Kaynayan Kazan: Metal!
Metal işçilerinin mücadelelerini, taleplerini, yaşam ve çalışma koşullarını tartışırken söz Bursa Valisine geliyor. Nasıl gelmesin? Soma'nın birinci yılının henüz dolduğu şu günlerde inşaat işçilerine 'Hepinizzi bu hastanenin temeline gömerim' diye ettiği laf kulaklarımızda hala.

Berkay AKKUŞ
Bursa
Uzunca bir süredir Bursa'nın gündemini meşgul eden bir konu var; metal işçilerinin mücadelesi.
Bu mücadele esas olarak Bosch fabrikası işçilerinin geçmişe dönük sözleşmelerinin yenilenmesi ve hak kayıplarının engellenmesi için verdikleri mücadelece sonucu aldıkları iyileştirme ile harlandı. Bosch işçilerinin kazanımları Bursa'da metal sektöründe çalışan işçilere de ilham kaynağı oldu. İşçilerin asıl talepleri ise, 'Bosch fabrikasında böyle bir sözleşme imzalama imkanı varken neden bütün işçiler için yapılmadı.' Sorusunun cevabında. Ardından ise Renault başta olmak üzere birçok metal fabrikasında örgütlü olan Türk Metal Sendikası ve yöneticilerine karşı kendini gösteren güvensizlikte açığa çıktı. Bu güvensizlik Bursa başta olmak üzere birçok ilde Türk Metal'den işçilerin istifa etmesi ile kendini gösterdi. İstifa şeklinde kendini gösteren bu güvensizlik, aslında birçok sendikaya karşı isçiler arasında var olan bir durum.
SEN OLSAN?
Bosch'da staj yapan bir öğrenci arkadaşımız metal alanında işçilerin sendikaları kendi mücadele örgütleri gibi sahiplenemediklerinden bahsediyor. Nedenlerini ise son dönemde yaşanan sözleşmelere bağlıyor. Son MESS sözleşmesinin bir nebze olsun iyi olduğunu ancak bu sözleşmede de şüpheleri olduğunu söylüyor. 'Birleşik Metal eski dönemde iyi bir sözleşme
imzalayamadı ama Türk Metal'in yaptığı sözleşme böyle bir Türkiye koşulunda patronlarla arasında sıkı bir ilişki olduğu düşüncesini aklıma getiriyor. Zaten Türk Metal buradan reklam yapıyor. İşçiler olarak bizler ne yapacağımızı tam bilmiyoruz ama yapacak başka bir şey var mı?' diyor. Devam ediyor anlatmaya, 'Şimdi Bosch diğer yerlere göre daha iyi bir durumda ama diğer fabrikalar öyle değil. Bu duruma insanların tepki göstermesi gayet doğal. Bizim fabrikamızdaki yeni bir işçi, Renault'daki 5 yıllık işçiyle aynı maaşı alıyor. Sen olsan tepki göstermez misin? Olacaksa her yerde aynı olması lazım.' Diyor. Biraz kendi teknik bilgilerinden bahsediyor, elektrik, mekanik vs. elinden çok iş geldiğini söylüyor. Biz de tabi ondan bir şeyler öğreniyoruz. 2 yıllık üniversite bitirdiğini, şimdi ise açıköğretime yazıldığını, elinde altın bilezik yoksa iş bulmasının zor olduğunu söylüyor. Arkadaşlarımızla konuşmaya devam ediyoruz. Metal işçilerinin mücadelelerini, taleplerini, yaşam ve çalışma koşullarını tartışırken söz Bursa Valisine geliyor. Nasıl gelmesin? Soma'nın birinci yılının henüz dolduğu şu günlerde inşaat işçilerine 'Hepinizzi bu hastanenin temeline gömerim' diye ettiği laf kulaklarımızda hala. Bizim sohbet de bitti bitecek. Son tartıştığımız konu kimlerin işçilerden emekçilerden yana olduğu oluyor. Eh bu tartışmanın cevabını bu yazıyı okuyanlar da arkadaşları ile tartışırsa belki sonraki sayıda, bulduğumuz cevapları paylaşırız hep birlikte…
SOHBETE DEVAM EDİYORUZ...
Bosch'da staj yapan arkadaşımızın ardından TOFAŞ'ta staj yapan bir kadın arkadaşımızla sohbetimize devam ediyoruz. Kendisinin çok fazla bu işlerle alakasının olmadığından bahsediyor. Nedenini sorduğumuzda ise kafasının karışık olduğunu; çıkış yolu göremediğini söylüyor. Renult'da 16 işçinin işten atılmasını, ardından işçilerin gece iş başı yapmaması üzerine işe geri alınmalarını sorduğumuzda, 'Eğer birlik olmuşlarsa kazanırlar zaten. Ama ben daha önce işçilerin böyle birlik olduğunu görmedim. Benim babam da metal işçisiydi ve çalıştığı fabrikada böyle bir birlikten hiç bahsetmedi bana. Biz de az biraz duyuyoruz tabi ama duymayan çok kişi var. Baban TOFAŞ ve MAKO'da çalışıyorsa az biraz bilgin oluyor, bunların akrabaları duyuyor. Ama duymayan çok insan var.' diyor. Duyurmak için neler yapılması gerektiği üzerine sohbet etmeye devam ediyoruz, Bursa'da işlerine son verilen ve fabrikaya kapanan Nergiz Holding'e bağlı Sifaş Tekstil işçileri üzerine konuşuyoruz. Duymadığını, Evrensel gazetesinde çıkan haberi de bizim sayemizde gördüğünü söylüyor. Ekliyor sonra 'Aslında bütün gazetelerin, televizyonların yazması gerekir. Bursa'nın göbeğinde kaza olsa ertesi gün bütün yerel gazetelerde kocaman haber olarak çıkıyor. Ama işçiler işten atılmış, kimsenin umurunda değil.' Diyerek biraz sitem ediyor. Nasıl duyurmamız gerektiğini konuşuyoruz. Aramızda liselerde okuyan arkadaşlarımız da var. Onlar da lafa karışıyorlar. Bir Anadolu Lisesinde okuyan arkadaşımız herkesin kendi okulunda bu mücadeleyi duyurmasının tüm Bursa'ya yayılma aracı olduğunu belirtiyor. 'Zaten bu işçilerin liselerde okuyan çocukları, yeğenleri var. Olmasa bile bizler duyurmalıyız. Sadece derslerimizi değil, mücadeleleri de sınıflarımızda
konuşmalıyız.'
Evrensel'i Takip Et