19 Ekim 2010 01:00
Devlet okullarında özel sınıflar yaratılıyor
GÜNÜN YAZILARI
Eğitim sistemindeki çarpıklıklar, ülkenin tümünü etkilediği gibi küçük kasabamızda yaşayan bizleri de etkilemektedir. Eğitime bütçeden ayrılan paranın ağlatan komikliği karşısında eğitimciler şaşkın, öğrenciler kurban, veliler ise tümden ne yapacağını bilmez haldeler.
Ekonomik durumu iyi olan veli, çocuğunu özel okula vermektense kapısının önündeki devlet okuluna verip, özel okula yapacağı harcamanın daha küçük tutarıyla çocuğuna özel sınıf yaratma çabasına giriyor. Bunu yaparken de Okul Aile Birliklerini ya da sınıf annesi uygulamalarını kullanıyor. Eğitimin kalitesini, sınıfın konforuyla birleştiren bu anlayış, velileri öylesine kandırıyor ki, önce sınıfın konforunu arttırmaya ve sınıf sıralarını değiştirmekle başlıyorlar işe. Çocuğuna tek sandalye, tek masa yaptırtıyorlar. Tüm sınıfı da buna zorunlu kılıyorlar. Sonra çocuğunun eğitim kalitesini artıracağını düşünerek, değişimlere devam ediyorlar. Arkasından sınıf tahtasını dijital tahtaya çeviriyorlar. Sınıfa bir projeksiyon makinesi, projeksiyon makinesinin kullanılması için sınıfa bir dizüstü bilgisayar almaya kalkıyorlar. Hatta işi abartanlar da var. Çocuğu kışın üşümesin, yazın bunalmasın diye sınıfa klima aldırmaya kalkıyorlar.
Eee kötü mü yapıyorlar? diyeceksiniz. Elbette ki kötü değil, büyüme gelişme çağındaki çocuklar ergonomik sıralarda otursun. Gönül ister ki tüm öğrenciler konforlu sınıflarda eğitim görsün. Buradaki yanlış, velilerin tutumlarında ya da birbirlerine olan yaklaşımlarında diyebiliriz.
Veliler, çocuğuna özel sınıf yaratmak isterken sınıftaki diğer öğrenci velilerini de nasıl sıkıntıya soktuğunun bilincinde değiller. Ekonomik durumu iyi olan veliler, bu alımlardan doğan harcamaları kendileri için çerez parası olarak görüyor ve konuşmalarında okullara alınacak bu konforlu malzemelere verilecek parayı neredeyse kutsal bir vazife gibi anlatıyor, buna da inanıyorlar. Kendisinin bireysel ve ben merkezci düşüncesini anlamlı ve kabul edilebilir kılmaya çalışıyorlar. Öte yandan asgari ücretle çalışan ya da eğitimin parasız olması gerektiğini düşünüp bu olaya karşı çıkan veliler sınıf toplantılarında ötekileştiriliyorlar. Evlerde ise çocuklarının karşısında bu parayı ödemedikleri için zor duruma düşüyorlar. İşin kötüsü Ben bu parayı ödeyemem diyen veli aşağılanıyor. Kim aşağılıyor biliyor musunuz? Bu paraları toplamayı görev edinmiş veliler. Ödeyemem diyen velilerin isimleri evlerinde, İyi eğitim alması için sınıfının konforunu artırdıkları minik çocuklarının yanında dile getiriliyor, dedikodu yapılıyor. Evde anne ve babalarından duyduklarını, sınıfta bu paraları ödeyemeyeceğini söyleyen velilerin çocuklarına Senin annen var ya senin baban var ya diye başlayan sözlerle aktarıyorlar. Sonuçta sınıf içinde o minicik yüreklere sevgi, birlik, paylaşım, aşılanacağına, ötekileştirme, aşağı görme, utanma duyguları yerleştiriliyor. Oysaki aynı sınıftaki bir veli asgari ücretle evini geçindirmeye çalışırken vereceği para, ailenin temel ihtiyaçlarının bedeli oluyor. Okula verilecek para özel sıra, tahta, projeksiyon makinesi alımlarıyla sınırlı olsa yine de bütün velilerce kabul edilebilir olarak görünüyor. Ama ne yazık ki harcamaların sonu gelmiyor. Kayıt parası bir yana yıl boyunca öğrenciden birçok farklı gerekçeyle para toplanıyor. İşte yıl boyunca istenen paraların küçük bir listesi:
İsteğe bağlı (zorunlu) bağış, eğitime katkı payı aidatı, Vakıf parası, Okul Aile Birliği Aidatı, hafta sonu yetiştirme kursu parası, Kızılay ve hayır kurumlarına yardım parası, Diploma parası, muhtelif günlere özgü hediye parası, dergi parası, yardımcı kitap parası, elektrik parası, su parası, telefon parası, kapı, musluk vb. tamir parası, hizmetli katkı parası, spor kolu parası, okul forma, eşofman parası, tiyatro ve temsil parası, gezi parası, bayram törenleri için kutlama ve kıyafet parası, bilgisayar, tepegöz alım parası, fotoğraf parası, sınıf köşelerini düzenleme parası, bayramlar için süs ve süsleme parası, perde parası, teşekkür, takdir belge parası, tebeşir, tahta kalemi parası, masa örtüsü parası, kalorifer ve kaloriferci parası, boya, dekorasyon ve tamirat parası, okul bekçisi, güvenlikçisi parası, okul arması parası, fotokopi ve sınav parası, servis ücreti, pul parası, sınıf temizletme parası, temizlik malzeme parası, okul etkinlikleri bilet parası, yakıt parası, paso parası.
