17 Ekim 2017 15:05

Silopi'de evlerinde uykudayken polis panzerinin ölümlerine sebebiyet verdiği Furkan ve Muhammet kardeşlerin davası başladı. Bugün Cizre 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlayan davanın ilk duruşmasına tutuklu polis memuru Ömer Yeğit, HDP Şırnak Milletvekili Leyla Birlik, Şırnak Barosu'na bağlı avukatlar, Furkan ve Muhammet kardeşlerin yakınları katıldı. 

‘KURSSUZ VE SERTİFİKASIZDIM’

Tutuklu polis memuru Ö. Y. verdiği ifadede zırhlı polis aracının kullanması için kurs almadığını ve sertifikası olmadığını belirterek şunları söyledi “Herhangi  bir kusurum yoktur. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün zırhlı taşıtlara ilişkin genelgesi tarafıma bildirilmemiştir. Kurssuz ve sertifıkasız olmam hiçe sayılarak panzer tipi zırhlı araçlarda çalıştırıldığımı yetkili birimlerime bildirilmesini talep ediyorum”dedi. 

‘KURS ALMAM GEREKTİĞİ TARAFIMA BİLDİRİLMEDİ’

Mahkeme başkanı Ö.Y'ye, "Kurs alman için adın listeye yazıldı tarafına bildrilmedi mi?" diye sordu. Ö.Y. bu soruya, "Hayır tarafıma bildirilmedi" yanıtını verdi. Mahkeme başkanının: “Araç kaymaya başladığında ilk olarak ne yaptın?​”  sorusuna Ö.Y.  “Ayağım frendeydi. Direksiyonu çevirmeye başladım araç kaymaya başlamıştı. Ayağımı frenden çekip tekrar pompalama işlemi yaptım. Aracın farlarının kapalı olduğunu gördüm. Farlar yanmaya başladı. Bunun için start düğmesine bastım. Fakat araç kaymaya devam ederken aracı park konumuna getirmeye çalıştım”dedi.

Diğer sanık M.Ö. "Ben Ö.Y'den sorumluyum ancak benden sorumlu emniyet müdürü Selçuk Erdoğan sorumludur. İlçe emniyet müdürü yardımcıma sözlü emir verdi. 3 polis şahittir" dedi.

‘BABA:SORUMLULARDAN ŞİKAYETÇİYİM’

Evin İki oda bir salonu olduğunu kaydeden baba Mesut Yıldırım, "Çocuklar ve amcaları odada yatıyordu. Eşimin sesi ile irkildim. Molozlardan dolayı ne biz ne de gelen komşular kapıyı açamadı. Aracın farları yanıyordu. Ancak motorun çalışıp çalışmadığını hatırlamıyorum. Birkaç dakika içinde araç götürüldü. Çocukları kendi imkanımız ile hastaneye kaldırdık. Olayın sorumlularından şikayetçiyim" dedi.

Sanık avukatı ise “Polis Ö.Y. şerefli bir Türk polisidir” diyerek olayın teknik arızadan kaynaklandığını öne sürdü. Avukat Yeğit'in tahliyesini talep etti. Diğer sanık polis M.M'nin de suçsuz olduğunu kaydeden avukat, M.M'nin 6 günlük büro amiri olduğunu o yüzden sorumlu olamayacağını dile getirdi.

‘ŞEREFLİ TÜRK POLİSI OLMAK TAHLİYE NEDENİ DEĞİL’

Sanıkların avukatından sonra konuşan Şırnak Baro Başkanı Nuşirevan Elçi, olay yeri krokisinin yanlış hazırlandığını belirterek “Polisin sokakta geri gitmesine gerektirecek bir durum olmadığını kaydetti. Elçi, sanık avukatın "Şerefli Türk polisi olduğu için tahliye edilmeli" konuşmasına tepki gösterdi. 

‘DİĞER SANIK DA TUTUKLANIP DİĞER YETKİLİLER DE İFADEYE ÇAĞIRILMALI’

11 ton olan zırhlı aracın 7 ton eklenmesine kimin karar verdiğinin tespit edilmesi gerektiğini ifade eden Özmen, suçun ceza miktarının tahliyeye uygun olmadığını kaydetti. Mevcut 2 polis dışında diğer yetkilerin de dosyaya dahil edilmesini gerektiğini kaydeden Özmen, savcının tahliye talebinin doğru olmadığını belirti. Özmen diğer sanığında tutuklanmasını talep etti.

