Yeşil sahaların Frank Sinatra’sı
'Bizim bir devremiz vardı' diyor Oktay, '...bir Frank Sinatra vardı, Nat King Cole vardı, biz kendi devremizi en iyi şekilde geçirdik... Bugün de pop müziği var, disko müziği var. Tanju bu devrenin en büyüğü...'

Mithat Fabian SÖZMEN
1987/88 sezonunun 37. haftası. Şampiyonluğunu garantilemiş olan Galatasaray, Adana Demirspor deplasmanında.
5 Ocak Stadyumu’nda dakikalar 54’ü gösterdiğinde Yusuf(Altıntaş), hallaç pamuğu gibi atılmaya dünden razı olan Demirspor savunmasını ekarte ederek kaleciyle karşı karşıya kalıyor. Can havliyle kalesinden fırlayan Fatih’in solundan topu ağlarla buluşturmak istiyor. Top kaleciden sekerek kaleye doğru yol aldığında artık Yusuf gol çizgisinin hemen önünde, Fatih ise altıpasta. Golün geleceği kati ama tam o saniyede bu atağın tarihe geçmesine vesile olan bir karar veriliyor. Metin Oktay’ın 38 gollük rekorunu kırmak için yalnızca 1 gole ihtiyacı olan Tanju(Çolak), penaltı çizgisinden topa doğru hareketleniyor. Yusuf da topu boş kaleye bırakmak yerine, Spiker Orhan Ayhan’ın deyimiyle “fedakarlık yapıyor” ve golü Tanju’nun atmasına izin veriyor.
Metin Oktay’ın 25 yıllık rekoru böylece kırılıyor. Pek çok kişide bir burukluk var. “Rekoru getiren gol böyle ‘beleş’ olmamalıydı” duygusu hakim. Ama olan oldu. Türkiye futbolunun 25 yaşındaki sansasyonel golcüsü, sezon boyunca attığı röveşataların, volelerin, ulaşılamaz noktalara bırakılan kafaların tam aksi nitelikte bir golle rekoru eline geçiriyor.
Metin Oktay rekorunun böylesi bir golle kırılmasına dair ne hissetmiştir?
Metin Oktay olsaydı, rekoru böyle bir golle kırmak için Tanju’nun gösterdiği hevesi gösterir miydi?
2. sorunun yanıtını hemen hemen biliyoruz. O dönem Rauf Tamer’in yazdığı gibi “Metin olsaydı o golü atmazdı”*. Buna eminiz!
Peki ya ilk sorunun cevabı?
Bunun yanıtını almak için de TRT’nin dönemin ruhuna uygun olarak hemen maçın oynandığı gece organize ettiği ‘Taç devir teslim töreni’ne bakmak lazım.
TRT, İstanbul stüdyolarında komik bir taçla birlikte Tanju ile Metin’i yan yana getirirken, Ankara stüdyolarında da aralarında İlker Yasin ve Ercan Taner’in de olduğu gazeteciler var.
Metin Oktay, Tanju Çolak’ı tebrik ediyor elbette ama konuşmalarında da bir küçümseme yok değil. Pek hoşnut değil sanki rekorunu Tanju’nun –hem de böyle bir golle- kırmasından.
Böylesi bir yayında beklenmeyecek şekilde eleştiriler yöneltiyor Tanju’ya: “Tanju’nun güzel tarafları var ama ilk 20 dakikada üç tane gol atması lazımdı. Sevdiğimden söylüyorum, belki kırılabilir ama oyun devamlılığı yok...”
Youtube’dan herkesin izleyebileceği bu yayında* Metin Oktay’ın soruları pek de dikkate almadan verdiği yanıtların ve tepkiselliğinin dikkatinizi çekeceğinden eminim.
Her şeyin ötesinde şu vurgusu önemli:
“Bizim bir devremiz vardı” diyor Oktay, “...bir Frank Sinatra vardı, Nat King Cole vardı, biz kendi devremizi en iyi şekilde geçirdik... Bugün de pop müziği var, disko müziği var. Tanju bu devrenin en büyüğü...”
Metin Oktay kendi dönemiyle Tanju’nun dönemi arasındaki farklılığa haklı bir şekilde dikkat çekiyor. Üstelik yayında “Her şeyde bir ilerleme var. Futbolda da olması doğal. Keşke bu rekor daha kısa sürede kırılsaydı” da diyor.
Ama “bu dönemin kralı” Tanju’nun Michael Jackson payesine yükseltilmesi ne kadar tartışılırsa, Frank Sinatra’nın eski olmakla birlikte daha klas bir seviyeye işaret ettiği de o kadar aşikardır. Kanımca Metin Oktay da futboldaki ilerlemeyi teslim etmekle birlikte rekorunu bir şekilde kıran Tanju Çolak’la arasındaki farkı böylece ifade etmiştir.
Evet Metin Oktay, rekorunun kendisinin atmaya tenezzül etmeyeceği bir golle kırılmasından hoşnut değildir. Ama dönem de artık Tanju’ların dönemidir. Halen de öyle.
Ölüm yıl dönümünde yeşil sahaların Frank Sinatra’sına saygıyla...
*Cem Dizdar, bu ifadeden bizi Fanatik’te 9 Nisan 2012 tarihli köşe yazısıyla haberdar etmişti
Evrensel'i Takip Et