‘Kürtler açısından Bab, Cerablus’tan daha önemli’
Cerablus operasyonunun etkilerini gazeteciler Mutlu Çiviroğlu ve Amed Dicle ile konuştuk.

Faruk AYYILDIZ
İstanbul
TSK'nin desteklediği cihatçı gruplar, IŞİD kontrolündeki Cerablus’u çatışma yaşanmadan bir gün içerisinde kontrol altına aldı. “Türkiye’nin yeniden Suriye sahasına dönüşü” olarak da yorumlanan Cerablus hamlesini, Kürt cephesine etkisini ve olası yeni gelişmeleri sahayı yakından takip eden gazeteciler Mutlu Çiviroğlu ve Amed Dicle ile konuştuk.
‘ASIL HEDEF KÜRTLER KAYGISI VAR’
Cerablus operasyonunu yorumlayan Çiviroğlu, “IŞİD’e karşı yapılmış olsa da asıl hedefin Kürtler olduğuna dair yaygın görüş ve kaygılar var” diyor. Bu görüşün hem Rojava Kürtleri hem de uluslararası kamuoyu tarafından dile getirildiğini kaydeden Çiviroğlu şöyle devam ediyor: “Hedef YPG’nin de bileşeni olduğu Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Cerablus’a ilerlemesini durdurmak ve kantonların birleşmesini engellemek. Türkiyeli yöneticiler de bunu açıklamalarında söylüyor.”
Kamuoyuna sunulan Cerablus operasyonu görüntülerine de dikkat çeken Çiviroğlu, herhangi bir çatışma yaşanmadan kentin alındığına vurgu yapıyor. Şehrin boşaltıldığını söyleyen Çiviroğlu, “Bu durum operasyonun önceden hazırlanmış olduğu kanısını güçlendiriyor” diyor. IŞİD’in bulunduğu bölgelerden çatışmadan çekilmediğinin altını çizen Çiviroğlu, “IŞİD’in savaşçıları ölümü cennet yolunda bir adım olarak görüyor ama Cerablus kentinde çatışma yaşanmıyor. Bu biraz garip, IŞİD’in karakterine uygun değil. IŞİD’in savaşıp, alan tutma stratejisine de uygun değil. SDG o kadar ağır güçle geldi, koalisyon hava desteği verdi buna rağmen Menbic 73 gün sürdü. Cerablus ise çatışmasız bu grupların eline geçiyor. Bu tuhaf bir durum, sahayı takip eden birçok uzmanın da dikkatini çekmiş görünüyor” yorumunda bulunuyor.
‘YPG KENTİ TEMİZLEYİP, TESLİM EDİYOR’
YPG Sözcüsü Rêdûr Xelîl ile yaptığı görüşmeyi de anlatan Çiviroğlu, “YPG başından bu yana alandaki pratiğe göre hareket ediyor. YPG’nin de bileşeni olduğu SDG, Menbic’i aldıktan iki gün sora basın toplantısı düzenledi ve kentten çekilmeye başladığını açıkladı. Tel Ebyad’da da aynısı olmuştu. Şehir IŞİD’den ve mayınlardan temizlendikten sonra yerel halka, sivillere teslim edildi. Menbic için bu durum geçerli. Kent, Menbic Askeri Meclisi ve sivil idareye teslim edildi. Günlük işleyiş sivil idareye, askeri işler ise askeri meclise devrediliyor. Tel Ebyad’ı da, Menbic’i de bu Meclisler yönetiyor. Menbic Askeri Meclisi de operasyonlarını sürdürüyor, kırsalda 5’in üzerinde köy IŞİD’den temizlendi” dedi. Sivil idarelerin ise halkın kente geri dönüşü başta olmak üzere sorunların çözümü için çabaladığına vurgu yapan Çiviroğlu, “Kürt ve Arapların birlikte yaşadığı tüm bölgelerde bu yapıldı. Cerablus SDG’nin eline geçmiş olsaydı da bu aynısı olacak, kent asıl sahiplerine teslim edilecekti” vurgusunu yapıyor.
SDG, BAB’A İLERLEYECEK Mİ?
Bab’ın alınması durumunda da kentin yerel halka teslim edileceğini ifade eden Çiviroğlu, Bab kırsalında IŞİD’in baskısı altına bulunan halkın SDG’ye “operasyon” çağrısı yaptığını da söylüyor. YPG’nin “çekilmeyeceğiz” açıklamasını tekrardan hatırlatan Çiviroğlu, “YPG kendi kitlesine mesaj verdi. Sahada attığı adımların farklı güçlere bağlı olmadığını gösterdi. Ama unutmayalım ki ABD, Kürtlerle Suriye sahasında ortak çalışıyor. ABD’nin asıl olarak Rakka’ya operasyon düzenlenmesini istediğini biliyoruz ama YPG ve SDG ABD’yi Menbic’e ikna etti. Bu da gösteriyor ki operasyon kararları karşılıklı görüşmelerle belirleniyor.”
