30 Aralık 2014 04:34
/
Güncelleme: 04:00

‘Ben 34 kişinin faili olsam cumhurbaşkanı olmazdım’

3 yıldır mezarlığı mesken eden Roboskîli aileler çocuklarının mezar taşlarına sarılıp, gözyaşı döküyor, adalet istiyor. Aileler en çok Tayyip Erdoğan’a öfkeli.

‘Ben 34 kişinin faili olsam cumhurbaşkanı olmazdım’

Dosya: Bitmeyen yas: Roboskî

Hazırlayanlar: Cumhur DAŞ/Vecdi ERBAY

Roboskîli kadınlar üç yıldır her perşembe günü mezarlığa gidiyor. Çocuklarını anıyor, onlar için dua ediyor ve adalet beklentilerini dile getiriyor. Siyah elbiselerini, çektikleri acının ifadesi olarak taşıyorlar üstlerinde üç yıldır. Akla sığmayan bir soğukkanlılıkla gerçekleştirilen katliama anlam vermekte güçlük çekiyorlar. Sınır ticaretinin güçlüğünü, tehlikesini biliyorlardı elbette ama 34 kişinin savaş uçaklarının bıraktığı bombalarla katledilebileceğine ihtimal vermiyorlardı. Böyle bir acımasızlık karşısında yaşadıkları şaşkınlığı ve dehşeti, aradan üç yıl geçmesine rağmen, gözlerinden okumak hâlâ mümkün. Bir de dinmeyen öfkeleri var elbette. Katliama izin veren ve gerçekleştirenler yargı önüne çıkarılmadı çünkü ve bu konudaki ısrarlı tutumları güç kullanılarak bastırılmak istendi. Öfkeliler, çünkü devletin reva gördüğü ve dayattığı hayata itiraz ediyorlar artık…

Katliamda hayatını kaybeden Vedat’ın annesi Mercan Encü’yle oğlunun mezarı başında 
3 yıldır yaşadıklarını ve beklentilerini konuştuk.

İLK SÖZ: ADALET
Mercan Encü ‘Adalet’ diyerek başlıyor söze. “Türkiye’de adaleti bulamadık” diyor ve ekliyor: “Üç yılımız zehir gibi geçti. Hep üzüntüyle, ağlamakla, mezarlığa gelip gitmeyle geçti yıllarımız. Televizyonda hep haberleri izliyorum. Nerede olursam olayım saat başı haberlerin başında duruyorum. ‘Acaba 34 kişinin failleri ortaya çıktı mı, bir şeyler belli oldu mu, devlet ne yapıyor’ diye bakıyorum. Ama hiçbir şey açığa çıkmıyor. Eskiden güzel günlerimiz vardı. Şimdi hiç kimsenin ne bir neşesi ne de bir mutluluğu var. Adalet nasıl sağlanır diye bekliyoruz. Biz 3 yıldır adalet arıyoruz.”

BEN 34 KİŞİNİN FAİLİ OLSAM CUMHURBAŞKANI OLMAZDIM
Mercan Encü Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığını hak etmediğini belirterek, “Tayyip Erdoğan o kirli politikalarıyla her gün medyaya çıkıyor. Durmadan konuşuyor. Ama hiçbir adım attığını görmedik. Ben bu 34 kişinin faili olsaydım cumhurbaşkanı olmazdım. Ben kendim istifa ederdim. Millet ne kadar ısrar etseydi de ben olmazdım. Yüzüm olmazdı. Ama onun öyle bir yüzü var ki her gün bir maske takıyor. Çocuklarımıza bunu niye yaptılar? Devamlı bunu düşünüyoruz. Yakalasaydılar, cezalandırsaydılar ama öldürülmeyi hak etmediler” diyor.

