Tarım işçileri için bir yasa yok
Bu olumsuz koşulların yanı sıra; mevsimlik işçiler arasında yoğun olarak bulunan küçük grup ilişkileri (aile-akrabalık-aşiret ilişkileri) de eklemek gerekir. Küçük grup ilişkilerinin varlığı kendi içinde güçlü bir ilişki varlığı, güçlü bir dayanışma yaratırken, değişik grupları bir araya getirmede, yani sınıf dayanışması ve birliğini sağlamada olumsuz bir işlev görür.
Mevsimlik tarım işçilerinin dikkat çeken bir başka özelliği çoğunluğunu kadın ve çocuk işçilerin oluşturmasıdır. Aslında bu, tarla ve toprak sahiplerinin özel tercihidir. Çünkü patronlar kadın ve çocuk işçilerden çok daha fazla yararlanmakta, “Ne versek kabul ederler” düşüncesiyle hareket etmektedirler. Tüm bu olumsuz koşulların varlığı, mevsimlik işçilerin ancak ve ancak elçilik kurumu etrafında örgütlenmesine izin vermiştir.
ELÇİLİK KURUMU
Elçi, toprak sahibi ile işçi arasında aracı görevini gören ve işçileri anlaştığı tarla sahibinin işine götüren kişidir. Parasını her bir işçinin gündeliğinden (ücret belirleme komisyonu tarafından miktarı belirlenmektedir) bir kesinti yaparak alıyor. Tarım işçisi için bu yıl Çukurova’da belirlenen günlük yevmiye 30 TL’dir. Bunun 3 TL’sini elçi almakta, 27 TL si işçiye verilmektedir. Tarım alanındaki çalışma düzeninden, konaklama yerinin organizasyonunundun işverenle ücret pazarlığını kadar her şeyi elçi yürütür. O aracılık işlevinin yanında, çalışma ve barınma düzenini örgütleyen, işçilerin hem ve çevreyle olan dış ilişkilerini hem de kendi iç ilişkilerini düzenleyen bir otoritedir. Daha önceleri elçiler kendileri, çocukları ve akrabalarını yanına alarak bu işi yaparlardı. Bu elçiler küçük elçi yani fakir elçidir, çoğu kendisi de çalışır. Ancak bunlar dışında özellikle son yıllarda yeni bir elçi tipi ortaya çıkmıştır. Bu yeni tip elçiye; zengin, işletmeci yada taşeron elçi denebilir. Bu yeni tip elçiliği diğerlerinden farklı kılan iki önemli özelliği vardır: Birincisi sermayelerinin olması, İkincisi işçilerle-işverenler arasında değil; küçük elçilerle-büyük işverenler arasında aracılık yapmasıdır. Görüldüğü gibi, kapitalist tekelleşme elçiliği tasfiye etmiyor, onu da beraberinde geliştiriyor, tekelleştiriyor.
TARIM İŞ YASASINA İHTİYAÇ VARDIR
Tarım işçilerinin, ekonomik-sosyal-siyasal taleplerini savunmak bu talepler üzerinden sesini ve eylemini yükseltmek için bir sendikal mücadeleye ihtiyaç varır. Ancak tarım işçilerin-mevsimlik işçilerin her şeyden önce Tarım İş Yasasına ihtiyacı vardır. Bugün tarım iş kolunda; ne tarım işçisini (kadrolu-kadrosuz) nede tarım işverenini tarif eden; tarım iş kolunu düzenleyen bir yasa yoktur. Böyle bir yasa ve düzenleme olmadığı için sendikal haklar, grev hakkı, TİS hakkı, sigorta hakkı, hafta sonu, yıllık ücret hakkı, asgari ücretten yararlanma hakkı, sağlık hakkı vb. çalışma yaşamına sosyal yaşamına dair ne varsa karşılık bulmamaktadır.
Tarım iş kolunda hâlâ 150 yıl öncesinin feodal hukuku işletilmektedir. Ne daha önceli yürürlükte olan 1475 sayılı iş yasasında ne bugün geçerli olan 4857 Sayılı İş Kanunu Yasasında, ne 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, nede İŞKUR yasası tarım işçilerini tarif etmemektedir. AKP hükümetinin en son yaptığı iş kanunu düzenlemesinde tarım işçilerinin yine iş kanunun dışında tutuldu. Gelmiş geçmiş hükümetler ve son on yıldır hükmeden AKP de tarım işçileri yasası çıkarmayarak tarım işçileri alanında süren bu kuralsızlığa, kara düzen çalışmaya göz yummaktadır.
Tarım iş koluna uygun bir yasanın olmaması örgütlenmenin zorlaştıran önemli bir etkendir. Öyleyse tarım işçileri örgütlenme mücadelesi verirken aynı zamanda tarım iş koluna uygun yasal bir zemin oluşturması için de çaba sarf etmeliler. Konu aynı zamanda yasal hukuk olduğuna göre Barolar, Hukukçular, Aydınlar, Sendikalar, emekten yana milletvekilleri ve tüm emek güçleri duyarlı davranmalı ve geniş bir kamuoyu yaratılmalıdır. (Adana/EVRENSEL)
Evrensel'i Takip Et