Yıllar geçse de üstünden: Fikret Kızılok yeniden
Ayşen GÜVEN
Fikret Kızılok şarkıları geliyor, öyle samimi bir edayla sandalye atıyorki karşıma... Bir dolu nedeni var bunun elbette. “Muhabbeti” bilen adam bir kere. Eh malum biz de muhabbeti severiz de sanki başka bir şey daha var diye düşündüm bu aralar ve sanırım buldum! Şarkılarında sıkça geçen bir sözcük: “inanmak” beni büyük tavlıyordu. Keşke etimolojisini bilsem ama insanı saran, kapsayan, yanında yürüyen, umuda neden olan bir sürü şeye işaret ediyor gibiydi. İçerdendendi sanki bu sözcük ve Kızılok da kimbilir böyle hissederken satırına düşerdi o kelime belki . Her günümüzü Pazar telaşından Pazartesi sıkıcılığına bağlayan zamanların Don Kişotu; insana, yarına, geleceği bugün adımlamaya başlamaya “inanmaktı” nihayetinde hâlâ. Bütün bunları düşünmeme ve yeniden haftamı Kızılok’la geçirmeme Kumbaracı50’nin şahaneli işi Yıllar geçse de üstünden…Muhabbetli Dinleti ‘si vesile oldu. Sağolsunlar...
Öyle iddialı davranmayan Muhabbetli Dinleti aslında Kızılok gibi birinin şarkıları ve hikâyesi söz konusu olduğunda utangaç olabilir ancak üstesinden tertemiz ve taklit değil özgünlükle, hem tiyatro tadı hem şovuyla hem de müzik performanslarının uyumlu gücüyle kalkmış. Bir ustanın, bir müzisyenin ve aslında onun yanı başında “değişmiş” ama pek gelişmemiş memleket tarihinin yolculuğunu da doyulmaz kılabilmiş.
'DEMİR' GİBİ ORKESTRA
Zaten hem Kumbaracı50 müdavimi hem Fikret Kızılok hayranıysanız ki tanısanız ikisini de kesin seversiniz olayın dikkatinizi çekmemesi namümkün. Bizim dinlediğimiz ve tanıdığımız Kızılok şarkılarında doğal olarak gitar başroldeki enstrümandır. Burada piyano Burçak Çöllü’nün parmaklarının ucunda başrolü kapmış. Ayrıca hem solistliği hem sahnedeki hali çok keyifliydi kendisinin. Yani piyano rol çalmış dediysek gitar küme düşüyor diye anlaşılmasın. Tunç Öndemir gitarın varlığının altını gayet çiziyor. Çelloda Burçak Demir ve kemanda Oya Uysal’ın soloları da müziklere kattıkları tat da enfes. Özellikle solo çıkışlarda dinleyenleri enstrumanlarına kilitliyorlar her ikisi de. Gelelim Yiğit Sertdemir’e. Oyunculuğu, yönetmenliği cıncık gibidir biz söylemesek de herkes bilir. Ama perküsyon, anlatıcılık ve solistlik sahneye oyunculuğuyla çıkınca baya vurgun olmuş. Yani “demir” gibi orkestra olmuş.
‘O GÜNLER ÇOK KÖTÜYDÜ HİÇ ŞİMDİKİ GİBİ DEĞİL!’
Şarkıların arasına serpilen Fikret Kızılok hayatı, dedim ya memleketin panaroması aynı zamanda. Sertdemir anlatırken onun cümlelerinden “solda uyuyup solda uyananlardan” diye bahsedince bu yazı için yaptığım taramada karşıma çıkan Vikipedia ara başlığı geldi yerine oturdu. Sanatçı için “dünya görüşü” başlığı açılmıştı. Başka kaç sanatçı için yazıyordu acaba? Ben işim gereiği çok tarıyorum ama belki Yılmaz Güney’de vardı. Tabi vardır başkaca ama bir dünya görüşü sahibi olmak ve bundan sıkılmamak ardında seni tanımak isteyenlere o güzel günlere inandığını bir ara başlıkla bile olsa duyurmak az şey miydi?
Ha unutmadan o başlığın altı şöyle doldurulmuş; “Bir röportajında, Süleyman Demirel’i “En büyük demagog”, Bülent Ecevit’e “iyi şair ama siyasal hayatı zigzaglarla dolu”, Devlet Bahçeli’ye “ılımlı ve dürüst”, Necmettin Erbakan’a “Türkiye’yi dinamitleyen adam”, Recep Tayyip Erdoğan için de “yenilikçi değil, o da oyunun bir parçası” yorumlarını yapmıştı. 2002’de oğlu Yağmur Kızılok’un girşimleriyle yayınlanan “Dünden Bugüne, 1965-2001” adlı en iyileri albümünün kapağında “Soldan doğdum, soldan uyandım, solda oturdum, insan olmanın haysiyetini solda buldum, hep solcu oldum, hep solcu kalacağım. Sebebi gayet basit; insanın soyutlarının ve somutlarının bir olduğudur. Güzelliklerin, kültürün ve sanatın satın alınamayacağıdır. Bir ‘Akl-ı evvel’in yaratıp her şeyin ortasına koyduğuna inanmam. Mistik işlerle uğraşamam”. Şarkıları kadar şimdi bu cümeleleriyle karşılaşmak da iyi geldi. Tabi Demirbaş’tan Süleyman’ı kaldırıp yerine koyduğunuz ismi duyar gibiyim aman canım siz de Yiğit Sertdemir’in muhabbet kısmında söylediği gibi “o günler çok kötüydü hiç şimdiki gibi değil”! Yani.
Her sanatçının bir bilinen bir bilinmeyen yanları var. Gerçi su kadar saydam bir adam Kızılok ama biz az okuyup, az merak edip, hazır sevdiğimizden bilmediğimiz pek çok şey çıkacak Müzikli Dinleti’de karşınıza, emin olun! Aşık Babası’ndan (Veysel) şarkı sözü alması, ilk entrümanı akerdeonu satıp gitara bağlanması, Zülfü Livaneli’ye eleştirisi, Ajda Pekkan’la gerilimi, sözünü eğmemesi bükmemesi ve daha bir dolu şey... Hepsi güzel ama Ninni, Şarkıdaki Maymun, En Entelektüel, Pşşt Barmen, Zaman Zaman, Kalbim, Bu Kalp Seni Unutur mu?, Gidiyorsun, Gecenin Üçünde, Sevda Çiçeği dinleyerek bir Pazar akşamını kapatmak yine de hepsinden güzeli. Gece bittiğinde içimden geçen ilk cümleyse; Keşke Fikret Kızılok da bu sahneyi görebilseydi...
Evrensel'i Takip Et