Demokrasi İçin Birlik: Bütçe sermaye için değil, halk için harcansın
Bütçe hakkı, yurttaşların en temel hakkı olduğunu ifade eden Demokrasi İçin Birlik (DİB), bütçenin sermaye ve savaş için değil, halkın temel ihtiyaçları için harcanmasını talep etti.

Fotoğraf: Evrensel
İLGİLİ HABERLER

Prof. Dr. Aziz Konukman: İşçi sınıfının bütçe hakkı yok sayılıyor

Eğitim Sen'den miting çağrısı: Savaşa değil, eğitime bütçe
Demokrasi İçin Birlik (DİB) bütçe görüşmelerine dair TMMOB’ye bağlı Makina Mühendisleri Odası’nda (MMO) bir araya gelerek basın toplantısı düzenledi. Bütçe hakkının en temel hak olduğunu vurgulayan platform, halkın ve örgütlü temsilcilerin katılım göstermediği bir süreçten halkın yararına bir sonuç çıkmayacağını kaydetti.
"BÜTÇE HAKKI EN TEMEL HAKTIR"
DİB adına ortak açıklamayı Yazar Ayşegül Devecioğlu okudu. Bütçe hakkının en temel hak olduğuna vurgu yapan Devecioğlu, halkın ve örgütlü temsilcilerinin katılmadığı bir bütçe sürecinden halkın yararına bir sonuç çıkmayacağını söyledi. Devecioğlu, “Halkın, demokratik toplum kuruluşlarının, sendikaların, yurttaşların ödedikleri vergilerle yaratılan kamu kaynaklarının hangi amaçla kullanılacağını belirleyemediği, hesap soramadığı, denetleyemediği, katılımcılıktan uzak, şeffaf olmayan bir bütçe süreciyle karşı karşıyayız” dedi.
"KAMU KAYNAKLARI ASKERİ HARCAMALAR VE SERMAYE İÇİN HARCANIYOR"
Toplumun büyük bir kesiminin açlık ve yoksulluk sınırında yaşamını sürdüğünün altını çizen Devecioğlu, "Meclis komisyonlarından geçen 2020 yılı bütçesinde, üretken bir ekonomiden, işsizliğin giderilmesinden, yoksulluğun önlenmesinden, eğitim, sağlık, barınma hizmetlerinin geliştirilmesinden, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayacak önlemlerden eser yok. Enflasyon ve ekonomik krizin getirdiği hayat pahalılığı, yaşam koşullarının iyileştirilmesini sağlayacak ücret artışı da gözetilmiyor. Çalışanlar ve yoksullar üzerindeki vergi yükü artırılırken, kamu kaynakları öncelikle ve esas olarak, askeri harcamalar ve sermaye kesiminin çıkarları için harcanıyor” diye konuştu.
"BÜTÇE HAKKI KULLANILAMAZ HALE GELDİ"
Devecioğlu, yurttaşların kamu hizmetlerinin yapılması için verdiği vergilerin nereye, nasıl ve ne kadar harcandığını bilmesi demek olan bütçe hakkının, tek adam rejimiyle birlikte Meclis eliyle kullanılmaz hale geldiğini söyledi ve ekledi: "Cumhurbaşkanlığı bütçesi tüm kamu kurumları arasında ödeneği oransal olarak en çok artan kurum. Cumhurbaşkanlığı bütçesi 2012 yılından bu yana yaklaşık 23 kat artarak 138 milyon TL’den 3,15 milyar TL’ye çıktı. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile tüm kamu kurumlarının üzerinde etkili olabilecek şekilde yetkilendirilen Cumhurbaşkanlığı ofislerine toplam 330.2 milyon TL Hazine yardımı yapılacak. Cumhurbaşkanının hesap vermeden kullanabileceği örtülü ödenek toplamı 5.4 milyar TL. 8.7 milyarlık TL’lik yedek ödeneğin kullanım hakkı da Saray’da. Cumhurbaşkanının tek başına kullanma yetkisi olan 14 milyar TL’lik bütçe, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji bakanlıklarının toplamına eşit."
"SAĞLIK VE EĞİTİM YATIRIMLARI BÜTÇEDEN DEĞİL VELİ VE HASTALARIN ÇIKIYOR"
