1 Mayıs'ın Gösterdiği, 7 Haziran'ın Göstereceği
Tüm bu gelişmeler karşısında Türkiye'de ve dünyada, gençliğin geniş kesimleri sermaye hükümetlerinden artık beklentilerinin kalmadığını söylediler. Sermaye partilerinin kendilerini temsil etmediğini ve arayış içinde olduğunu gösterdiler. Ancak tepkilerini ortaya koyanların gözaltılar, tutuklamalar ile karşılaştığını gördük

Kocaeli Üniversitesi
Türkiye'de ve dünyada egemen sınıfların halklara dönük neo-liberal saldırıları, anti demokratik ve baskıcı yönetimleri yeni halk hareketlerini de beraberinde hazırlıyor. Son bir kaç yıldır dünyanın birçok bölgesinde şiddetli altüst oluşlar, isyanlar, direnişler boy gösteriyor. Gençlik bu hareketlerin en ön saflarında en fazla bedel ödeyen kesim olarak ortaya çıkıyor. Sermayedarların ve onların hükümetlerinin gençliği gelecek kaygısı içinde boğduğunu, 'benim dediğim gibi düşüneceksin, sorgulamayacaksın, fikrini beyan etmeyeceksin' diyerek gençliği kendi ülkesinin işleyişinden soyutlamaya çalıştığını hep birlikte gördük 1 Mayıs'a giderken.
Emperyalist devletler, halkların kendi kaderlerini tayin hakkını yok sayarak Ortadoğu'da selefi terörist örgütleri destekleyip, halkların geleceğine müdahalede bulunuyor. Milyonca masum insanın cesetleri üzerine kendi şaşalı yaşamlarnı inşaa etmeye devam ediyorlar.
Kobane'de, Rojava'da emperyalizm destekli gerici gruplara karşı savaşan halklarla tüm dünyada işçilerin, emekçilerin, kadınların enternasyonalist dayanışmasının zaferini gördük yine 1 Mayıs'a giderken.
HAKLAR VE YASALAR
Tüm bu gelişmeler karşısında Türkiye'de ve dünyada, gençliğin geniş kesimleri sermaye hükümetlerinden artık beklentilerinin kalmadığını söylediler. Sermaye partilerinin kendilerini temsil etmediğini ve arayış içinde olduğunu gösterdiler. Ancak tepkilerini ortaya koyanların gözaltılar, tutuklamalar ile karşılaştığını gördük.
Türkiye öznelinde ele aldığımızda, üniversiteyi bitirip yıllarca iş bulamayan gençler, staj sömürüsüne maruz kalan meslek liseliler, yaşamını TEOG, YGS, LYS, KPSS, ALES, YDS… olarak sınıflandıran milyonlar… Böylesi bir sınıflandırmaya bile ekonomik koşulları el vermediği için genç yaşta sömürü
çarklarının içinde parçalanan çocuk işçiler… Tek mezhepçi, tek dinci ırkçı-ümmetçi ders müfredatları... Eğitim sistemi içinde sürekli dinsel-mezhepsel baskı altında bulunan, anadilinde eğitim alamadığı için eğitim yaşamına 1-0 yenik başlayan ve bin bir türlü başka zorluklarla eğitimini tamamlamaya çalışan Kürt ve Alevi gençleri… Mescitlerin yirmi dört saat açık olduğu, kütüphanelerin kapalı olduğu liseler… Özel yurt ücretleriyle ya da yüksek kiralarla mücadele ederken eğitimi sürdürmeye çalışan üniversiteliler, YÖK eliyle baskı altında tutulan iktidarın çıkarları ve ideolojisiyle dönüştürülen akademi ve üniversiteler… Ve tüm bu tablo karşısında sesini çıkaranlara gözdağı vereceklerini sanarak kavgayla, dövüşle meclisten geçirilen İç Güvenlik Yasası…
"EN BİRİNCİ" SİZSİNİZ!
Tabii bir de bu tabloyu görmek istemeyen, kölece yaşam koşullarını dayatanların propagandasını örgütlü bir şekilde yapan gençler vardı. Tarihin her dönemde kendi çıkarlarını toplumun çıkarlarının üzerinde gören, kendi geleceğini garanti altına alabilme derdinin peşinde, uğruna yaşanabilir bir dünya için mücadele edenlere küfredenler olmuştur. Ama onlar da önünde sonunda tarih ilerledikçe halkın vicdanında mahkum edilmişlerdir. Tabi ki AKP'nin gençlik örgütlenmesi olan Ak Gençlik'ten bahsediyorum. O yüzden bu arkadaşların Twitter hesabına göz attığımızda pek de şaşırmadığımızı söyleyebilirim. Memleketin her tarafında ağaçların katledilmesini, nükleer projelerini, derelerin HES'ler ile kurutulmasını destekleyen arkadaşlar fidan dikerek kendilerini "çevreci" ilan etmişler mesela. Twitter' da fidan dikerken bir fotoğraf (haberim yokmuş gibi çek panpa vay be benden çevrecisi yok!) Biraz daha aşağı indiriyoruz sayfayı ve 1 Mayıs gününe geliyoruz. Soma'da işçiler denetimsizlikten ölsün, katilleri hak ettikleri gibi yargılanmasın, hayatta kalan işçiler de işten atılmış olsun; sen buna ses çıkarma. Ülker Fabrikası'nda işçiler sendika seçme özgürlüğünü kullandığı için işten atılsın senin hükümetin milyonları olan patrona 1200 tl para cezası verip geçiştirsin söz etme. Greve çıkan metal işçilerinin grevi
gülünç bahanelerle fiilen yasaklansın ses çıkarma. Hakkını arayan hiç bir işçinin mücadele ederken yanında olma. Ama neymiş 1 Mayıs'ta fırında çalışmış bir işçinin yerine geç ve kendini "en birinci" işçi ile dayanışan olarak tanımla. Şaka değil gerçek!
