21 Ocak 2012 09:47

Cumartesi Anneleri: Toprak hesap soruyor


Yıllardır "adalet arayışlarını" sürdüren Cumartesi Anneleri, kaybedilen ya da faili meçhul cinayetlerle katledilen yakınları için 356. kez Galatasaray Meydanı'ndaydı. Siyah zemin üzerine yazılı "Failler belli, kayıplar nerede?" pankartının açıldığı eylemde, katledilen ve kaybedilenlerin fotoğrafları ve kırmızı karanfiller taşındı. Cumartesi Anneleri'ne, BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ve Sanatçı Zeynep Tanbay destek verdi. Cumartesi Anneleri, bu hafta 18 Ocak 1996 tarihinde Beyoğlu Belediyesi'nde temizlik işçisi olarak çalışan ve mesai saatleri içerisinde bir arabayla kaçırılmasının ardından bir daha kendisinden haber alınamayan İsmail Şahin'in akıbetini sordu. Bu haftaki oturma eyleminde ilk sözü 23 Şubat 1995'de gözaltında kaybedilen Murat Yıldız'ın annesi Hanife Yıldız aldı.

'ANNELERİN ÖFKESİ KATİLLERİ BOĞACAK'

"Annelerin öfkesi katilleri boğacak" diye başlayan Yıldız, katliamların hesabını soracaklarını, Roboski Katliamı'nın acısını yaşayan annelerin, babaların, eşlerin acılarını paylaştıklarını dile getirdi. "Bizim ciğerlerimiz yanarken, Başbakan Erdoğan 'talihsizlik' diyor, bunun neresi talihsizlik. O insanlar açlık içindeyken bombalar yağdı onların üstüne" diyen Yıldız, 17 yıldır faillerin ortaya çıkması için mücadele verdiklerini; fakat faillerin yargılanacağına terfi ettirildiğine dikkat çekti. Hrant Dink'in dava sonucuna tepki gösteren Yıldız, "Acılarımız ortak. 5 yıl o davayı takip ettim. Davanın sonucunu hükümet yargıya atıyor, yargı hükümete. İyi de bu yargı, hükümetin yargısı değil mi?" diye sordu. Yıldız, "Roboski Katliamı'nın sorumlusunun Leyla Zana olduğu söyleniyor. Zana, 'silah Kürtlerin sigortasıdır' diyor. Sigortası değilse siz niye topunuzla, panzerinizle, polisinizle askerinizle halkın içindesiniz" sorusunu yöneltti.

'NE OLURSA OLSUN MEYDANLARDAYIZ'

Devletin tarih boyunca katliamlar yaptığını ifade eden Yıldız, bu katliamlarla Kürt halkının yok edilmek istendiğini, "acılarınızı paylaşıyoruz" sözlerinin ise yalan olduğunu dile getirerek, devletin yaşadığı acının ancak "koltuk kaybetme acısı" olacağını ifade etti. Başbakan'a seslenen Yıldız, "Sen herkesi içeri atıyorsun gazeteciyi, sanatçıyı, şairi, yazarı; ama biz her zaman bu meydanlarda olacağız, artık yeter vazgeç. Yargıyı işlet" çağrısında bulundu.

TUNCEL: DİNK KARARI YERLEŞİK ZİHNİYETİN SONUCU

Yıldız'ın ardından söz alan Sebahat Tuncel, Cumartesi Anneleri'nin Türkiye'nin gerçeklerini gösterdiğini, annelerin mücadelesi sonucunda kazıların yapıldığını kaydetti. Gözaltında kaybedilenler olmasına rağmen faillerin yargılanmamasının nedeninin bir devlet politikası olduğunu belirten Tuncel, Kürt olan herkesi "terörist" olarak gören bir zihniyetin var olduğunu, bu zihniyet yüzünden ise bir sürü tutuklamanın yaşandığını vurguladı. Dink'in dava sonucuna değinen Tuncel, "Yargı her zamanki gibi devleti akladı. İnsan hakları, özgürlükler yok sayıldı. 'Vatan bölünmez bir bütündür' zihniyetiyle verildi bu karar" dedi.

'ÇOCUKLARIM BABALARINA SARILMAK İSTİYOR'

Tuncel'in ardından 18 Ocak 1996 tarihinde kaybedilen İsmail Şahin'in eşi Kiraz Şahin konuştu. Şahin'den 18 Ocak'ta işe gittikten sonra bir daha haber alamadığını söyleyen eşi Şahin, belediyeye, karakollara başvurduğunu, fakat hepsinin cevabının sonradan hiç başvuru yapılmadığı yönünde olduğunu aktardı. 1996 yılındaki Beyoğlu Belediye Başkanı Nusret Albayrak'ın yanına gittiğinde Albayrak'ın cevabının, "5 yıl bekle dönmese birikmiş parasını veririz" olduğunu belirten Şahin, dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yanına gitmek istediğinde ise kabul edilmediğini ifade etti. 2 çocuğu olduğunu söyleyen Şahin, "Çocuklar babalarına sarılmak istiyor. Ben onlara bekleyin diyorum hesap soracağız" dedi.

TANBAY: DEVLET GEÇMİŞLE YÜZLEŞMEK İSTEMİYOR

Şahin'in ardından haftanın basın açıklamasını sanatçı Zeynep Tanbay yaptı. JİTEM 'in sorgu merkezi olarak kullanılan Diyarbakır'ın İçkale bölgesinde çıkan insan kemiklerine işaret eden Tanbay, "Topraklarımızdan insanlarımızın kemikleri, kafatasları fışkırıyor adeta. Biz devletten hesap soruyoruz. Toprak hesap soruyor. Devlet geçmişindeki vahşetiyle yüzleşmek istemiyor. Ancak artık toprak isyanda" dedi. Ortaya çıkan toplu mezarların acı tablosu herkesin önünde sergilenirken, yetkililerin suskun kalmasına, medyanın sessizliğine ve toplumun da sakinliğine tepki gösteren Tanbay, "Dünyanın başka bir coğrafyasında olsa, milyonları sokağa dökecek bu olaya karşı, Türk toplumundaki tepkisizlik bizlerin yüreklerini dağlıyor" diye konuştu.

Tanbay, 8 Ocak 1996 yılında Beyoğlu Belediyesi'nde temizlik işçisi olarak çalışan ve mesai saatleri içerisinde bir arabayla kaçırılması ardından bir daha haber alınamayan İsmail Şahin'in akıbetini sordu. Tanbay, "Aradan 16 yıl geçti. Tayyip Erdoğan şimdi Başbakan. O zaman sessiz kaldı şimdi de. Geçen yıl Cumartesi Anneleriyle yaptığı görüşmede özellikle not aldığı İsmail Şahin hakkında bir araştırma yaptı mı? Kayıplarımız nerede?" diye sordu. Tanbay son olarak, "Geçmişin vahşetiyle yüzleşmeden, derin yapılanmalar sorgulanmadan, devlet arşivleri açılmadan, kayıplarımız açıklamadan bu isyanın sonu gelmeyecektir" ifadesinde bulundu. (İstanbul/DİHA)

Evrensel'i Takip Et