Bütçenin savaşa değil kamu hizmetlerine ayrılması gerektiğini söyleyen Devecioğlu, "2020 Bütçe Teklifi, iktidarın kamu hizmetlerine yeterince kaynak ayırmak, tarımı desteklemek, gerçek anlamda istihdam arttırıcı politikalar benimsemek, dolaylı vergileri azaltmak, asgari ücreti vergi dışı bırakmak gibi bir eğiliminin olmadığını ortaya koyuyor. Bütçeden savaşa ve silahlanmaya ayrılan pay beş yılda iki katına çıktı. Eğitimde ve sağlıkta ise özelleşme ve ticarileşmeyle sağlık ve eğitim yatırımları bütçeden değil, müşteri olarak görülen veli ve hastaların cebinden çıkıyor. Eğitim yatırımlarına yapılan harcama, 18 yılda üçte iki oranında azaldı" dedi.
"2020'de toplam vergi gelirlerinin yüzde 67'sini gelir durumuna bakılmaksızın herkesten eşit olarak alınan KDV, ÖTV gibi tüketim vergileri, damga ve harç vergileri gibi dolaylı vergiler, yüzde 33'ünü ise doğrudan vergiler oluşturuyor" diyen Devecioğlu, "Sınıfsal tercihlerle, sermayeyi dolaysız vergilendirmeyen iktidar, emek gelirlerinden çok sermaye gelirleri lehine istisna ve muafiyetlere yer veren bir vergi politikası uyguluyor. Böylece ücretliler hem gelirlerine göre en yüksek vergileri ödeyip hem de kamusal hizmetlerden en az payı alıyor" ifadelerini kullandı.
Devecioğlu son olarak şunları söyledi: “Demokrasi için Birlik olarak, adil ve demokratik bir kaynak kullanımı, yolsuzluk, yoksullukla mücadele için, bütçe hakkı talebini yaygınlaştırmanın önemine inanıyoruz. Ülkemizin kaynaklarının sermayeye, askerlik ve güvenlik harcamalarına değil, yurttaşların eğitim, sağlık, barınma, beslenme, ulaşım gibi temel ihtiyaçlarına kullanılmasını talep ediyoruz."
"BÜTÇE EMEKTEN YANA DEĞİL, SERMAYEDEN YANA"
Basın açıklamasının ardından söz alan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, temel yurttaşlık hakkının ortadan kaldırıldığı bir dönemde bütçe görüşmelerinin başladığını vurguladı ve ekonomik kriz ortamında işsizliğin ekonomik bir veri olmadığını belirtti. “Bütçeler siyasi iktidarın tercihlerini gösterir” diyen Çerkezoğlu, “DİSK olarak insanca yaşanacak bir ücret için mücadele ediyoruz. Sadece işçi sınıfını değil, kamu çalışanları dahil olmak üzere herkesi asgari ücret için mücadeleye davet ediyoruz” diye konuştu.
KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik daha önceki bütçe görüşmelerinde olduğu gibi, bu seferde emekçilerin hakkının gasbedildiğine dikkat çekerek, “Tek adam rejimiyle karşı karşıyayız. Bütçe emekten yana değil, sermayeden yana” cümlelerini kullandı.
TTB Merkez Konseyi adına konuşan Op. Dr. Samet Mengüç, sağlık harcamalarında devlet payının azalmakta olduğunu vurgulayarak, “Sağlık hizmetlerinin finansmanında kişiler tarafından yapılmak zorunda kalınan harcamaların payı yıllar içinde sürekli olarak artarken, devletin payı azalmıştır” dedi.
HDP İstanbul Milletvekili ve Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi Erol Katırcıoğlu, bütçe görüşmelerinin halka anlatılamadığını söyledi ve “Neoliberal politikalarla birlikte tarafsızlık adına regülasyon kurumları oluşturuldu. Günümüzde ise tüm kurumlar hükümetin kurumu haline gelmiştir” diye belirtti. (İstanbulEVRENSEL)
Evrensel'i Takip Et