Tahir Elçi'yi yüz binler uğurladı
'1990'lı yıllardan bugüne JİTEM'ci ağababalarınıza ve generallerinize boyun eğmedim, sizden mi korkacağım' diyen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi son yolculuğuna uğurlandı. Elçi'nin mezarı başında konuşan ağabeyi Ahmet Elçi, 'Davamız, kardeşlik, birlik, barış ve halkımızın özgürlük davasıdır' dedi.

Katledilen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi için bugün ilk olarak Koşuyolu Parkı İnsan Hakları Anıtı önünde tören yapıldı. Elçi daha sonra yüz binlerin katıldığı yürüyüşle toprağa verildi.
İnsan Hakları Anıtı önünde Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu adına konuşan Baro Başkan Yardımcısı Ahmet Özmen, şunları söyledi: "Her ölüm acıdır, bir kayıptır. Çok özel ölümlerdir, ayrılırken ders veren ayrılıklardır. Bu dünyadan ayrılışı bütün insanlar için gurur ve onur dersidir. O görevini ifa ederken, her zaman hukukun üstün olmuş, mazlumun yanında durmuş, hukuku katledenlerin karşısında olmuştur. Hukuku katledenleri rahatsız etmiştir. Onurlu bir şekilde tavır alışını hep gözlemledik. Hukuk mücadelesini veren, bu uğurda işkence gören, cezaevine giren Elçi'yi alçakça bir saldırıda kaybettik. Baro, savunma camiası olarak bu cinayetin failini, katilini tanıyoruz. Faili malum cinayetleriyle bölgeyi kana bulayan, yazarların, aydınların, siyasetçilerin katledilmesine ortam hazırlayanlar, yargı önüne geçip hesap vermelerini engelleyenlerdir. Yargısız infazları ortaya çıkardığı için bu insanlık dışı çetelerin hedefi olmuştur. İktidarın en üst yetkileri, medya organlarını kullanılarak siyasal linçe maruz kaldı. Bu linç kampanyasına karşı başkanımız Twitter hesabından şu cevabı vermişti: '1990'lı yıllardan bugüne JİTEM'ci ağababalarınıza ve generallerinize boyun eğmedim, sizden mi korkacağım.' Yargı tarafından hukuk dışı bir şekilde gözaltına alındı ve yargılandı. Başkanımızın katledilmesinde bu kesimlerin parmağı vardır. Henüz otopsi yapılmadan, olay yeri inceleme yapılmadan alelacele yapılan yönlendirici girişimler düşündürücüdür. Bir de hiçbir yasal dayanağı bulunmayan Cizre, Sur, Silvan gibi günlerce süren sokağa çıkma yasağı Elçi'nin cinayetine yön verendir. Hepimiz halkı için, barış için, hukuk için yaptıklarına şahidiz. JİTEM'ci ağababalarına boyun eğmedin. Artık 'terörle mücadele gerekliği' adı altında Kürt halkının evlatlarını bir bir yok edilmesini kabul etmiyoruz. Bunun canlı tanığıyız, sanık yaptılar, bu da yetmedi maktul yaptılar. Faillerinin derhal yakalanıp yargılanmasını istiyoruz. Katillerin takipçisi olacağız, yakalarını bırakmayacağız. Elçi'nin son sözleri bize mirastır. 'Tarihimize, tarihi ve kültürel mirasımıza sahip çıkalım.' Sevgili Elçi gözün arkada kalmasın. Söz veriyoruz. Kürt halkı savunmasız kalmayacak. Tarihimize, tarihi ve kültürel mirasımıza sahip çıkacağız. Elinden düşürmediğin hukuk ve insan hakları bayrağını yerde bırakmayacağız."
EŞİ TÜRKAN ELÇİ: KALDI MI SENİN GİBİ KINALI GÜVERCİNLER
Daha sonra konuşan Elçi'nin eşi Türkan Elçi, şunları kaydetti: "Seni faili meçhuller ordusu karşılayacak. 'Tanıtmaya ne hacet, seni bütün faili meçhuller, seni bütün ailen tanır. Biz seni buradan izledik. Bizim gibi faili meçhullere bir ömür adadın. Kaldı mı senin gibi kınalı güvercinler.' Elçi'nin gülümseyen yüzüne bir akşam inecek. Valla ne diyeyim, geldiğim yerde topu topu bir avuç güvercin vardı. Leş kargaları, kartallar, şahinler kol geziyordu. O'na diyecekler 'Sen bizi savundun, peki, seni kim savunacak?' Benim gibi düşünen eşim var, arkadaşlarım var' diyecek. 'Bugün dilekçe verdim, yurtdışı yasağım kalktı, artık özgürüm, kıtaları, denizleri fersah fersah gezeceğim.' Bütün faili meçhuller onu bağrına basacak. Ensesinden vurulmuş, ağzından zeytin dalı düşürülmüş bir halde 4 ayaklı minarenin en tepesine konacak. 'Tarih anlayacak beni. Kirli medya, beni hedef gösteren gazeteler hoşça kalın, beni anlamak istemeyenler, dudak bükenler, geçirdiğim işkence tezgâhları, faili meçhulün yetimleri hoşçakalın, çocuklarım, eşim hoşçakalın' diyecek."
