31 Temmuz 2019 12:44
Tunahan ÖZ
ODTÜ

Kampa gitmeden önceki beklentilerim; kolektif üretimi ve tüketimi pratikte bizzat yaşamak, politika üretip örgütlü mücadeleyi ilerletmekti. Kampa gitmeden önce birçok arkadaşımla kamp hakkında zaten konuşuyorduk ama buraya geldiğimde konuştuklarımızdan fazlasını gördüm ve bana beklediğimden daha çok şey kattı. Başta toplamda 17 tane olan atölyelerden başlayalım. Ben Politik İktisat Atölyesi’ne katıldım, moderatörü Bülent Falakaoğlu’ydu. Zaten gazetede de birçok yazısını okuyordum. Falakaoğlu’nun anlatımı gayet sade ve anlaşılırdı. Bu benim için de olumlu oldu, çünkü bu yıl ilk kampımdaydım.
Ayrıca birçok söyleşi ve toplantı da gerçekleştirildi, özellikle ODTÜ özelinde yaptığımız toplantılar ve görüşmeler benim için en verimli olan şeylerdi. Toplantılarda Türkiye’nin gündeminde olan S400 ve Doğu Akdeniz’deki doğal kaynak çekişmesinin tartıştık. Bu meseleler üzerindeki derinleşmemiz, gençlik içerisindeki tartışmaları besleyecektir. Hepimiz için çok önem taşıyan sorularla konuları derinleştirdiğimiz panellerde Ortadoğu coğrafyası üzerine tartışıldı ve burada Ortadoğu’daki savaşların hangi döneme denk düştüklerini, emperyalistlerin ve kapitalistlerin çıkar savaşlarının sebep olduğu yıkımların üzerine duruldu. Tüm bunların dışında kampın güvenliği, yemekhaneyle alakalı işleri, mıntıka temizliği ve bazı atölyelerin sunulması, tüm bunları dayanışma içinde gerçekleştirmek kampı güzel yapan yanlarındandı.
Günlük yazılı basını olan Kamp Ateşi de bize günün özeti niteliğinde kamptaki olayları yazıyordu. Ayrıca her gece Kamp TV’de gün içinde yaşanan ilginç ve eğlenceli olayları izliyorduk. Kamp, eğlencenin yanı sıra bize deneyim de kattı. Bu deneyimler bütünü, içinde bulunduğumuz gençlik mücadelesini büyütmek ve ilerletmek, gençlik üzerine yaptığımız tartışmaları arttırmak yolunda değerli olacaktır.

Birlikte üretip, birlikte tükettik

Çukurova Üniversitesi’nden bir öğrenci

Toplanın, size Gençlik Yaz Kampı’nı anlatacağım. Kampa katılmadan önce aklımda soru işaretleri vardı çünkü daha önce kamp ortamında bulunmamıştım. Alışma süreci geçtikten sonra kamp benim için harika geçti. Özellikle Politik İktisat Atölyesi’nde eksik olduğum birçok noktayı tamamladığımı düşünüyorum. Gençlik ve ekonomik kriz, mülteci sorunu gibi güncel konular üzerinde tartıştık. Kampa katılmadan önce Suriyelilerin ucuz iş gücü olarak ülkemize geldiğini, işsizliği arttırdığını düşünerek Suriyeli mültecileri suçluyordum. Ülkemizde 8 milyon işsiz var. Bunların sadece 1 milyonu Suriyeli, ayrıca sosyal güvencesi olmadan çalışıyorlar. Bu 1 milyon Suriyeli işçiyi çıkarıp yerlerine Türk işçiyi koysak bile işsizlik sorunu çözülemez. Bu örnekle kafamda düşünceler oturmuş oldu. Bu tartışmalardan sonra Suriyeli mülteciler hakkında çok yanlış düşündüğümün farkına vardım.
Kampta katılımcılar olarak güvenlik, yemek, temizlik işlerinde bizler görev üstlendik. İlk başta bu konuya önyargılı bakıyordum ama işin içine girdikçe aslında bunun bize bir mesaj verdiğini anladım. Kampın amaçlarından biri de buydu aslında. Birlikte üretip birlikte tüketmek…
Birçok farklı ilden üniversiteli arkadaşlarla tanışıp, kaynaşarak forumlar, söyleşiler, toplantılar yaptık. Yerel olarak sorunlarımızı aktarıp çözüm bulmaya çalıştık. Kampın diğer verdiği mesaj ise örgütlülüktü. Örgütlü mücadelenin önemini, neden örgütlenmemiz gerektiğini ve örgütlülüğe dair birçok şeyi tartışma, öğrenme fırsatımız oldu. Kendi aramızda oyunlar oynayarak şarkılar söyleyerek, konserlerde coşarak eğlencenin de tadına varmış olduk. 
Kısaca şunu söyleyebilirim ki hem öğrenip hem eğlendiğimiz, birlikte üretip birlikte tükettiğimiz, farklı şehirlerden insanlar tanıyarak yeni dostluklar kurduğumuz bir kampı geride bıraktık. 18. Gençlik Yaz Kampı’nda görüşmek üzere. 

Kampın bana kattıkları

Tıp Fakültesi öğrencisi
Çukurova Üniversitesi 

Kampa gelmeden önce çekingen biriydim ama kampta samimi ve aydın arkadaşlarla tanışıp sohbet ettikçe çekingenliğimi atma imkânı buldum. Dönem içinde Tıp Fakültesi’nde ve KYK yurdunda siyaset ve politikadan uzak kalıyorduk. Kamp ise kültür, sanat ve politika gibi konularda katıldığımız atölyelerde kendimizi geliştirmemizi sağladı. Bu kamp hiçbir insanın dini, dili, ırkı, giyimi, kuşamına bakmadan, kimseyi yargılamadan yaşanabileceğini gösterdi. Kampta küçük eksiklikler, aksaklıklar vardı tabii ki ama güçlü birlik ve örgütlülüğümüz ile hep birlikte çözebiliyorduk.

EVRENSEL'İNMANŞETİ

Yağma iklimi

Yağma iklimi

Enerji şirketlerinin patronlarının bizzat yönetimine girdiği Saray iktidarı, “iklim değişikliğiyle mücadele” adı altında sermayeye yeni kaynak aktarma hazırlığında. İktidarın Meclise getirdiği tasarıya göre karbon emisyonu ticareti sistemi kurulacak, “atmosferi kirletme hakkı” alınıp satılan bir mala dönüşecek. Sistem karbon ticareti zenginleri yaratırken, halka zehir kalacak.

BİRİNCİSAYFA
SEFERSELVİ
Erdoğan: Dünya bir imtihan yeridir, ekonomik zorluklar gelip geçer.

Evrensel'i Takip Et