Son gelişmelerin ABD’ye yansımalarını da sorduğumuz Çiviroğlu anlatmaya devam ediyor: “ABD’de seçim zamanı ve tüm bu gelişmeler seçimlerle bağlantılı. Obama’nın tek düşüncesi bir sonraki başkanın Demokrat Parti’den olması. Obama sorunsuz kendi devrini tamamlamak istiyor. Menbic zaferi Demokratlar için bir koz oldu. İç siyasette de kullanılacak bir argümandı ancak Haseke’deki gelişmeler dikkatleri dağıttı, Menbic zaferini gölgede bıraktı. Haseke saldırılarının altında da biraz bu var. Menbic, ABD’nin övünebileceği bir zafer olmuştu. ABD yönetimi Türkiye ile Kürtler arasında da Suriye konusunda daha fazla gerginlik istemiyor.”
ABD kamuoyunda başarılı olan Menbic operasyonunun Bab’a doğru devam edeceğinin öngörüldüğünü ifade eden Çiviroğlu, Bab’ın Kürtler açısından Cerablus’a oranla daha stratejik olduğunu söylüyor. Efrîn kantonuna ulaşmak açısından Bab’ın hayati öneme sahip olduğunun altını çizen Çiviroğlu, “Bab’ın IŞİD’le mücadelede önemi var. Rakka’ya ulaşma yolunda Bab önemli duraklardan birisi. IŞİD, Tel Ebyad ile büyük darbe aldı, Menbic ile felç oldu ama Bab üzerinden hala ulaşım kanalları var” dedi.
Bab kırsalında yüzlerce Kürt’ün IŞİD tarafından kaçırıldığını hatırlatan Çiviroğlu, kantonların birleşebilmesi ve Kürt köyleri üzerindeki baskının kırılabilmesi için Bab operasyonunun önemli olduğunu ifade ediyor. Uluslararası kamuoyunda da Bab’ın IŞİD’in önemli güzergahlarından birisi olarak görüldüğünün altını çizen Çiviroğlu, Bab için Demokratik Suriye Güçleri ile koalisyon güçleri arasındaki görüşmelerin sürdüğünü belirtti.
‘YPG çekilsin’ açıklamalarını da sorduğumuz Çiviroğlu, “Bab operasyonuna ilişkin ‘izin vermeyiz’ gibi kesin bir yaklaşım olduğunu düşünmüyorum. Kürtler açısından da ‘Menbic’e kadar gelmişken, neden Bab’a kadar ilerlemeyelim durumu da var” sözlerini kullanıyor.
SDG’nin planlamasında da Bab’ın Cerablus’tan önce geldiğine dikkat çeken Çiviroğlu, “Bugün Rojava ile görüştüm: ‘Kendi planlarımızı devam ettireceğiz’ diyorlar. Ama dediğim gibi ABD seçimleri, Türk kamuoyundaki ABD’ye yönelik tepkiler düşünüldüğünde ABD çok başı ağrımadan sorunu çözmeye çalışıyor. Obama’nın taktiği bu, herkesi aynı anda memnun etmek” diye konuştu.
HALEP’E YÜRÜRSE İRAN’LA SORUN YAŞAR
Çiviroğlu sözlerini şöyle bitiriyor: “Sonuç itibariyle Kürtler Hasekê’de bir başarı elde ettiler. Rusya, Suriye siyasetini çok iyi biliyor ve Suriye’deki en gerçekçi güçlerden bir tanesi. Kürt realitesini iyi anlıyorlar. Hasekê’de Rusların önemli rol oynadığı ve Kürtler lehine sağlanan anlaşmada rol oynadığı bilgisini aldım. Rusya’nın Türkiye’nin son girişiminden rahatsız olduğunu da düşünüyorum. Bazı batılı analistler arasında şöyle bir senaryo var: ‘Türkiye fırsattan istifade edip desteklediği grupları Halep’e kadar gönderebilir.’ Bu durumda Türkiye ile İran arasındaki anlaşma çatırdayabilir. Kürt karşıtlığı bu devletleri yan yana getirse de Türkiye, kontrolündeki grupları Halep’e doğru yollamaya çalışırsa İran buna sessiz kalmayacaktır. O yüzden İran, Suriye, Türkiye ittifakı çatırdayabilir. Rusya’nın da bu denklemde yer almaması ve Kürt siyasetini bir güç olarak kabul etmesi, Kürtler açısından olumlu görülebilir. Ayrıca Kürtler ABD’den hassasiyetlerine daha fazla önem vermesini bekliyor.”
