27 Aralık 2005 22:00
Mâziden dost sohbeti
GÜNÜN YAZILARI
İncesaz "Mâzî Kalbimde" adlı dördüncü albümünü Kalan Müzik'ten henüz çıkardı. Albüm önceki akşam ilk olarak Cemal Reşit Rey'deki konser ile eş zamanlı dinleyiciyle buluştu. Konserde grup, eski şarkılarının yanı sıra çoğunluğu yeni albüm repertuvarından oluşan bir dinleti sundu.
İncesaz, her biri virtüöz düzeyinde enstrümanlarına hakim Derya Türkan (Kemençe), Murat Aydemir (Tanbur), Taner Sayacıoğlu (Kanun), Akın Aral (Bas Gitar), Engin Gürkey, Türker Çolak, Gürkan Özkan (Vurmalı Çalgılar), Cengiz Onural (Gitar) isimli müzisyenlerden oluşuyor. Gruba son albümlerinde ise solist Dilek Türkan eşlik ediyor.
Konser ve albümden bahsetmeden önce grubun geçmişinden bahsedelim. İncesaz'ın tarihi Murat Aydemir ve Derya Türkan'ın İTÜ Devlet Konservatuvarı'nda okudukları yıllara dayanıyor. Bu ikili 1997 yılında Ahenk isimli bir tanbur-kemençe albümü yapıyorlar (Golden Horn Production, California, ABD, yayınlanma tarihi 1999). Bu albümün kayıtları sırasında Cengiz Onural ile bir araya geliniyor ve böylece İncesaz doğuyor. 1997'de ilk albümün çalışmaları sırasında gruba kanunda Taner Sayacıoğlu katılıyor ve "Bir / Eski Nisan" (Kalan Müzik, 1999) bu kadroyla hazırlanıyor.
Daha sonra grup Türk Televizyon tarihinin iz bırakan dizilerinden birine müzik yapıyor: İkinci Bahar. Bu dizinin soundtrack albümü de 2000 yılında yayınlanıyor (Post Müzik).
Grubun üçüncü albümü "İki / Eylül Şarkıları" (Kalan Müzik, 2002) bir şarkılar albümü ve solisti TRT İstanbul Radyosu'nun değerli sanatçısı Melihat Gülses. Bu albümde İncesaz'ın bir kazancı da bas gitarda Akın Aral'ın katılması. 2003 yılında vurmalı çalgılarda Engin Gürkey'in katılımıyla İncesaz bugünkü halini alıyor. Bu ekiple 2003 yılı içinde üçüncü albüm tamamlanıyor ve Mayıs 2004'te yine Kalan Müzik tarafından yayınlanıyor: "Üç / İstanbul'a Dair". İncesaz son olarak da "Ekmek Teknesi" dizisinin müziklerini yapıyor. İncesaz'ın bugüne kadar çeşitli projelerde birlikte çalıştığı solistler arasında Sezen Aksu, Leman Sam, Zuhal Olcay, Melihat Gülses, Münip Utandı, Çiğdem Kırömeroğlu, Dilek Türkan, Gülcan Kaya, Cengiz Özkan, Baki Kemancı, Hüsnü Şenlendirici, Muammer Ketencoğlu ve Uğur Işık bulunuyor.
Bir bardak su gibi Şimdi İncesaz'ın önceki akşamki CRR konserinden de faydalanarak müziği hakkında çıkarsamalarda bulunalım. Konserde yerini alan hemen herkesin zihninde bir "sahne" performansını takip etmekten ziyade "dost sohbetine" benzer bir ambiansa şahit olduğunu ifade etmek gerekir. Zira, grup üyeleri Cengiz Onural'ın yol göstericiliğinde birbirleriyle ilişkileriyle, koordinasyonlarıyla dikkat çektiler. Sözgelimi enstrümanistlerden biri özel solo performans yaptığında grup üyelerinin tümünün kafası ona çevriliyor, sanki solocu bir konu hakkında hoş anılar anlatıyor gibi hem seyirciler hem de İncesaz üyeleri tarafından dinleniyordu. Bu tevâzuyu İncesaz'ın müziğine de yansıdığını dinleyenler daha önceki albümlerden bilir. İncesaz'ın müziğinin "dinlendirici" içeriğini de... Evet "gürültü çağı"nda böylesi bir müzikal tercih önemli. Kaos, iç içe geçmiş bir hayat, kendini kaptırmış dört nala giderken İncesaz müziği; şöyle bir durup, bir nefes alıp, bir bardak su içmek gibi... Elbette yaşanan çağın müziğinin yapılmasına, bu çağın verileri ile işlenen deyim yerindeyse "sert" müziğe bir itirazımız yok. Ancak zaten böylesi bir zamanda teknolojik, sentetik olmayan müzik daha bir anlam kazanıyor demekte de sakınca yok.
