3 Nisan 2016 04:20

Emine UYAR

Memleketin her yerinden taciz, tecavüz haberleri geliyor peş peşe.
İrili ufaklı pek çok işyerinde de kadınların tacize uğraması sık yaşanan durumlardan. Ama artık kadınlar uğradıkları bu muamelelere karşı sessiz kalmıyor. Şimdilik sayıları az da olsa, her türlü baskıya rağmen, yaşadıklarını sineye çekip susmaktansa tacize uğradıklarını açıklayıp, hesap sormanın yolunu seçiyorlar.  
1950’lerde kurulan ve 19 şirketi bünyesinde barındıran Elginkan Vakfı’nın Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren şirketlerinden Valfsel Armatür AŞ’de 25 yıldır çalışan Zühal Güneş, Fabrika Genel Müdürü H.O.’nun tacizine uğradığını belirterek, fabrika önünde nöbete başladı.
48 yaşında ve iki çocuk annesi bir kadını, organize sanayi bölgesinde, çalıştığı fabrikanın karşısında nöbet tutturan sürece kendi anlatımlarıyla bakalım.

TACİZE UĞRADIĞINI SÖYLEYİNCE…

ECA Grup’a bağlı Valfsel Armatür AŞ.’de 25 yıldır çalışan sekreter Zühal Güneş, Genel Müdür H.O.’nun 19 Şubat’ta maruz kaldığı sözlü ve fiziksel tacizini üst yönetime bildirmiş. Kendisi de bir kadın olan vakıf başkanı gerekeni yapacağını söyleyerek Güneş’i başka bir fabrikaya nakletmiş. Tacizle suçlanan müdürün yaşamında hiçbir değişiklik olmazken Güneş’in işyeri değiştirilmiş ve üstelik gittiği yerde mobbinge uğramış. Hiçbir görev tanımı yapılmayan ve iş verilmeyen Güneş, bir sandalyenin tepesinde dört hafta boyunca oturmuş.

‘GÖRÜNMEZ OL’

İlk bir hafta sonunda konu ile ilgili bir şey yapılmadığını gören Güneş, holding müfettişine ulaşmış. O da “Kızım ben seni biliyorum. Kaç yıldır bu topluluktasın ama bana görev verilirse giderim” deyince Güneş Vakfının bu konuda bir şey yapmayacağına kanaat getirerek, savcılığa suç duyurusunda bulunmuş. Ondan sonraki haftalarda da mobbing devam etmiş ve bununla sınırlı kalmamış, Zühal’den görünmez olması istenmiş! Çalıştığı işyerine H.O. gelecek diye, bir kadın yönetici tarafından “Ortalarda durma, git yemekhaneye otur” denilmiş.
Evet bu şekilde onur kırıcı uygulamalara maruz kalan Güneş’in, olayın 4. haftasında iş akdi tazminatsız olarak feshedildi. Sadece Güneş’in değil, aynı işyerinde 18 yıldır çalışan bir müdürün de Güneş’e destek çıktığı için işine son verildi.
Uğradığı tacizin üzerine bir de mobbinge maruz kalan ve işten atılan Güneş, çevresinden kendisine söylenilen, “Onlar büyük insanlar, tacize uğradığına kim inanır ki? Dava açsan da kazanamazsın”, sözlerine inat hem hukuki yollarla hem de fabrika önünde direnişe geçerek hakkını arıyor.  
Fabrika önünde sohbet ettiğimiz Güneş, kadın platformlarının gücünü arkasında hissettiğini söyleyerek, en büyük destekçilerinin ise 25 yaşındaki oğlu, 18 yaşındaki kızı ve 71 yaşındaki babası olduğunu belirtiyor. Mücadelesini sonuna kadar sürdüreceğini vurguluyor.

BÜTÜN KADINLAR İÇİN YOLA ÇIKTIM

“Kadınlar hiçbir zaman susmamalı, sonucu ne olursa olsun. İnanın kimse yalnız değil bu hayatta, hiç kimse olmazsa ailesi insanın yanında. Gerçekten kadınlar bir olursa bu dünyanın altını üstüne getirir. Ben babamdan öğrendim, asla yalan söylememeyi, gururlu, onurlu olmayı. Mücadeleyi bırakmamayı. Ben de her kadına sessiz kalmamasını söylüyorum. Bunlar ne kadar çok duyulursa o kadar ses getirir. Bu zihniyetteki insanlar bir daha buna cesaret edemez” diyor.
Bu yola çıkmasında kızının etkisinin büyük olduğunu söyleyen Güneş, “Ben o tacizi yaşadığım an 18 yaşındaki kızım gözümün önüne geldi. Onun o masumiyeti, sessizliği, bir şey yapamayacak oluşu... Ben kızım için, herkesin kızı ve kadınlar için bu cesareti gösterip yola çıktım. Sonucu ne olursa olsun. Ben doğru bildiğim yoldayım ve doğru bildiğim yerdeyim”.          
Güneş nöbet yerine elinde, Vakıf Başkanı’nın sarf ettiği söylenen, “Ben bir sekreter için, genel müdürüme bir şey yapmam” yazılı pankartla geldi.
Bünyesinde 25 yıldır çalışan bir kadının başvurusunu dikkate almak yerine, Genel Müdürünü korumayı seçen, olayı örtbas etmeye çalışan, faturayı kadına çıkartan köklü bir kuruluş…     
“Ben bir sekreter için genel müdürüme bir şey yapmam” sözü ile “Bir kere tecavüz oldu diye Vakfı karalamayalım” sözü ne kadar çok birbirine benziyor değil mi?
48 yaşındaki bir kadını 25 yıl emek verdiği fabrikanın karşısında nöbet tutturan bu sistemde 9-10 yaşındaki çocukların çaresizliği…
Bataklığın kurutulmasının yolu, Zühal Güneş’in tutumundan geçiyor.

Evrensel'i Takip Et