HDK korkutuyor!
Birkaç hafta önce Trakya Lüleburgaz’da yapılmak istenen Ekoloji kurultayında yaşananlarla Sinop ve Samsun’da yaşananlar bire bir örtüşüyor. Tek merkezden komuta edildikleri o kadar açık ki bu durumu gizlemeleri imkansız. Lüleburgaz CHP ilçe başkanının başını çektiği güruh haftalar öncesinden provokasyonlara başladı. Toplantıya katılacak olan bazı CHP milletvekillerinin toplantıya katılmaması yönünde çalıştılar başarılıda oldular. Özellikle panelistlerden biri olan Milletvekili Melda Onur’un bu gelişmeler karşısında ilk tavrı “ben katılırım bana kimse karışamaz” biçimindeydi. Fakat sonrasında Melda Onur düzenleme kurulunu arayarak çok yoğun bir baskı gördüğünü CHP tarafından disiplin kuruluna sevk edilmekle tehdit edildiğini paylaştı ve bu nedenlerle gelemeyeceğini iletti. CHP’li Lüleburgaz belediyesi etkinlik için verilen salonun tahsisini iptal etti. Sonrasında etkinlik için Petrol-İş sendikası şube salonu alındı. Sendikaya yapılan baskılar sonucunda sendika salon tahsisini iptal etti. Yaşananların tamamı CHP’nin düşmanca ve faşist saldırıları sonucunda gerçekleşti.
Trakya’da AKP hükümetinin hazırlattığı çevre düzeni planları CHP’li belediyelerin meclislerinde nasıl kabul edildiğini izlemiştik. CHP, AKP, MHP Trakya’nın ranta, sanayiye kurban edilmesini kol kola girerek sağladılar. Birinci sınıf tarım topraklarının tamamen yok olmasının adımları, oluşacak rantı paylaşma hesaplarıyla coşkuyla gerçekleşti. HDK’nın gerçekleştireceği etkinlikten neden bu kadar korktular dersiniz. Bir tek nedeni var o da rantlarına çomak sokabilecek bir odak olarak görülmesidir. Tüm bölge sanayi yatırımları, termik santraller, çimento fabrikaları, nükleer santral, Istranca sularının iç edilmesi ve nihayetinde yakında başlayacakları kaya gazı sondajları için sermayeye teslim ediliyor.
HER TAŞIN ALTINDA CHP!
Trakya’da, Sinop’ta ve Samsun’da yaşananların tamamının ardında CHP’li belediye başkanları veya örgütleri var. Tabii MHP’nin ve AKP’nin hakkını da vermeliyiz. Karadeniz’in doğasını herkes az çok bilir. Dağların, ormanların, suların tamamı şirketlere devredilerek yok ediliyor. Sinop belediye başkanının nükleer santral için “Ülkemize, ilimize hayırlı olmasını diliyoruz” açıklamaları basına yansımıştı. Kime hayırlı olacağını saymak isterdik şimdi ama neyse diyoruz. Kimlere hayır getirmeyeceğini ifade edelim yeter. Kesinlikle Sinop halkı bundan yarar göremez. Türkiye ve özellikle Karadeniz halkının da yarar sağlayamayacağı çok açık. Üretilen enerjinin kimin için üretileceğiyle ilgili soruları bir tarafa bıraksak bile en ufak bir tehlikede nelerin yaşanabileceğini Çernobil’de ve en son Japonya’da gördük. Başkan hayırdan söz ediyor. Bunların hayırdan tek anladığı ranttır. Bu vesileyle oluşabilecek rantlar için ağızlarında salyalarla bu sürecin başlamasını bekliyorlar. Samsun belediyesinde yaşanan yolsuzluklar, iç edilen milyonlarca parayla ilgili bir geçici işçinin sorumlu tutulmaya kalkışılmasıyla başlayan soruşturmanın üstü örtülecek mi göreceğiz. ABD büyükelçiliğinin Samsun limanı ile ilgili taleplerini başkan neden saklamaktadır? Bu sorulara cevap aramaya devam edeceğiz.
BU SALDIRI VE PROVOKASYONLARIN AMACI NEDİR!
Kol kola aynen Trakya’da olduğu gibi “vatan” kurtarıyorlar. Çok ilginçtir Sinop ve Samsun ile diğer Karadeniz illeri üzerinde dolaşan tehlike de Trakya ile aynı tehlike. Sanayileşme ve enerji yatırımları bölgeyi abluka altına almış durumda. Sermaye dört bir koldan bölgeye hücum ediyor. Tüm çelişkilerden yararlanarak hem CHP hem MHP hem de AKP eliyle tüm Karadeniz tarumar ediliyor. Bir soruyu sormamız gerekli, neden Türkiye gladyosu bölgeyi üs edinmiş durumda. Bunun yanıtında ABD elçilerinin Samsun limanına dönük ziyaretleri ve gizli planlarıyla bir bağ mutlaka olmalı. En önemlisi de emperyalist kapitalizmin bölgeye biçtiği rolleri ve girişimleri bunda etkili. Karadeniz enerji koridoru olarak ifade edilmektedir. OMV şirketi, termik santral ile başladığı süreci büyüteceğini ve bölgede kalıcı olacaklarını ifade ediyor. Bölgede binlerce HES, onlarca termik santral ve çimento fabrikaları, yeni demir çelik fabrikaları ve bunlara bağlı gemi söküm tesisleri, Kozlu’da kurulmak istenen özel enerji üretim organize sanayi bölgeleri, biyo yakıt amaçlı tarım alanları yaratma vb. saldırılar Karadeniz’in o muhteşem doğasını yok edecek girişimlerdir.
Sorun, kim yaşamın yanında kim sermayenin kucağında sorunudur. AKP, CHP, MHP gibi düzen partilerinin bu talanda ki rolleri açıkça ortaya çıkmaktadır. HDK’nın bu süreci durdurabilecek yegane yapı olması ve bu yapının büyüyerek devam etmesinde ki kaygılar HDK’yı hedef haline getirmektedir. Bunda da anlaşılmayacak bir şey yok aslında. Halkların emek, doğa ve özgürlükler üzerinden birleşmesi sermayeyi ve onun yapılarını korkutmaktadır. Şunu iyi bilmeliler ki korkunun da ecele hiç faydası yok..
*HDK Ekoloji Komisyonu üyesi
Evrensel'i Takip Et