AĞABEYİ: YILDIRAMAZLAR
Tahir Elçi'nin ağabeyi Ahmet Elçi, şöyle konuştu: "Devletin savcısı, hakimi, medyası kardeşimi hedef gösterdi. Benim kardeşim katledildi. Kardeşim ilk şehidimiz değildir ve son şehidimiz de olmayacak. Bunu böyle bilmek gerekir. Ama işgalciler, zorbalar, faşist alçaklar bilsinler ki hiçbir zaman Kürt halkın yıldıramazlar. Halkımız sonuna kadar direnecektir. Tahir ölmedi ve ölmeyecek. O özgür bir insandı. Bilin ki devlet elimize ayağımıza kelepçe vurabilir ama asla bizim beynimize kelepçe vuramaz. Onun için özgürüz. Beynimize kelepçe de vurdurtmayacağız. Biz ve halkımız dostlarımızla birlikte direneceğiz. Bunun için buraya Türkiye metropollerinden, Amed, Botan, Serhat ve tüm Kürdistan'dan gelen herkesi selamlıyorum. Halk olarak sonuna kadar direneceğiz. İşgalcilere asla boyun eğmeyeceğiz. Tahir sosyalistlerin, Ermenilerin, Asurilerin tüm Kürtlerin kardeşiydi. Bir Kürt aydın olarak devlet tarafından katledildi. Tarih boyunca bu devletin defalarca Kürt aydının katliamdan geçirdiğini görüyoruz. Ama halkımız yılmayacak ve kazanan biz olacağız."
ANLI: YÜKÜMÜZ DAHA AĞIRDIR
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Fırat Anlı da, yaptığı konuşmada şunları vurguladı: "Bu coğrafyanın her şehrinde her köşesinde, bu gün 90'lı yılların faili meçhullerin kuyruğunu bırakmayan, mücadelesini veren, ama JİTEM'in nefesini de ensesinde hisseden devrimci bir insanı, bir yurtseverin son yolculuğu için bir aradayız. Şunu biliyoruz ki bizim için bundan sonra yük daha ağırdır. Omuzladığımız her türlü sorumluluk daha ağırdır. Bunun bilinciyle yaklaşacağız. 90'lı yıllarda birçok arkadaşımız gibi Yeşilyurt, Botan, Lice ve Amed'te, zindanlarda, işkencehanelerde nerede haksızlığa uğrayan bir insan varsa onun öncülüğünde, beraber direndik. Bunun için tüm Kürdistan buraya akmış durumda. Bunun için halkımıza teşekkür ediyorum. Botan'a selam yolluyorum. Böylesi bir evladı yetiştirip Amed'e gönderdiği için. Bugün binlerce insanla onu paytahtta uğurluyoruz. Hiçbir insanımız artık korku duvarıyla engellenemez. Bu halk aştı korkuyu. Özgürlüğü yaşıyor. Amed, Rojava, Botan, Serhat, İstanbul'da bu özgürlüğü yaşıyor. Tahir gibi arkadaşlar bize büyük bir miras bıraktılar. Bizde bunu büyütüp mücadelesini sürdüreceğiz."
