Angelopoulos anısına kalkan yumruklar
Yönetmenin az bilinen eserlerinden 1986 yapımı bu film aslında bir Mutsuz İnsanlar Ansiklopedisi. Filmde, öğretmenlikten ayrılıp, kızını mutsuz bir evliliğe bırakıp, mutsuz evliliğini bırakıp, kasasına arı kovanlarını doldurduğu bir pikaba atlayıp yollara düşen mutsuz bir adamın, onun yolda karşılaştığı mutsuz bir genç kızın ve geçmişten fırlayıp çıkan başka mutsuzların öykülerini izleriz. Ama giderek bunların tam olarak öykü olmadıklarını, yahut bilinçli olarak tamamlanmamış öyküler olduklarını anlarız. Neden? sorusuna verilen en somut cevap “Bilmiyorum”dur ve çoğunda bu cevap da verilmez.
Kızı nasıl bir adamla evlenmiştir? Subay kıyafetleri içindeki adamın sonra bir benzin istasyonu ve market işlettiğini görürüz. Ne olmuştur? Evliliğin bütün taraflarının mutsuz olduğu bellidir, peki evliliğe zorlayan nedir? Adamın kızıyla arasında nasıl bir ilişki vardır? Karısıyla neden ayrılır? Yolda aldığı yarı fahişe otostopçu kızı bu hayata iten şeyler nedir?
Karakterlerin çoğu repliği susmaktır. Belki bunlara karakterler demek bile zor. Zira mutsuzluklarından başka çok az şey biliriz. Zaten girip çıkışları da bir tutarlılık gözetmez. Lynch filmlerini yahut rüyaları andırır şekilde gözlerimizin önünden geçerler. Biri Fransız biri iş adamı gençlik arkadaşları, çoktandır işlemeyen bir sinema salonunu her gün temizleyen bir başka arkadaş, babasıyla arasındaki ilişkinin ne olduğunu bilmediğimiz bir oğul filmin orasında burasında arzı endam ederler, fakat adamla otostopçu kız dışındakilerin varlıklarıyla yoklukları pek fark etmeyecek gibidir. Hatta kız bile adamın mutsuzluğunun altına çekilen bir çizgi olmanın ötesine fazla gitmez. Peki nedendir bu mutsuzluk? Bilinmez.
BİR TARAFI KÖR MADALYON
Angelopoulos’un çekimleri sırasında hayatını kaybettiği son filmi Öteki Deniz hakkında söyledikleri bize bu bilinmezliğin yalnızca sanatsal değil politik (yahut apolitik) bir tutum olduğunu da söylüyor. Yönetmenin çoğu başka filminde olduğu gibi burada da konu toplumsal: Kriz ve göçmenlik. Ancak diğer filmlerinde olduğu gibi burada da toplumsal sorunların çözümü etik alanda aranır. Krizin ekonomiden değil yiten değerlerden kaynaklandığını söyleyen Angelopoulos, krizini çözümünü bütün siyasi partilerin birlikte hareket etmelerinde görür örneğin.
Yunan yönetmenin toplumsallıkla ilişkisi, bir tarafı kör bir madalyon gibidir. Bir çok bireyci sanatçının aksine, madalyonun toplumsal sorunlar yanını görür, fakat onları ortaya çıkaran siyasi iktisat yanına kördür. Ama boşluk tanımayan bir dünyada bu boşluğu başka şeylerle ikame etmek zorundadır ve çareyi değerler, bellek, dayanışma gibi romantik idealler ve idealar dünyasına ait şeylere sarılmakta bulur.
Angelopoulos, yaşadığı dünyanın sorunlarını görmesi anlamında bizdendir. Bu yüzden, Büyülü Fener’de onun anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşunda ayağa kalkışımız yerindedir. Ama o, bu sorunların çözümünü yine onları yaratan yapının kendisinde aradığı ölçüde bizden değildir. Aslında ahlaki bir sosyal demokrasidir onun aradığı. Bu yüzden, saygı duruşu sırasında kalkan kimi yumruklardan herhalde o pek hoşnut kalmazdı. Zira o yumruklar bize şu güzelim dünyada yaşamak için gereksindiğimiz en temel şeylerden bile mahrum kılıp kendini bizim üstümüzde yüceltenlerin kafasına inmek ve bu yolda düşenleri anmak üzere sıkılırlar. (Ankara/EVRENSEL)
[email protected] | twitter.com/yazilama
Evrensel'i Takip Et