Başak ŞAHİNDOĞAN
Savaşın en acı sonucu ölümdür. Ancak savaş bir coğrafyadan içeri girmeyegörsün, beraberinde türlü acılar getirir.Ve bir savaşta önce mutlaka sokaklar ölür. Renkler bir film karesi gibi solar, tüm yaşam izleri sessizce yok olur. O canlı ve ışıltılı sokaklar gri ve sessiz birer mekana dönüşür.
Savaş bir kapıdan girmeyegörsün, önce umut çıkar o kapıdan dışarı. Ardından da mutluluk. Zaman farklı akmaya başlar. Çocuklar birden büyür, ruhlar birden yaşlanır. Ve savaş, ardında ölü bedenlerden çok ölü ruhlar bırakır.
Ama savaş bir kapıdan girmeye görsün; hemen ardından direnç de girer o kapıdan. Baharda canlanan doğa misali çiçek açar mücadele tomurcukları. Ve elbette en çok da sanatçıların emektar ellerine yakışır savaşın karanlık yüzünü göz önüne serip, barışa dair yeni ve renkli bir yaşamı örgütlemek…
TÜM SAVAŞLAR İÇ SAVAŞTIR, ÇÜNKÜ TÜM İNSANLAR KARDEŞTİR
Yanı başımızdaki Suriye’de de dört yıldır bir savaşın gölgesinde yeni bir yaşam örgütlenmeye çalışılıyor. Savaş sadece insanların yaşamlarını almakla kalmıyor, geriye kalanların da özgürlüklerini elinden alıyor. Özgürlüğün temsilcisi sanatçılar da bu ortamdan etkilenerek savaşın hedefi haline geliyor. Mücadele eden sanatçılar; hem tüm bu yaşananları dünyaya duyurmak için hem de halklarıyla umut içinde yeni bir yaşam örgütlemek için üretimler yapıyor.
WISSAM AL JAZAIRY
Wissam al Jazairy, 1990 doğumlu genç bir grafik tasarımcısı. Geniş bir takipçi kitlesine sahip olan sanatçı eserlerini sadece blog ve Facebook kullanarak paylaşıyor. Sanatçı ülkesinde çıkan iç savaştan sonra bir taraf seçmektense savaşın tüm zalimliklerini reddederek barıştan yana bir tutum sergilemeyi seçiyor. Al Jazayri resimlerinde tıpkı kendi ve yaşadığı coğrafyanın haklı gibi acı çeken, baskı gören ve ülkesini terk etmek zorunda kalan insanları anlatıyor. Sanatçının en dikkat çekici eseri The Economist dergisine karşı yaptığı çalışmadır. Dergi o sayıda kapağını yavaşça yıkıp dökülen bir Suriye yazısı şeklinde oluşturmuştur. Wissam ise bu yıkımın bir gün son bulacağını vurgulamak için çalışmayı yavaşça gökkuşağı şeklinde oluşan bir Suriye yazısına çevirmiştir.
NİZAR ALİ BADR
Nizar Ali Badr Suriyeli bir taş ustası. Taşlaşmış yürekler için eserler üreten bir Lazkiyeli heykeltıraş. Sanatçı ilk başlarda aşk ve doğa gibi konularda eserler ortaya çıkarırken, savaşla birlikte halkının yaşadıkları onun sanatını da etkilemiş. Nizar Ali Badr savaştan önce yaptığı işleri bir kenara bırakarak, aynı naif dille taşlarla halkının yaşadığı dramı dünyaya anlatıyor. Sanatçının eserlerinde artık bombardıman altında kalan, türlü nedenlerle göç yollarına düşen, acı çeken Suriye halkı görünüyor. Taşları yontmadan doğal halleriyle birleştirerek kullanan Badr’in eserleri savaşın karanlık yıkıcılığına tezat oluşturacak şekilde sade ve masum bir görünüme sahip. Bu da onun eserlerine daha çarpıcı bir hale getiriyor. Badr her eserinde ülkesinin acısının çığlığını taşlaşmış yüreklere biraz daha duyurmaya gayret ediyor.
TAMMAM AZZAM
1980 Şam doğumlu olan Tammam Azzam eğitimini Şam Güzel Sanatlar Fakültesinde almış Suriyeli genç bir sanatçı. Azzam dünyaca ünlü sanatçıların klasik resimlerini, harabeye dönmüş, delik deşik olan binalar üzerine yerleştirerek Suriye’de yaşanan yıkımı, halkın yaşadığı trajediyi anlatarak savaşın yıkıcılığına bambaşka bir açıdan bakılmasını sağlıyor. Çalışmalarında seçtiği resimlerin naifliğiyle savaşın vahşiliğini çarpıcı bir şekilde bileştiren sanatçı ülkesinde yaşananları hafızalardan silinmeyecek bir şekilde gözler önüne seriyor. Sanatçının Suriye’de yaşanan bu vahşeti en iyi anlatan eseri Özgürlük Heykeli. Azam eserinde ülkeye ‘özgürlük’ getirmek kisvesiyle başlayan bu katliamı Amerika’ya Fransızlar’ın hediye ettiği dünyaca ünlü Özgürlük Heykeli üzerinden anlatıyor. Heykelin bir benzerini savaşın yıktığı evlerin molozlardan tasarlayan sanatçı bu şekilde ülkesindeki iç savaşın aktörlerine ilişkin hislerini sanatı aracılığıyla gözler önüne seriyor.
FADİ EL-HAMAVİ
Fadi el-Hamavi ülkesindeki savaştan kaçıp Lübnan’a sığınmış Suriyeli genç bir sanatçı.
Şam Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nden mezun olan Hamavi savaş öncesinde ülkesindeki kalıplaşmış gelenek anlayışını, toplumun gerisinde kalan adetleri eleştiren eserler yaparken son yıllarda insanların öldürme duyguları başta olmak üzere şiddet ve yıkımı konu alan resimler yapıyor.
Şiddet olgusunun insanların zihinlerinde şekillendiğini düşünen sanatçı bu duyguları hayvan figürleri kullanarak resmediyor. Hamavi resimlerinde farklı bir teknik uygulayarak figürlerini x ışınlarıyla görüyormuşçasına çiziyor. Sanatçının en önemli eserlerinden biri de yine bu teknikle çizdiği kafatasında beyin yerinde el bombası yerleştirilmiş ve miğfer giymiş bir insan resmi. Bu çalışma insanın içindeki şiddet duygusu ve vahşet eğilimini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.
Evrensel'i Takip Et