DEMİRTAŞ: BARIŞI AĞZINDAN EKSİK ETMEDİ
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da, şunları söyledi: "Sayın Tahir Elçi'nin tüm ailesine başsağlığı diliyorum. Tahir'e Allahtan rahmet diliyorum. Allah bir daha bir yoldaşımızın tabutu üzerinde konuşmaya mecbur etmesin. Elçi halkımıza emanet olsun. Barış, özgürlük, demokrasi uğruna adanmış bir ömür. Herhalde bu yola adanmış bir ömür, böylesi bir dönemde, yumuşak bir yatakta son bulmayacaktı. Tüm özgürlük sevdalıların geçiş yolu budur. Allah hepimize böyle bir yaşam ve ölüm nasip etsin. Önemli olan nasıl öldürüldüğümüz değil, nasıl yaşadığımızdır. Bizler her saniyemizi halkımızın değerlerine, kutsallarımıza adayarak yaşayacağız. Tahir Elçi böyle demişti. Son saniyesine kadar barışı ağzından eksik etmemişti. Topraklarımızda çok acı, ölüm, kan gördük. Her gün cenazeler kaldırdık. Morg ve mezarlık kapılarında büyüdük. Ama bunu kader olarak kabul etmedik. Bu topraklara barış getireceğiz. Elçi'nin dediği gibi kan, ölüm istemedik. Topraklarımızda barış içinde yaşamak istedik. Ahmet Arif'in dediği gibi, 'Bu dur, katlimize ferman'. Koşullar ne olursa olsun barış savunmak için cesur olmak gerekir. Bunun için bedel ödemek gerekir. Tahir elçi biliyordu. Yatağında ölmeyeceğini bilenlerdendi. Hepimiz bu yola böyle çıktı. Çocuklarımız yataklarında rahat ölsünler diye canımız ortaya koydu. Bizi böyle korkutacakların zannediyorlarsa yanılıyorlar. Sevgili eşinin de belirttiği gibi binlerce on binlerce faili belli insan karşılayacak Tahir'i. Onların da yaşam öyküleri Kürdistan toprağı gibi acılıdır. Her birinin acı öyküsü toprağımız acılı tarihi ile aynıdır. Seni bu topraklar emanet ediyoruz. Şükürler olsun ki dostlarımız, halkımız var. Mücadeleni sürdürecek yiğit gençlerimiz var. Bu gün yüz binler ardından yürüyor. Bu cinayetin tam olarak aydınlanacağından şüphemiz var. Haklı olarak şüphemiz var. O kadar çok yaşandı ki, hiçbirini adalet sağlanacak diye rahat uğurlamadık. Bu devlet hiçbir zaman bizim devletimiz olamadı. Eline geçiren kendi mülkü gibi kullandı. Herkesin, hepimizin olsun diye çok uğraştık. Tahir'i öldüren devlet değil, devletsizliktir. Kürt halkı bunu çok iyi bilsin. Çünkü biliyoruz ki barış elçisi başkanımızın arkasından 'Oh olsun' diyen maalesef on binler de var. Ankara'da bu acıyı yüreğinde hissetmeyen bir yönetim var. Nasıl devletimiz diyebiliriz. Acıda bile ortaklaşamayan bir toplum nasıl bir arada yaşayabilir. Biz bu özgürlük mücadelesini, kervanın başarıya ulaştıracağız. Gözün arkada kalmasın Tahir Elçi. Böyle olmasını istemezdik. Keşke bize nasip olmasaydı senin tabutunun önünde konuşmak. Kolay değil ama bu günler de geçecek. Tüm acılar bu topraklarda bir gün çiçeğe dönecek. Tüm şehitlerimize tüm doğa selam duracak."
Anıt önünde yapılan törenin ardından "Şehit namirin" sloganı atan yüzbinler, cenazenin defnedileceği Yeniköy Mezarlığı'na doğru yürüyüşe geçti.
"Em te ji bîr nakin, Seni unutmayacağız" ve "PKK terör örgütü değildir" dev pankartıyla başlayan yürüyüş mezarlıkta noktalandı. Elçi'nin cübbeli meslektaşlarının omuzlarında cenaze aracından alınan Elçi'nin naaşı defnedileceği yere getirildi. Devlete ve hükümete büyük öfkenin olduğu cenaze törenine katılan yüz binlerce kişi, sık sık "Katil Erdoğan" sloganlarını attı. Yurttaşlar, üzerinde "Boyun eğmedik" yazılı Elçi'nin posterlerini taşıdı.
İnsan hakları ve barışın yılmaz savunucusu Tahir Elçi daha sonra sevenleri tarafından "Şehid namirin" sloganıyla toprağa verildi. Elçi defnedildikten sonra mezarına karanfiller konuldu. Elçi'nin mezarı başında kısa bir konuşma ağabeyi Ahmet Elçi, "Davamız, kardeşlik, birlik, barış ve halkımızın özgürlük davasıdır" dedi. Yakınları ve sevenleri mezarı başında gözyaşı dökerken, Elçi'nin başucuna fotoğrafı konuldu. (Diyarbakır/DİHA)
Evrensel'i Takip Et