayesinde de hiç ayrıntı yok, herifin her tarafından pespayelik ve hanzoluk akması dışında. Kısaca, karakter değil hiçbiri, tipler; ‘Kadın döven adam böyle olur’ ezberi gibi, prototipler.

Kadınların iyi oyunculuğu, biraz abartının gölgesinde kalmış olsa da, filmin geneline hakim bu fantastiklik haline paralel. Şaşırtıcı bir şekilde her zamanki kadar abartılı olmayan Demet Akbağ’ın Vartanuş’u derdini duygusunu en iyi seyirciye geçiren karakterlerden biri olabiliyor. Belçim Bilgin ve Nihal Yalçın özellikle inandırıcı ve başarılılar.

Eğlenceli olmasına eğlenceli, ama böyle her şeyin çok ezbere gibi başladığı bir film nereye varabilir diye insanı kara kara düşüncelere sevk etmesi pek mümkün. Neyse ki devamında olanlar ‘Bakalım nereye gidecek’ diye bir merak uyandırıyor.

BİRAZ SONDAN KONUŞMAK GEREK

Yazının buradan sonrası, filmin sonunu öğrenmekten kaçınanlara göre olmayacak.

Her lafa başlarken edilen ‘Her türlü şiddete karşıyız’ lafını sloganlaştıran filmin bu esprisi çok anlamlı. Malum, siyaseten doğruluk bazen de insanın elini kolunu bağlıyor ve böyle anlamsız, boş lafların kolayca edilmesine, herkesten beklenmesine davetiye çıkarıyor. Kadınlar, şiddet görmeyi istemiyor ama filmde görüyoruz işte, barışçıl yöntemleri bir yere kadar işe yarıyor.

Çünkü gördükleri şiddete karşı mücadele etmeyi kafasına koyan kadın grubu, yanlışlıkla gibi görünen bir şekilde, art arda adamları öldürmeye başlıyor. Ne kadar yanlışlık olduğu tartışılırsa da, zaten sonunda adamları ortadan kaldırıp hiç pişmanlık duymayarak bu tartışmayı da anlamsızlaştırıyorlar. Karşılarında organize bir şiddet olduğu ve devletin de şiddet gösteren adamları koruduğunu filmde apaçık gördüğümüz andan itibaren, bu adamlarla başka türlü başa çıkamıyor olduklarını en azından anlayıp onlara hak veriyoruz. Ama her lafları yine aynı, ‘Biz her türlü şiddete karşıyız’...
Elbette, birkaç kadının, birkaç erkeği ortadan kaldırıp, polis rehin alıp dertlerini dünyaya duyurdukları için kahraman olmaları, giderek tüm ülkedeki kadınlar için direnişin simgesi ve başvuru kapısına dönüşmeleri, gerçekçi bir kurtuluş yolu gibi görünmeyebilir. Bir filmin sınırları içinde bu bir sıkıntı sayılmamalı, üstelik, kadınların karşısında organize bir şiddet mekanizmasının olduğunu yerli yerince anlattığından, siyasi duruşu sağlam bir film olmuş Kurtuluş Son Durak.
Çünkü Son Durak’ta da altı çizildiği üzere, kurtuluş yok tek başına.


[email protected]
Kurtuluş Son Durak
Yönetmen: Yusuf Pirhasan
Senaryo: Barış Pirhasan
Oyuncular: Belçim Bilgin, Demet Akbağ, Asuman Dabak, Nihal Yalçın, Ayten Soykök, Damla Sönmez, Yavuz Bingöl, Ahmet Mümtaz Taylan, Mete Horozoğlu

Evrensel'i Takip Et