İstanbul'un müzik mazisi İncesaz'la ilgili üzerinde durulması gereken en önemli vurgulardan biri de bu toprakların -daha çok İstanbul'un- müzikal geçmişinin bilgisine hakim olmaları. Son albüm repertuvarında bu bilgilerini ne denli yoğun olarak kullanabildikleri bariz olarak görülecektir. 19. ve 20. yüzyılın müzikal üretimlerine; bu müzikal geçmişinin tınılarına sadık kalarak yaptıkları besteleri de ekleyen İncesaz'ın albümün adı o nedenle "Mâzi Kalbimde". Şöyle tanımlıyorlar albümü; "Bu yolun tek yolcusu olmadığımızın bilincindeydik. Bizden önce aynı yöne yürümüş ustaları kalbimizin en tatlı yerinde saklıyorduk. Onlar bizim gönlümüzden geçenleri bir asırdan fazla bir zaman önce hissetmişlerdi. Ah, şimdi yaşıyor olsalar, bunları dinleseler, acaba yüzleri güler miydi? Bu çalışma bizim bir geriye bakışımızdan ziyade, o ruhların bugüne bakışını yansıtıyor belki de. Bu albümü o sevgililere adıyoruz..." Kadri Cerrahoğlu, Dramalı Hasan, Kaptanzade Ali Rıza Bey, Necdet Rüştü, Necip Celal Andel Tereddüt, Neveser Kökteş, Mehveş Hanım gibi müzik insanlarının tangoları, kantoları bahsi geçen "sevgililer"... Albümün sözlü şarkılarına ses veren Dilek Türkan'ın performansı da dikkate değer. (Konserde özellikle Mehveş Hanım'ın "Kaçsam Bırakıp" adlı şarkısında performansı doruğa çıkan Türkan'a ayrıca sahnede Bora Ebeoğlu solo-vokalde eşlik etti) Kısacası İncesaz günümüz müziğinin farkında olmadığı kaynakları kullanmayı çok iyi bilen en az o kaynaklar kadar mütevazı, dinlendirici, sohbet tadında bir albümle dinleyicisine mâzinin kalbini açıyor...
Bir bardak su gibi Şimdi İncesaz'ın önceki akşamki CRR konserinden de faydalanarak müziği hakkında çıkarsamalarda bulunalım. Konserde yerini alan hemen herkesin zihninde bir "sahne" performansını takip etmekten ziyade "dost sohbetine" benzer bir ambiansa şahit olduğunu ifade etmek gerekir. Zira, grup üyeleri Cengiz Onural'ın yol göstericiliğinde birbirleriyle ilişkileriyle, koordinasyonlarıyla dikkat çektiler. Sözgelimi enstrümanistlerden biri özel solo performans yaptığında grup üyelerinin tümünün kafası ona çevriliyor, sanki solocu bir konu hakkında hoş anılar anlatıyor gibi hem seyirciler hem de İncesaz üyeleri tarafından dinleniyordu. Bu tevâzuyu İncesaz'ın müziğine de yansıdığını dinleyenler daha önceki albümlerden bilir. İncesaz'ın müziğinin "dinlendirici" içeriğini de... Evet "gürültü çağı"nda böylesi bir müzikal tercih önemli. Kaos, iç içe geçmiş bir hayat, kendini kaptırmış dört nala giderken İncesaz müziği; şöyle bir durup, bir nefes alıp, bir bardak su içmek gibi... Elbette yaşanan çağın müziğinin yapılmasına, bu çağın verileri ile işlenen deyim yerindeyse "sert" müziğe bir itirazımız yok. Ancak zaten böylesi bir zamanda teknolojik, sentetik olmayan müzik daha bir anlam kazanıyor demekte de sakınca yok.
İstanbul'un müzik mazisi İncesaz'la ilgili üzerinde durulması gereken en önemli vurgulardan biri de bu toprakların -daha çok İstanbul'un- müzikal geçmişinin bilgisine hakim olmaları. Son albüm repertuvarında bu bilgilerini ne denli yoğun olarak kullanabildikleri bariz olarak görülecektir. 19. ve 20. yüzyılın müzikal üretimlerine; bu müzikal geçmişinin tınılarına sadık kalarak yaptıkları besteleri de ekleyen İncesaz'ın albümün adı o nedenle "Mâzi Kalbimde". Şöyle tanımlıyorlar albümü; "Bu yolun tek yolcusu olmadığımızın bilincindeydik. Bizden önce aynı yöne yürümüş ustaları kalbimizin en tatlı yerinde saklıyorduk. Onlar bizim gönlümüzden geçenleri bir asırdan fazla bir zaman önce hissetmişlerdi. Ah, şimdi yaşıyor olsalar, bunları dinleseler, acaba yüzleri güler miydi? Bu çalışma bizim bir geriye bakışımızdan ziyade, o ruhların bugüne bakışını yansıtıyor belki de. Bu albümü o sevgililere adıyoruz..." Kadri Cerrahoğlu, Dramalı Hasan, Kaptanzade Ali Rıza Bey, Necdet Rüştü, Necip Celal Andel Tereddüt, Neveser Kökteş, Mehveş Hanım gibi müzik insanlarının tangoları, kantoları bahsi geçen "sevgililer"... Albümün sözlü şarkılarına ses veren Dilek Türkan'ın performansı da dikkate değer. (Konserde özellikle Mehveş Hanım'ın "Kaçsam Bırakıp" adlı şarkısında performansı doruğa çıkan Türkan'a ayrıca sahnede Bora Ebeoğlu solo-vokalde eşlik etti) Kısacası İncesaz günümüz müziğinin farkında olmadığı kaynakları kullanmayı çok iyi bilen en az o kaynaklar kadar mütevazı, dinlendirici, sohbet tadında bir albümle dinleyicisine mâzinin kalbini açıyor...
Evrensel'i Takip Et