Özgürlük nöbeti günlükleri
Ayşegül Tözeren her hafta Cuma günleri Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay için tutulan Özgürlük Nöbetlerini yazdı.

Ayşegül TÖZEREN
Aslı Erdoğan 16 Ağustos’ta evinde onu gözaltına almaya gelen onlarca polisin karşısında yapayalnızdı. Üç gün sonra tutuklanması istemiyle mahkemeye sevk edildiğinde onu bir avuç yazar, çizer arkadaşı adliye kapısında bekliyordu. Tutuklanmıştı. Dört duvarın arasına ring aracıyla uçar gibi götürülürken, adliye bahçesinden yükselen alkış sesleri barış güvercinlerinin gökyüzüne havalanışı gibiydi. Daha sonra Aslı’yı bekleyenler arasında yer alan Necmiye Alpay da, Özgür Gündem gazetesinin yayın danışma kurulunda olduğu için ifadeye gidecek ve o da tutuklanacaktı. Aslı Erdoğan da, Necmiye Alpay da arkadaşlarının alınmadığı mahkeme salonlarında yalnızdılar. Yanlarında sadece avukatları ve dayanışmaya gelen bir ya da iki siyasetçi vardı.
‘ÖZGÜRLÜK NÖBETİNE GİDECEKTİM, ŞİMDİ YANINA GİDİYORUM’
Şimdi Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay’a dokunamayan arkadaşları onları duvarların, kırk kilidin ötesinden kucaklıyor. Adliye bahçesinde kartopu gibi çoğalan arkadaşları, artık Bakırköy Cezaevinin Bahçesinde çığ oldu. Aslı’nın 19 Ağustos’ta tutuklanışının ardından, 22 Ağustos’ta başlayan özgürlük nöbetinin onuncusu gerçekleşti. Zaten Necmiye Alpay da tutuklanırken, şöyle diyecekti: “Özgürlük nöbetine gidecektim. Şimdi yanına gidiyorum.” Aslı Erdoğan için başlayan nöbet, Necmiye Alpay için de tutulmaya başlanmıştı. Aslında düşüncesinden dolayı tutuklu olan yazarların hepsi için…
İlk nöbette ilk sözü Murathan Mungan almıştı. Sonra, “Aslı Erdoğan’ın edebiyatında hayatın yaralı bir beden gibi ele alındığını” söyleyen Sema Kaygusuz… Barış Vakfı, Barış Bloku, Barış Akademisyenleri, Barış için Herkes bir aradaydı. Muhalefetin değişik tonlarının arasında mikrofon dolaşıyor, sözcüklerin hepsi özgürlük çığlığına dönüşüyordu. Özgürlük Nöbetlerinin pankartındaki slogan insanların dillerinde tekrarlanıyordu: “Özgür düşünce susturulamaz!” Susturulamıyordu düşünce, içeriden mesajlarıyla, mektuplarıyla Aslı ve Necmiye, dışarıdan cezaevi bahçesini hiç boş bırakmayan arkadaşları deli dalgalar gibi dövüyorduk duvarları ve artık o duvarlar bize vız geliyordu…
DIŞARIDA DELİ DALGALAR
Türkiye Yazarlar Sendikası ve PEN Türkiye Merkezi el ele vermiş, nöbetlere katılıyordu. Hatta Uluslararası PEN Başkan Yardımcısı Eugene Schoulgin ve beraberindeki heyet de Türkiye’ye gelerek özgürlük nöbetlerine katılmıştı. Sonra Fransız akademisyenler, gazeteciler... Farklı ülkelerden Türkiye’ye yolu düşen aydınların, gazetecilerin uğrak yeriydi cezaevi bahçesi… Hatta Gündüz Vassaf, esprili biçimde Hürriyet gazetesinin Seyahat ekine özgürlük nöbetini, Bakırköy için “uğrak yerler” arasında olduğunu yazmıştı. Necmiye Alpay’ın mektuplarında seslendiği “Nöbetçiler” çoğalıyor, renkleniyordu. Kâh Luxus’un müziğiyle “Hür doğdum, hür yaşarım” şarkısı yükseliyordu, kâh Ruhi Su Dostlar Korosu’ndan bir vokalin sesinden, “Güneşin sofrasındayız.” Barış Vakfı, Sosyal Demokrasi Vakfı ve Cumartesi İnsanları hiç boş bırakmıyordu nöbeti. Daimi nöbetçilerdi.
