19 Mayıs 2016 11:42
/
Güncelleme: 20 Mayıs 2016 05:39

Cem GURBETOĞLU

Valiliğin yürüyüşe izin verilmemesi birçok gazeteci gibi beni de alarma geçirdi. Ankara’da peşpeşe patlayan bombalar, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP’nin Başkanlık ısrarı, eğitim alanında artık gözle görülür hale gelen dinselleştirme, laiklik karşıtı açıklamalar, Suriye’de cihatçıların desteklenmesi, Alevilerin yaşadığı yerlere Suriyelilerin yerleştirileceği iddiaları... Tüm bunlar Ankara’da CHP seçmeni diyebileceğimiz kesimleri diken üstünde tutuyor. Böyle bir ortamda, hem de CHP liderinin Başkanlık sistemi için “kan” polemiğine kurban giden “cesedimizi çiğnersiniz” açıklamalarının ardından yürüyüşün yasaklanmasının sonuçlarının ne olacağı merak konusuydu. Her ne kadar Davutoğlu tarafından kullanılmasa da Başbakanlığın ve Bakanlıkların hemen yanında toplanan kitleye yapılacak bir saldırıya ilişkin birçok gazetecinin yorumu “yeni Gezi olur” şeklindeydi. CHP yönetimi de bu durumu gördü ve Valiliğe, dolayısıyla hükümete rest çekti. Yürüyüş, bulvar üzerinden olmasa da gerçekleşti. 

Çağrıcısı ne kadar Gençlik Kolları olsa da, her yaştan CHP’li toplanmıştı. Üstelik biri miting olmak üzere, Ankara’da 3 büyük patlama gerçekleşmiş olmasına rağmen. Belli CHP seçmeninde öfke birikmiş. 

Karşılaştığım “aktif CHP’li” arkadaşlar, artık sokağa inme vaktinin geldiğini, bu yürüyüşün de bunun için önemli bir başlangıç olduğunu söylüyorlardı. 

CHP yönetiminde, Kürt sorunu konusundaki kafa karışıklığı, yürüyüşe de yansıdı. “Ne mutlu Türküm diyene” sloganı atılırken, kimi CHP’liler tepki gösterdi. Sloganı attıran uyarılsa da, bir süre sonra başka bir “yetkili” CHP’li tarafından tekrar attırıldı. 

CHP’liler arasında gündem ise dokunulmazlıklara ilişkin Anayasa değişikliği oylamasıydı. CHP lideri “evet” diyeceklerini söylese de, yürüyüş boyunca tanık olduğumuz sohbetlerde herkesin beklentisi AKP’nin fire vermesi ve değişikliğin Meclis’ten geçmemesi yönünde. 

Kısacası, ülkenin içinden geçtiği kritik süreçte CHP’nin politik alandaki yalpalamaları yürüyüşe de yansıdığı. Ama bu yalpalamanın en az görünür hale geleceği zeminin sokak olduğu kanısı CHP’liler arasında da yaygınlaşıyor. 

EVRENSEL'İNMANŞETİ

Yağma iklimi

Yağma iklimi

Enerji şirketlerinin patronlarının bizzat yönetimine girdiği Saray iktidarı, “iklim değişikliğiyle mücadele” adı altında sermayeye yeni kaynak aktarma hazırlığında. İktidarın Meclise getirdiği tasarıya göre karbon emisyonu ticareti sistemi kurulacak, “atmosferi kirletme hakkı” alınıp satılan bir mala dönüşecek. Sistem karbon ticareti zenginleri yaratırken, halka zehir kalacak.

BİRİNCİSAYFA
SEFERSELVİ
CHP'li belediyelere silkeleme ve sabah dörtte operasyonlar yapılırken AKP'li Sincan Belediyesine Cumhurbaşkanlığı bütçesinden 30 milyonluk bağış yapıldığı iddia edildi.

Evrensel'i Takip Et