BELKİ ARA SIRA GÜLMEM OLACAK, AMA…
Failler bulunsa onların yakasına yapışacağını söyleyen Mercan Encü, “Üzerimizde sürekli siyah elbisemiz var. Belki dışarıda ara sıra gülmem olacak, belki arkadaşlarla şakalaşacağım ama bu yasımız kalkmaz. Çünkü içimiz alevlenmiş, yanmış. Tayyip Erdoğan çıkıp bizden özür dilese, bir de failimiz açığa çıksa, yargılansa içimizdeki alev belki biraz azalır. Faillerimize, ‘Bu çocuklara siz niye böyle yaptınız’ diye soracağım. Belki o zaman hafifçe yasımız azalır” diyor.

KÜRTLER BU ERDOĞAN’IN ÖNÜNDE EĞİLMEZ.
Mercan Encü’nün son sözleri baş eğmemek üzerine: “Tayyip Erdoğan yaptığı katliamın hesabını versin. Bir daha kalkıp da Kürtleri katletmesinler. Bu 34 çocuk gitti bizim aramıza yüzlerce çocuk geldi. Kürtleri yok etmek istiyorlar. Şimdi de bu IŞİD’i beslediler, Kürtlerin üzerine saldılar. Onun kirli yüzünü, kirli protokolünü biz biliyoruz. Ama Kürtler yok olmaz. Bu Kürtler Tayyip Erdoğan’ın önünde eğilmez. Oğlumun oğlu kalsa, torunumun torunu kalsa biz bu olanları unutmayız. Kürtler bu Erdoğan’ın önünde eğilmez. Ben öbür dünyada Tayyip Erdoğan’ın yakasını tutacağım. 34 anne de öyle...”

BÜYÜK DEDİYSEM DE DAHA 16 YAŞINDA…

KATLİAMDA hayatını kaybeden 16 yaşındaki Selahattin Encü’nün mezarı başındayız.  Ablası Nazlı Encü ile sohbet ediyoruz. O da yeni girmiş 16 yaşına. Nazlı, Selahattin’in kaçağa gitmek zorunda olduğunu hatırlatarak, faillerin peşini bırakmayacaklarını söylüyor. Duygularını şöyle anlatıyor Nazlı: “3 yıl geçmesine rağmen acımız taze. Failleri biliyoruz, sadece yargılanmıyorlar. Biz hiçbir şeyi unutmadık, unutmayacağız da. Failler yargılanana kadar mücadelemiz devam edecek. Artık yeter. Öldürülen 34 kişinin anneleri, babaları, kardeşleri her gün acı çekiyor. Faillerin yargılanması en azından acıları biraz hafifletecektir.”

50 LİRAYA MECBUR OLMAK
Selahattin’in sınıra gitmek zorunda olduğunu belirten Nazlı, “Babam geçirdiği iki ameliyattan sonra iş yapamıyordu. Burada hadi dışarıya çıkayım da iş bulayım diye bir şey yok. Yapılacak şeyler bellidir. Selahattin evimizin en büyük çocuğuydu. Yani büyük dediysem, daha 16 yaşındaydı. Oraya gitmeye mecburdu. Kazandığı da 50 lira. Başbakan, Cumhurbaşkanı o 50 lirayı azdır diye cebinde bile bulundurmuyor. Bizim burada 50 lira için o sınıra gitmek gerekiyor. Bu katliamdan sonra okulu da bıraktım. 14 yaşındaki kardeşim de artık çok zorlandı, o da okulu bıraktı. Diğer kardeşlerim de okulu sevmiyor. Biz okuldan, devletin olduğu her şeyden bıktık” diyor.

ROBOSKİ-DER BAŞKANI VELİ ENCÜ:
Roboskî’yle birlikte hukuk da katledildi

ROBOSKÎLİ aileler geçtiğimiz yıl Roboskî İçin Adalet Yeryüzü İçin Barış Derneğini (ROBOSKİ-DER) kurdu. Katliamda kardeşi Sehat’ı kaybeden Veli Encü derneğin başkanlığını yürütüyor. Dernek binasında Veli Encü ile sohbet ediyoruz. Devletin tüm baskılarına rağmen Roboskîli ailelerin adalet mücadelesini devam ettirdiğini söyleyen Veli Encü, “Katliamın ikinci yıl dönümünde derneğimizi açtık. Roboskî için verdiğimiz mücadeleyi daha örgütlü bir hale getirmek için bu derneği kurduk. Yapacağımız çalışmaları ailelerimizle burada konuşuyoruz, karar alıyoruz. Bizler ROBOSKİ-DER’i aynı zamanda sosyal faaliyet alanı olarak da kullanıyoruz. Burada çeşitli atölye çalışmaları da başlatacağız” dedi.