İKİ SORU BİR CEVAP
Akılda kalan soru ise bu arkadaşların basit, yüzeysel prapagandalarına gerçekten inanıyor olmaları mı yoksa Türkiye gençliğini aptal mı zannettikleri? Her iki durumda da 7 Haziran'da Türkiye gençliğinden iyi cevap alacakları için bu soruyu fazla kurcalamadan AKP ve diğer sermaye partilerinin aksine HDP' nin gençliğe ne önerdiğine gözatalım. HDP seçim bildirgesine baktığımızda Türkiye gençliğinin temel sorunlarına ve taleplerine cevap verildiğini görmek gençliğin seçimlerde seçeneksiz olmadığını bize gösteriyor.
BİZİM İÇİN DEĞİL BİZİMLE BİRLİKTE
Seçim bildirgesinde ki "Eşitlikçi, parasız, nitelikli, özgürlükçü, laik ve anadilinde bilimsel eğitimi savunuyoruz " ibaresi oldukça önemli. Savaşlara, örtülü ödeneklere, patronlara ayrılan bütçenin gençliğe ayrıldığında bu taleplerin imkansız, karşılanamaz olmadığını da biliyoruz. Aynı zamanda seçim bildirgesinde gençlerin sosyal-kültürel ihtiyaçlarını karşılayacağı olanakların yaratılacağına da yer veriliyor.
Bildirgeye göz attığımızda gençlere hayatın her alanında eşit söz ve karar hakkı bölümünü incelediğimizde diğer partilerin aksine, biz sizin için şunu yapacağız demek yerine gençliğin politikanın öznesi olacağını belirtiyorlar.
Sermaye partilerinin gençliğin sorunlarına yaklaşımını göz önünde tutarak herkesi Türkiye gençliğinin 1 Mayıs'ta da alanlara taşıdığı temel sorun ve talepleri için mücadele eden ve bildirgesinde çözüm önerileri sunan HDP'ye oy vermek de Türkiye gençliği açısından acil bir çağrı oluyor bu durumda.
CİNDERALLA VE BALKABAĞI MİSALİ…
Bu arkadaşlar bir gün bir işçinin yerine çalışarak işçi dostu olduğunu söylüyorlar ve fotoğrafının çekip Twitter'da da paylaşıyorlar! O işçi geriye kalan 364 gün ay sonunu nasıl geçireceğini kara kara düşündüğünde, hakkı için mücadele ettiğinde vandal ilan ediliyor "işçi dostu arkadaşlarımız" tarafından! 13 yaşında başı press makinesine sıkışıp ölen çocuk işçi Uğur için, Ermenek'te, Torunlarda iş cinayetlerinde ölenler için ne yapacaksınız? Onların yerine mi öleceksiniz! Hiç kafa yordunuz mu acaba Şili'de bir maden kazasında işçiler sağ kurtulurken Türkiye'de neden kurtulamıyolar? Sizler bilmem kaç çeşit yemekli konferans düzenlerken bu memleketin işçileri niye aç geziyorlar? Sizlere hayat güzelken bu halk niye ölüm ile hayat avutuyor? Haa pardon twitter'da görmüştük bir gün bir işçinin yerine çalışmıştınız de mi sizden daha iyi kimse anlayamaz!
ÇÜNKÜ 1 MAYIS…
Kısacası 1 Mayıs'ta Türkiye gençliği sorunlarını ve sorunlarının sorumlularını bilerek alanlara çıktı. Çünkü geleceğin işçi ve emekçileri için 1 Mayıs, tüm ezilenlerin kendi talepleri için alanları dolduracağı bir gündü. Parasız, laik, bilimsel, demokratik, anadilde eğitim; güvenceli gelecek, her kimliğin kendini özgürce var edebileceği bir ülke, üniversitesinin, kentinin, ülkesinin yönetiminde söz, yetki ve karar hakkı, gerçek bir halk demokrasisi, insanca çalışılacak ve insanca yaşanacak bir dünya, emperyalizme ve gericiliğe karşı kendi özgür dünyalarını kendi elleriyle kurmak için alanlara çıktı milyonlarca genç.
Evrensel'i Takip Et