Artık yeter makine değil "insanız"
Milyonlarca genciz farklı diller konuşur, farklı kültürlerle doğup yaşama devam ederiz.
Türkiye’nin ve dünyanın çalışan nüfusunun önemli bir kısmını biz genç işçiler oluşturmaktayız.
Bizler üretime en ön saflarda katkı sağlarken; gençlik yıllarımız atölyelerde, sanayi sitelerinde, fabrikalarda sömürü çarkının vahşice dönen dişleri arasında tüketilmektedir.
Hayat şartlarının zor ve pahalı olduğundan çok erken yaşlarda iş hayatına atılıyoruz. Bizler eğitim sisteminin piyasacı anlayışından dolayı okuyamadık. Konutlar pahalı, ulaşıma her geçen gün zam yapılıyor, sağlık hakkından paramız varsa yararlanabiliyoruz. Sadece hastanelerde değil okullar ve üniversiteler de kayıt adı altında toplanan parayla sıkıntılar hiç bitmiyor.
Ben İMES’ten yazan bir işçi arkadaşınız olarak şunu da söylemek istiyorum okuyacağımız yaşlarda sanayi havzalarında, fabrikalarda sömürülüyoruz.. Kapitalist sistem seni bu yaşlarda çalışmaya mahkum ediyor. Aileleri perişan hale geliyor; çocuklarını okutamıyorlar, çalıştırmak zorunda kalıyorlar.
Eğitim merkezlerinde makinenin ana kısımlarını ya öğretirler yada derse gelir ezberletmeye çalışırlar. Devasa makineyı ezber sistemi çıraklıktada geçerlidir.
Usta olana kadar söverler, küçümserler ve ayrımcılık yaparlar ama şunu da biliyorlar gün gelecek biz gelecekteki ustalar olarak o insanlardan hesap soracağız alın teri döküyoruz, ekmeğimizin kavgasını veriyoruz.
Geçinmek için emek gücümüzü satmaya mahkum ediliyoruz. Aldığımız kalfalık belgelerimizle iş yerlerimize gittiğimiz de hiç değişmeyen manzarayla karşı karşıya kalıyoruz. Belgemiz vardır ama makinenın başına geçemezsin…
Evladım çay getir, oğlum arabamı yıka gibi küçük düşürücü emredici konuşmalarla karşı karşıya kalırsın, makine’nın başında olacak iken patronun bu kirli sözlerini çekmeye başlarsın. Bu yaşananlar tüm sanayi havzalarında, fabrikalarda özellikle genç işçiler üzerinde baskı aracı olarak kullanılır.
Patronların yaşamlarına baktığımızda lüx villalarda otururlar, yatlarda seyahat ederler, çocuklarını dershanelerde okuturlar ve özel üniversiteye yollarlar. 18 yaşını doldurdu mu şirket sahibi yaparlar. Biz gençliğin geleceğini karanlığa sürükleyen, genç yaşta eğitim hakkımızı engelleyenler, Türkiye’de ki dünyada ki halkları bu hale getiren; açlığa, yoksulluğa iten ucuz işgücü üzerinden bizleri sömüren saatlerce adeta bir makineymışız gibi çalıştıran kar üstüne kar katan patronlar ve onların hükümetleridir.
Sermaye sınıfı örgütlüdür; Tüsiad, Müsiad, İmf ve Nato bunlar birer örnektir. Uluslararası tekellere, yabancı para babalarına; gelin karlı yatırımlar yapın, sanayi bölgelerinde
işyerleri açın bizde gençliğin emeği sudan ucuzdur diye adeta yalvarırlar. Bizde tüm dünyada taleplerimiz doğrultusunda örgütlenmeliyiz. Yaşamı yaşanmaz bir şekilde yaşatanlara karşı hep birlikte karşı koymalıyız bunu yapacak birikime ve güce sahibiz.
Boş hayallerin, bireysel kurtuluş, kişisel refah ve mutluluk rüyasının arkasında lotodan, piyangodan umut bekliyerek hayatımızın en güzel yıllarının harcanmasına ve geleceğimizin karartılmasına izin vermeyelim. Patronlar nasıl tatil yapıyorlarsa, çocuklarını nasıl kolejlerde okutuyorlarsa hepsi sırtımızdan emeğimizden çalarak yaşıyorlar. Artık yeter diyelim makine değiliz insanız. Sanayi havzalarında, işsizliğin çoğunlukta olduğu çevre semtlerde, işçi evleri açalım kendimizi o yerlerde geliştirebiliriz. İnsanın insanı sömürmeyeceği bir dünya mümkündür ve talepler etrafında mücadele ettikçe işçi sınıfının saflarına katıldığın sürece istediğimiz dünyayı yeniden kurabiliriz.
Evrensel'i Takip Et