KOMİSYONUN RAPORU FAİLLERİ AKLADI
Dava sürecine ilişkin de bilgi veren Veli Encü şunları söyledi: “Roboskî Katliamı’ndan sonra Mecliste İnsan Hakları Komisyonuna bağlı bir alt komisyon kuruldu. Öncelikle onların idari bir araştırması oldu. Bu araştırma sonucunda bir rapor hazırlandı. Ve bu rapor Roboskî faillerinin yargıda nasıl aklanacağına ilişkin bir kılavuz niteliğindeydi. Bu raporu utanç raporu olarak değerlendiriyoruz. Daha sonra Roboski dosyası görevsizlik kararıyla sivil yargıdan askeri yargıya gönderildi. Askeri yargı da takipsizlik kararı vererek, failleri aklamaya çalıştı. Daha sonra 1500 avukatın imzasının bulunduğu bir dilekçeyle Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunduk. Aradan 7 aylık bir zaman geçti. Onlardan çıkacak kararı bekliyoruz. AYM’de olumsuz bir karar çıkması durumunda AİHM, Uluslararası Ceza Mahkemesine başvuracağız.”

BU ÜLKE İNSANLIK SUÇU İŞLEDİ
Artık Türkiye’de adaleti sağlayabileceklerine inanmadıklarını söyleyen Veli Encü, “Bu katliamı çok kısa sürede aydınlatabilirlerdi. Ancak hiç kimse hakkında bir işlem yapılmadı. Sadece olayda adı geçen kişilerin görev yerleri değişti. Bu nasıl hukuk devleti? Başbakan, Cumhurbaşkanı her zaman hukuka saygıdan bahsediyor, demokrasi nutukları atıyor. Ama Roboskî bu sözlerin ne kadar samimiyetsiz olduğunu gösteriyor. Maalesef Türkiye’de Roboskî Katliamı’yla birlikte hukuk da katledilmiştir. Savunmasız insanları öldürmek suçtur. Ne yazık ki bu insanlık suçunu bu ülke işledi” dedi.

GÜN GELECEK HEPSİ İTİRAF EDECEK
İçişleri Eski Bakanı İdris Naim Şahin’in AKP’den ayrıldıktan sonra Roboskî Katliamı’na ilişkin açıklamalar yaptığını hatırlatan Veli Encü, “Eğer zamanında konuşsalardı belki hukuksal durumu etkileyen bir gelişme olurdu. İdris Naim Şahin o dönem kendi çıkarları için sustu. Gün gelecek AKP’den ayrılan herkes işledikleri bu insanlık suçunu itiraf edecek. Şimdi onları vicdanlarıyla baş başa bırakıyoruz. Ancak bu acıya sebep olanlar gün gelecek hesap verecektir” dedi.

SINIRA GÖMÜLEN HAYATLAR, HAYALLER...

Karker Encü: Katledildiğinde 16 yaşındaydı. Maddi durumu kötü olduğu için okulu bırakmak zorunda kaldı ve yaşıtları gibi sınırın öte yanına gidip, gelmeye başladı.

Seyithan Encü: Katledildiğinde 21 yaşındaydı. Okumayı çok istediği halde ailesinin maddi durumunun kötü olduğu için okulu bıraktı. Sınıra ilk gidişinde bombaların hedefi oldu.

Nadir Alma: Katledildiğinde 26 yaşındaydı. Ailesi bakmak için sınıra gidiyordu. 

Mehmet Ali Tosun: Katledildiğinde 24 yaşındaydı. Bir katıra dahi sahip olmadığı için arkadaşlarından 25 lira karşılığında kiraladığı katırla sınıra gitmişti. 