‘DİREKSİYONDAN PARMAK İZİ SİLİNMİŞ’

Avukat Rojhat Dilsiz iddianamenin eksik hazırlandığını belirterek, "Olay yeri inceleme gelmeden araç emniyet müdürü talimatı ile kaldırılması delillerin ortadan kaldırılması demektir. Aracın çekildiği TOKİ konutlarının önünde yapılan incelemede direksiyon üzerinde parmak izi bulunmamış. Bu da delileri karartmaya yöneliktir. Silopi Emniyet Müdürlüğü sorulan soruları manipüle etmiştir. Belge gerekliliği ifade edilmemiştir. Hazırlanan 4 rapor ayrıntılar vardır. Raporda, ‘Eğitim alsaydı bu kaza engellenebilinirdi’ deniliyor. Ve aynı raporda amirlerin de sorumlu olduğu belirtildi. Silopi Emniyet Müdürlüğüne yazı yazılıp hala belgesiz araç kullanan polislerin olup olmadığını öğrenilmesi gerekir” dedi.

Diğer avukatlarda aracı olay yerinden çeken Hilmi Torun ve Emniyet Müdürü Selçuk Erdoğan'ın da sanık olarak dinlenmesini istedi. 

Avukatlar kazadan hemen sonra merkeze bilgi veren polisin telsizde çoğul kullandığını ve merkezinde kaza yapan polisin yanında başka polisinde olduğu yönünde çoğul eki kullandığına dikkat çekti. 

Mahkeme yapılan savunmalar sonrasında tutuklu polis memuru Ö.Y'nin tahliyesine karar verdi.

Tahliye kararının ardından Şırnak Barosu, Diyarbakır Barosu ve Yıldırım kardeşlerin babası Mesut Yıldırım ve anne Nesime Yıldırım Şırnak Barosu'nda bir açıklama yaptı. 

'BU TÜR SUÇLAR CEZASIZLIKLA SONUÇLANMAMALI'

Tahliye kararının ardından Şırnak Barosu, Diyarbakır Barosu ve Yıldırım kardeşlerin babası Mesut Yıldırım ve anne Nesime Yıldırım açıklama yaptı

Şırnak Barosu Başkanı Nuşirevan Elçi, bu tür suçların cezasızlıkla sonuçlanmaması gerektiğini belirterek şunları söyledi: "Dava sonrasında tek tutuklu sanık tahliye edildi. Daha keşif yapılamamış, deliller toplanmamış.  Bu sebeple tahliye kararının yerinde bir karar olmadığını düşünüyoruz. Bu davayı da sonuna kadar adil bir yargılamanın  yapılması için takip edeceğiz. Çünkü bunun üzerinde hassas bir şekilde durmak lazım. Panzer sürücüsünün herhangi bir sertifika almadığı görülmektedir. Bölgede bu şekilde hayatlarını kaybeden epey çocuk  var. Bu yüzden daha çok hassasiyet gösterilmesi için bu tür davaların cezasızlıkla sonuçlanmaması gerekiyor." 

'BU OLAY BAŞKA YERDE YAŞANMAZ...'

Elçi'nin ardından konuşan Diyarbakır Barosu Başkanı Ahmet Özmen ise, bugün çok acı bir olayın duruşmasına katıldıklarını belirterek "Bu duruşmada bulunmak çok zordu. Anne ve babanın onsuz acılarıyla karşı karşıya geldik. Türkiye'deki yargının en büyük problemlerinden biri cezasızlık. Bu örneği mahkeme heyetine tüm uyarılarımızla  defalarca dile getirdik. Bu bir trafik kazası olarak nitelendirilmez. İnsanların çocuklarını en güvenli bir şekilde tuttukları yer evleridir. Bu aracı kullanmaya ehil bir kimse yok. Araç 11 tonluk iken 18 ton oldu. Biri bu aracı görevlendirilmiş durumda. Bu araçları kullanmaya ehil 2 kişinin Cizre de olduğu birinin de araçların başına geçirilmesi çok acı. Biz çocuklarımızın ölmemesi için tüm bölge baroları ve hukukçular olarak mücadelemize devam edeceğiz. Cizre'de de , Silopi'de de çocuk ölümlerinin sıklıkla yaşanması bir tesadüf değil. Bunu herkes bilmeli. Silopi'de bir panzer bir eve girip 2 çocuğu öldürebiliyor. Bu olay Samsun'da,  Denizli'de yaşanmaz."