‘IŞİD, TÜRKİYE İÇİN İŞLEVSİZ KALDI’
Gazeteci Amed Dicle, “Operasyonun amacını Türk yetkililer zaten açıkladı. Hedefte Kürtler var. Daha önce Kürtleri Rojava ve Suriye’de sınırlandırmak için IŞİD’I kullanıyorlardı. Ancak artık bu iş IŞİD’le yürümüyor. Dünya da bunu kabul etmiyor. Ayrıca Minbic’in alınmasından sonra IŞİD bölgede askeri olarak hareket kabiliyetini önemli oranda yitirdi. Türkiye bu silahın artık işlevsiz olacağını düşünerek yeni bir oyuncu sahneye sürdü. Bu oyunun uzun vadede getireceği sonuçlar hem Rojava ve Suriye’de hem de genel anlamda Kürtlerle kapsamlı bir savaştır” diyor. Türkiye’nin kendisine bağlı gruplarla Azez ve Mare’ye kadar olan bölgeyi kontrol altına almak istediğinin altını çizen Dicle, “Mare, Azez hattı zaten bu grupların elinde, Cerablus da alınınca planın ilk adımı atılmış oldu” sözlerini kullanıyor.
‘BAB’A YÖNELEBİLİRLER’
Dicle şöyle devam ediyor: “SDG, IŞİD’İ Minbic’den çıkardı ve Bab’a yöneldi. Eğer Bab alınırsa o zaman IŞİD Türkiye sınırındaki bölgeden Minbic ve Bab hattına kadar olan alanda kıstırılmış olacaktı. Yani Rakka ile tüm bağlar kopacaktı. Şu an Rakka ile tek yol Bab güzergahı. Ki buranın da bir etkisi olmuyor. IŞİD şimdi burayı tek edip hem kendini çemberden kurtarmış olacak hem de bu alanları zihin olarak kendisiyle aynı olan gruplara teslim etmiş olacak. Bu durumda, Türkiye’nin örgütlediği gruplar Bab’a da yönelecekler. Çünkü söyledikleri ‘Kürt koridorunu önlemenin tek yolu Cerablus değil Bab’tır. Burada çatışma olacaktır.”
CERABLUS: YENİ BAŞLAYAN OPERASYONUN KAPISI
“Türkiye ve kendisine bağlı gruplar, Cerablus ile sınırlı kalsalar o zaman bu operasyon sembolik olmaktan öteye gidemez” diyen Dicle’ye göre Türkiye destekli gruplar bölgede askeri hareketliliğe devam edecek. Cerablus’un biten değil yeni başlayan bir operasyon ve gerilim sürecinin kapısı olduğunu ifade eden Dicle, “Türkiye, Kürtleri hem Suriye’de hem de Türkiye içerisinde teslim almanın çabası içinde ve bu çabasını Suriye sahasına sürdü. Bunun çok ağır ve kanlı sonuçları olacaktır” yorumlarında bulunuyor.
‘SDG’NİN GERİ ADIM ATMASINI BEKLEMEK SAFLIK OLUR’
Bab operasyonunun süreceğini söyleyen Dicle, “Orada yerel güçler var. YPG’nin içinde olduğu Demokratik Suriye Güçleri var. YPG zaten açıkladığı gibi diğer ortaklarıyla ortak hareket edecek. Söz konusu bölgeyi yerel güçleri koruyacak ve Demokratik Suriye Güçleri de zaten orada ve destek sunuyor. O zaman söz konusu bölgedeki halkı kim IŞİD’ten koruyacak. Demokratik Suriye Güçlerinin bu konuda geri adım atmasını beklemek saflık olur” diyor.
‘IŞİD’DEN ALINAN YERLER ÖSO’YA DEVREDİLMEZ’
ABD’nin açıklamalarıyla ilgili de fikrini sorduğumuz Dicle, “Amerika, bu konuda Türkiye ile aynı fikirde olduğunu beyan etti. Ama bunun pratiğe yansıması nasıl olur şimdiden bilinmez. Eğer IŞİD’ten aldığınız yerleri ÖSO gruplarına devredin denirse bunu kimse kabul etmez. Böylesi bir tavır işi tekrar başa getirir. Türkiye bu tutumuyla SDG güçlerini de parçalayıp YPG’yi yalnızlaştırmak isteyebilir. Bunun da gerçekleşmesi mümkün değil. Çünkü Türkiye’nin Cerablus’a gönderdiği gruplar ile IŞİD arasında zihinsel bir fark yok. İkisi de çocukların kafasını kesen, talan ve istila yapan karakterdedir ve bunun tonlarca örneği vardır” diyor.
YPG’nin Demokratik Suriye Güçleri ile hareket etmeye devam edeceğini söyleyen Dicle, Cerablus’un alınmasının YPG ve Kürtlerin Suriye’deki etkinliğini kırmayacağı görüşünde.
Dicle sözlerini şöyle bitiriyor: “Türkiye, bir türlü aşamadığı Kürt fobisi hastalığından dolayı bu tür atraksiyonlara giriyor. Ama Kürtlere geri adım attırması mümkün değil. Bu operasyonla bir kez daha Kürt düşmanlığı ilan edilmiş oldu. Türkiye, bundan sonra da Kürtlerle sadece savaş yapacağını ilan etmiş oldu. Kürtler de teslim olmayacağına göre sert bir mücadele sürecine girildi.”
Evrensel'i Takip Et