1 Şubat 2017 22:34

Bir başkaldırı romanı: Raperîn

Turan UYSAL
Bolu / F Tipi Cezaevi

Bahattin Cesur’un ‘Raperîn’ adlı romanı Evrensel yayınlarından çıktı. Tarihsel olayları odağına alan eser, edebi niteliği yanında aynı zamanda bir belge-roman özelliği taşıyor. 1925’i konu alan kitap, tarih, roman tekniğinin sunmuş olduğu olanaklar çerçevesinde çok ustaca, başarılı bir biçimde işlenmiş.

Şüphesiz bugüne kadar Şeyh Said ile ilgili birçok şey yazıldı, çizildi. Dönemin belgelerinden de serhildan ile ilgili çok şey okuduk. Raperîn, tüm bu olayları yeniden süzgeçten geçirerek yaşananları çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Tarihin bir kesiti, roman aracılığıyla adeta ruh kazanıyor. Eserde geçen kişiler gerçek, tarihi kişiler, kişiliklerdir. Ancak biz onları sadece bu yönleriyle değil, hikayeleriyle, duygu ve düşünce dünyalarıyla tanımaktayız romanda. Xalıt Bey ile Yusuf Ziya’nın yoldaşlığı; Şex Said’in ailesiyle, dost ve akraba çevresiyle olan ilişkileri, aile geçmişi ya da Gülşah’ın aşkı, Emere Faro’nun destansı kahramanlıkları, kısacası büyük bir coşku ve heyecanla başlayan, kısa sürede geniş bir alanı etkisi altına alan hareketin hikayesini okuyoruz romanda.

Tarih kitapları hikayelerden çok olayları merkezine alır, bilgi vermeyi amaç edinir. Roman ise olayların arka planına, olayların aktörleri olan kişilerin bilinmeyen veya yazılmamış yaşam hikayelerine ışık tutar. Bu türde yazılmış kitapların bir kısmı gerçeğe birebir bağlı kalma adına daha çok bir tarih kitabına benzemektedir. Yazarın yaratıcılığı burada çok tali planda kalmaktadır. Bahattin Cesur bu hataya düşmemiş, yer yer kendi yaratıcılığını da hissettirmeyi bilmiş. Bu da esere edebi bir tat kazandırmış.  

Eser hakkında daha çok şey söylenebilir. “Raperîn” yazarın ilk romanı, bu nedenle ufak tefek kimi yetersizlikler barındırması gayet doğal. Ancak genel olarak ilk roman olma duygusunu fazla uyandırmamakta. Kurgu, üslup ve işleyiş tarzıyla kendi kategorisindeki romanlarla kolaylıkla boy ölçüşebilecek kapasitede ve nitelikte bir eser olduğu rahatlıkla belirtilebilir.

Tarihe ilgisi olanların da olmayanların da okuyabileceği, elden bırakılmayacak sürükleyicilikte bir roman... okunduğunda bu eserim daha fazla övgü hakkettiği anlaşılmakta.

Raperîn’i önemli kılan bir diğer nedeni, yayınevi kitabın arka kapağında şöyle ifade ediyor; “20. yüzyılın ilk çeyreğinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinin başlangıcında meydana gelen Şeyh Sait İsyanı’nı nedenleri, etkileri ve sonuçlarıyla ele alan bir belgesel romandır. Yüzyıla yaklaşan zamana rağmen bugün hâlâ tartışılan/yaşanılan bir başkaldırının romanıdır.

Hepsinden önemlisi Raperîn’i önemli kılan ise, cezaevinin olumsuz, yetersiz koşularına rağmen, “aslanların” hikâyesinin “avcılarca” değil, “tutsak bir aslan” tarafından yazılmış olmasıdır.”

EVRENSEL'İNMANŞETİ

Yağma iklimi

Yağma iklimi

Enerji şirketlerinin patronlarının bizzat yönetimine girdiği Saray iktidarı, “iklim değişikliğiyle mücadele” adı altında sermayeye yeni kaynak aktarma hazırlığında. İktidarın Meclise getirdiği tasarıya göre karbon emisyonu ticareti sistemi kurulacak, “atmosferi kirletme hakkı” alınıp satılan bir mala dönüşecek. Sistem karbon ticareti zenginleri yaratırken, halka zehir kalacak.

BİRİNCİSAYFA
SEFERSELVİ
CHP'li belediyelere silkeleme ve sabah dörtte operasyonlar yapılırken AKP'li Sincan Belediyesine Cumhurbaşkanlığı bütçesinden 30 milyonluk bağış yapıldığı iddia edildi.

Evrensel'i Takip Et