Şervan Encü: Katledildiğinde 19 yaşındaydı. Lise 2’deyken okulu bırakmak zorunda kaldı. Katırını çok sevdiği için binmeye bile kıyamıyordu. Bombardımanda parçalanan Şervan’ın cansız bedeni, katırına yüklenerek köyüne getirildi. 

Nevzat Encü: Katledildiğinde 19 yaşındaydı. Sınırda üzerine bombalar yağdığında henüz lise son sınıf öğrencisiydi. 

Osman Kaplan: Katledildiğinde 31 yaşındaydı. Borçlarını ödemek ve en büyüğü 12, en küçüğü 7 yaşında olan 5 çocuğuna bakmak için ‘son gidişim’ dediği sınırdan bir daha dönemedi. 

Özcan Uysal: Katledildiğinde 18’ine yeni girmişti. Ailesinin bankadan çektiği krediyi ödeyebilmek için lise 2’deyken okulu bıraktı. O da o kara günde bombalara hedef oldu. 

Selim Encü: Katledildiğinde 39 yaşındaydı. Evli ve 3 çocuk babasıydı. Sınırda katledildiğinde hamile olan eşi, daha sonra dünyaya bir erkek bebek getirdi.

Vedat Encü: Katledildiğinde 18’indeydi. Lise birinci sınıfa kadar okuyan Vedat, yazın iş makinesi operatörlüğü yapıyor, kışın sınıra gidiyordu.

Muhammet Encü: Katledildiğinde daha 13 yaşında ve 7. sınıf öğrencisiydi. Ailesinin tüm itirazlarına rağmen sınıra giden Muhammet’in de sınıra son gidişi oldu 28 Aralık 2011. 

Mahsum Encü: Katledildiğinde 17 yaşındaydı. Lise 1. sınıftaydı. 18’ine girdiğinde ehliyet almak için para biriktiriyordu. 18’ine giremedi. 1997’de sınırda hayatını kaybeden dedesinin akıbetine uğradı.

Bilal Encü: Katledildiğinde 16 yaşındaydı. Gözleri görmeyen babası Ahmet Encü’nün eli, ayağıydı. Katliamda yaşamını yitirdiği gün okuldan gelmiş, üstünü değiştirip sınıra gitmişti. Bir daha dönemedi.

Erkan Encü: Katledildiğinde o da daha 13 yaşındaydı. Ancak ilkokul 7’ye kadar okuyabildi. Sınıra ikinci gidişiydi. 

Hüsnü Encü: Katledildiğinde 20 yaşındaydı. Normalde ağabeyi giderdi sınıra. Ama o askere alınınca iş ona kaldı. Evliydi, katledildiğinde eşi henüz 2 aylık hamileydi.

Savaş Encü: Katledildiğinde 14’ündeydi. Ağabeyi Hüsnü ile birlikte sınıra gittiği o gece savaş uçaklarının hedefi oldu. 

Cihan Encü: Katledildiğinde 19 yaşındaydı. Sınıra bozulan cep telefonunun tamir etmek için gereken 50 lira için gitmişti. 

Cemal Encü: Katledildiğinde 17 yaşındaydı. YGS sınavına giriş başvurusu ücreti ve okul kantinine olan 20 lira borcunu kapatmak için sınıra gitmişti. 

Serhat Encü: Katledildiğinde 15 yaşındaydı. İki ağabeyi üniversitede okurken, onun payına sınıra gitmek düştü. Ağabeyinin köye gelmek için babasından yol parası istediği konuşmaya şahit olduktan sonra, ağabeyini arayarak ‘Ben sınıra gider sana gönderirim, bir iki gün idare et’ dedi. Ağabeyi cenazesine geldi. 

Hamza Encü: Katledildiğinde 21 yaşındaydı. Annesinin ısrarları üzerine evlilik hazırlıkları yapıyordu. Annesi bombardımanda parçalanan cesedini elleriyle topladı. 

Celal Encü: Katledildiğinde 15 yaşındaydı. Çalışmak için gittiği batıda iş ararken ‘siz teröristsiniz’ cevabını duyunca, geri döndü. O gece gittiği sınırdan bir daha dönemedi. 