BABA YILDIRIM: TAHLİYE BEKLEMİYORDUK

Muhammet ve Furkan kardeşlerin babası Mesut Yıldırım, davanın ilk duruşmasında tahliye beklemedilerini belirterek: "Bir an önce suçluların cezalandırılmasını istiyoruz. Bundan az da olsa bir ümidimiz vardı" dedi.

Yıldırım kardeşlerin annesi Nesime Yıldırım ise, "Bu karara ilişkin ne söyleyebilirim ki" dedi. (Şırnak/EVRENSEL)


'BU KARAR CEZASIZLIK POLİTİKASININ SONUCU MU?'

HDP Şırnak Milletvekili Aycan İrmez, Şırnak’ta evlerine giren panzerin altında kalarak can veren Furkan ve Muhammed kardeşlerin ölümüne ilişkin davada Panzer Sürücüsü Polis Ö.Y’nin tahliye edilmesini TBMM gündemine taşıdı. 

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün yanıtlaması istemiyle soru önergesi veren İrmez, “Muhammet ve Furkan Yıldırım kardeşleri uykularında katleden ve ifadelerinde de bunu doğrulayan Ö.Y’nin tahliye kararının kapsamı, içeriği, gerekçesi ve hukuki dayanağı nedir?  Ö.Y’nin tahliye kararı Kürt illerinde kolluk kuvvetlerine tanınan sınırsız cezasızlık politikasının sonucu mudur?​” diye sordu. 

Şırnak’ın Silopi ilçesinde 4 Mayıs 2017 gecesinde polisin sürdüğü Akrep tipi zırhlı araç, bir evin duvarını yıkarak evde uyuyan 7 yaşındaki Muhammet ve 6 yaşındaki Furkan Yıldırım kardeşlerin ölümüne sebep olmuştu. 

Panzer Sürücüsü Polis Ö.Y, önceki gün Cizre 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ilk duruşmasında tahliye edildi. Mahkeme kararına tepki gösteren İrmez, “Kendisinin Suriye’de görev yapmak istediğini beyan etmesi üzerine tahliye edilmesi yargıya olan güveni bir kez daha zedelemiş ve yargının bağımsız karar almak yerine siyasi, yanlı tahliye kararı verdiği iddialarını güçlendirmiştir” dedi. 

Polis Ö.Y’nin savunmasında panzeri kullanma yetkisi olmamasına rağmen panzere emniyet müdürünün sözlü talimatıyla görevlendirildiğini, sorumluların emniyet müdürü ve diğer yetkililer olduğunu söylediğini hatırlayan İrmez, “Söz konusu ifade doğrultusunda, ilgili emniyet müdürü hakkında soruşturma açılmış mıdır? Açılmadı ise gerekçesi nedir?​” diye sordu.  İrmez şu sorulara yanıt istedi: “2 çocuğumuzun uykularında yaşamını yitirdiği katliamın, hiyerarşik yönetim şeması içerisindeki bütün sorumluları hakkında bir cezai yaptırım uygulanması hususuna dair herhangi bir talimatınız olmuş mudur? Sanık Ö.Y’nin tahliye edilmesi ve ilgili sorumlular hakkında herhangi bir soruşturmanın açılmaması bu olayın meşrulaştırılmasında ve tekrar yaşanmasında tetikleyici bir rol oynamaz mı? Ö.Y’nin tahliye kararı Kürt illerinde kolluk kuvvetlerine tanınan sınırsız cezasızlık politikasının sonucu mudur?​” (HABER MERKEZİ) 

Evrensel'i Takip Et