Veliler öğrencilerin kötü koşullarda eğitim görme nedenlerini sorgulamıyorlar. Kışın okulda kaloriferlerin yanmamasını, eğitim materyallerinin yetersiz olmasının nedenini hangi makama soracaklarını bilmiyorlar. Çözümsüz müdür? Tabi ki çözümsüz değildir. İllaki çocuklarına özel sınıf yaratmaya çalışan veliler, kimseyi zorunlu kılmadan sınıfa istediğini alabilirler. Ama parasını kendileri ödesinler. Buna kim engel olur? Gönül ister ki birisi bu velilerin karşısına çıkıp çocuk hakları bildirgesini, anayasadaki eğitim hakkı maddelerini ve ülkemizin taraf olduğu, altına imza attığı bildirgeleri onlara hatırlatsın. Şimdi bu yönetmeliklerin biz velileri ilgilendiren maddelerine bir göz atalım:
- 6.madde / C. Eğitim-Öğretim Hizmetleri başlığı a-İl ve İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünün ortak görevleri başlığında 20. ve 37. bendi:
20-) Görev alanındaki toplum kalkınmasına ilişkin plan ve programların hazırlanmasına ve uygulanmasına katılmak, ilgililerle devamlı iş birliği yapmak,
37-) Bakanlığa bağlı her tür ve derecedeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarının, ders ve laboratuvar araç ve gereçleri ile bunların donatımına ve basılı eğitim malzemelerine ait ihtiyaçlarını tespit etmek, planlamak ve dağıtımını sağlamak,
- 6.madde / D. Bütçe-Yatırım Hizmetleri a- İl ve İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünün ortak görevleri başlığı 3. ve 7.bendi:
3-) Okul ve kurumlardan gelecek bütçe tekliflerini incelemek, değerlendirmek ve gerekli ödeneğin sağlanması için ilgili makamlara teklifte bulunmak,
7-) Diğer her türlü parasal işler ve öğrencilerin burs ve benzeri işlerini yapmak,
- 6.madde / D. Bütçe-Yatırım Hizmetleri b- İl Millî Eğitim Müdürlüğünün görevleri başlığında 2.bendi:
2-) Özel idare bütçesinde milli eğitim hizmetlerine ayrılan ödeneklerin okul ve kurumların ihtiyaçları göz önünde tutularak ilçeler itibarıyla dağılımını sağlamak ve il daimi encümeninden gerekli karar alındıktan sonra gereğini yapmak,
- 26. Madde Milli Eğitim Müdürlüklerinin Bütçe -Yatırım ve Tesisler Bölümü c ve f fıkralarında:
c) Eğitim ve öğretim kurumlarından gelecek bütçe tekliflerini incelemek, değerlendirmek ve gerekli ödeneğin sağlanmasıyla ilgili iş ve işlemleri yürütmek,
f) Diğer parasal işleri yapmak.
- 27. madde Eğitim Araçları ve Donatım Bölümü a- fıkrasında:
Eğitim ve öğretim kurumlarının her türlü eğitim malzemelerine ait ihtiyaçlarının tespiti, planlaması ve dağıtımıyla ilgili iş ve işlemleri yürütmek,
Görüyoruz ki yönetmelikte de ilköğretimde eğitim eşit ve ücretsizdir. Devlet bu hakkı sağlamak zorundadır.
Sınıf içinde çocuğunuzun konforu ne kadar artmış olursa olsun, iyi eğitim alacağının göstergesi olabilir mi? Eğitim bir bütündür. Veli, öğrenci, eğitimciler bu bütünün sacayağıdır. Birbirine saygı göstermeyen, birbirini anlamaya çalışmayan, eğitimdeki sorunların nedenini para vermeyen velilerde gören zihniyete sahip veliler, iyi eğitimin en önemli sacayağının birini kırmış oluyor. Sevgili veliler, devleti yapması gereken temel görevini yapmadığı için ödüllendirmekten vazgeçin ve hesap sorun. Daha güçlü sesimizin çıkması için Tüm Öğrenci Velileri Dayanışma Derneğinde (ÖV-DER) örgütlenelim.
FİLİZ KAYALI (Emekli Öğretmen) Burhaniye ÖV-DER Şube Başkanı
Evrensel'i Takip Et