Şerafettin Encü: Katledildiğinde 18 yaşındaydı. Sınıra yitirdiği annesine bir mezar yapmak üzere gitmişti. Onun da sınıra son gidişi oldu...
 
Selam Encü: Katledildiğinde 22 yaşındaydı. Üniversite son sınıf öğrencisiydi. Okul masrafları için sınıra gidiyordu. Uludere Kaymakamlığı’na okul masraflarının karşılanması için yaptığı başvuru reddedildikten iki gün sonra sınıra gitti. 

Bedran Encü: Katledildiğinde 13 yaşındaydı. Babasına söylemeden o karlı ve soğuk gecede katırını hazırlayıp, sınıra gitti. Ayağındaki naylon ayakkabıyla yola çıkan Bedran, kendisi ve küçük kardeşlerine kışlık ayakkabı alacak parayı kazanmak istiyordu. 

Fadıl Encü: Katledildiğinde 20 yaşındaydı. Fenerbahçe formasını üzerinden hiç çıkarmazdı. Babası 28 Aralık’ta bombaların altınca parçalanan cesetlerin arasında onu formasından tanıdı. 

Hüseyin Encü: Katledildiğinde 20 yaşındaydı. İçine kapanık biri olarak tanınırdı. Kimseye derdini anlatmazdı. 28 Aralık 2011 son günü oldu. 

Aslan Encü: Katledildiğinde 17 yaşındaydı. Sınıra normalde ağabeyi Halil giderdi. Ama sınırda bastığı mayınla sol bacağını kaybetti. Artık sıra ondaydı. Ağabeyine protez bacak taktırmak istiyordu. Bütün bedeni sınırda kaldı. 

Şıvan Encü: Katledildiğinde daha 13’ündeydi. Hayattan koparıldığında boynunda sarı, kırmızı ve yeşil renklerinden oluşan puşisi vardı.

Orhan Encü: Katledildiğinde 21 yaşındaydı. Hayalini kurduğu bilgisayarı almak için gittiği sınırda ağabeyi Zeydan’la birlikte yaşamını yitirdi. 

Zeydan Encü: Katledildiğinde 25 yaşındaydı. Ağabeyinin karşı çıkmasına rağmen o gün kardeşi Orhan’la birlikte sınıra gitti. 

Salih Encü: Katledildiğinde 16 yaşındaydı. Çocukluğundan bu yana dinlediği sınır hikayelerinden etkilenirdi. O da sınıra ilk kez gitti ve bu son gidişi oldu. 

Yüksel Ürek: Katledildiğinde 21 yaşındaydı. Keklik ve güvercin beslerdi. Onun da sınıra son gidişi oldu 28 Aralık. 

Adem Ant: Katledildiğinde 19 yaşındaydı. Yakında evleneceği için sınıra gidip para biriktiriyordu. 

Salih Ürek: Katlediğindinde 18 yaşındaydı. Son gidişinden kız arkadaşına aldığı hediye kolyeyi saklaması için annesine verdi. Geri dönüşünde kız arkadaşına kendisi verecekti.

-BİTTİ

EVRENSEL'İNMANŞETİ

‘Onaylamadığımız taslağı masaya koymayın’

‘Onaylamadığımız taslağı masaya koymayın’

Toplu sözleşme sürecinde olan kamu işçilerinin, Türk-İş ve Hak-İş yöneticilerinin üzerinde anlaştığı sözleşme taslağının kendilerinden gizlenmesine tepkisi büyüyor. Bu hafta hükümete sunulması beklenen taslağın onayları alınmadan masaya konmamasını isteyen işçiler, “Biz mücadele etmezsek sözleşmenin sonu belli” diyor.

72 bin 88 TL: Türk-İş’in yoksulluk sınırı

30 bin TL: Kamuda ortalama ücret

58 bin 200 TL: Türk-İş ve Hak-İş’in istediği zamlı ücret

BİRİNCİSAYFA
SEFERSELVİ
Erdoğan: Dünya bir imtihan yeridir, ekonomik zorluklar gelip geçer.

Evrensel'i Takip Et