CHP’den, HDP’den, EMEP’ten, ÖDP’den siyasetçiler, Halkevleri’nden, Haziran Hareketi’nden aktivistler bir aradaydı nöbetlerde… Aslı Erdoğan dışarıya yolladığı bir mesajında, “Bozmaya teşebbüs ettiğimi iddia ettikleri birliğin bütünlüğün harcına katkıda bulunmuşum aslında”, diyecekti. Sol muhalefetin her tonu kapının önündeyken, 28 Şubat mağduru başörtülü kadınlar da nöbete geliyordu. Aslı yaşamı boyunca “ötekilerin” yanında olmayı seçmişti. Necmiye de “barış açısını savunmayı”… İnsanlığın yüz yıllardır düşe kalka belirleyebildiği evrensel değerlerin iki anıt yazarı hapisti. Onları nöbette Emek ve Demokrasi Güçleri de yalnız bırakmıyordu. Bir gün KESK İstanbul Şubeler Platformu geliyor, sırtını duvara yaslayıp, yazarların kitaplarından parçalar okuyordu. TMMOB’den mimar mühendisler, “Aslı Erdoğan okuyorum” kampanyası başlatıyordu. DİSK’ten işçiler önlüklerini giyip, nöbete koşuyordu. Türk Tabipleri Birliğinden hekimler, “HerHalde İyi Hekimlik, HerHalde Edebiyat” diyerek, duvarları aşıp seslerini duyurmaya çalışıyorlardı.
Özgürlük Nöbetinin başlamasına geçtiğimiz mart ayında Barış Akademisyenlerinin tutuklanması neden olmuş, yaklaşık kırk gün nöbetin ardından ilk duruşmada serbest kalmışlardı. Ardından Özgür Gündem gazetesinin Nöbetçi Yayın Yönetmenlerinden Şebnem Korur Fincancı, Erol Önderoğlu ve Ahmet Nesin için tutulmuştu. Aslı Erdoğan da bu nöbetlerde yer almıştı. Özgürlük Nöbetlerindeki fotoğraflar el değişiyordu sürekli. Barış Akademisyenleri için tutulan nöbette Şebnem Korur Fincancı tutmuştu akademisyenlerin fotoğraflarını… Sonra akademisyenler Şebnem, Erol, Ahmet’e özgürlük için nöbette yer almıştı. Şimdi hepsi Aslı, Necmiye ve tutuklu yazarlar için nöbetteydi. 2000’lerin tarihini yazmaya niyetlenenler için “özgürlük nöbetleri” kitabın tam ortası olacak gibi…
‘BİR GÜN MUTLAKA’
Özgürlük Nöbetini yazarlar da hiç yalnız bırakmıyordu… Önce Gönül Kıvılcım, Vivet Kanetti, Seray Şahiner geliyor. Bir sonraki nöbette Müge Sökmen, Nurdan Gürbilek, Ayşe Sarısayın, Burhan Sönmez, Behçet Çelik, Barış Bıçakçı, Yaşar Miraç, Pınar Öğünç… Sonra İnci Asena, Kutlukhan Perker, Aslıhan Perker, Aslı Tohumcu, Belma Fırat, Hakkı Zariç… Bir gün birden bire Müge İplikçi çıkıp gelmişti. Sonra yargılandığı davadan çıkıp Oya Baydar gelivermişti. Adliyeden cezaevi bahçesine… Latife Tekin Gümüşlük Akademisi’nde okurlarla nöbet tutmuştu. Yazar dayanışması büyüyordu.
Ataol Behramoğlu, Türkiye’ye gelir gelmez Özgürlük Nöbetine katılacağını yazmıştı. Aslı Erdoğan içerideydi, Necmiye Alpay içerideydi… Ataol Behramoğlu, Özgürlük Nöbetine gelmişti de cezaevi bahçesinde hepimiz şairin “Bir gün mutlaka” şiirini anımsıyorduk. Bir gün mutlaka, diyorduk! Özgürlük nöbeti bahçeden taşıyordu, Behramoğlu “Avrupa Homeros Şiir Ödülü”nü törende Necmiye Alpay ve Aslı Erdoğan’a adıyordu.
Özgürlük Nöbeti katılımcısı olan Aslı’nın Robertli ve Boğaziçili arkadaşlarından sonra, Necmiye Alpay’ın seksen darbesinin ardından yattığı Mamak’tan koğuş arkadaşları da cezaevi bahçesine gelecekti. Demiştik ya o gün, “Yürüyeceğiz çoğala çoğala”, çoğalıyorduk…
Her pazartesi, her cuma 16-18 saatlerinde Bakırköy Cezaevi bahçesinde… Özgürlük Nöbetinde!
Evrensel'i Takip Et