Güvenli kampüs için işlevli komisyonlar gerek
Kadına yönelik şiddet ve taciz kampüslerde de artarken bir araya gelip “eşit ve güvenli kampüs” talebini yükseltmeliyiz.

Fotoğraf: Pexels
Suna ŞAHİN
Hacettepe Üniversitesi
Her geçen gün kadına şiddet ve taciz olayları artarken bunun önüne geçmek ve çözüm üretmek için herhangi bir girişimin olmaması bizleri kendi mücadele hattımızı çizip buna dair çaba sarf etmemize itmekte. Son dönemlerde, bilim üretmesi gereken üniversitelerde bile artan ve yeni örneklerle karşılaştığımız bu problemleri çözme çabasını ne üniversite yönetimlerinde ne de hukukta bulabiliyoruz. Kampüslerimizde akademisyenden öğrenciye birçok yönden gelen taciz, geçtiğimiz aylarda da gördüğümüz gibi Gazi Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanı Orhan Acar’ın görüntülü ders sırasında kadın öğrencilere yönelttiği sözlerle online şekliyle bile devam etmektedir. Fakat gözle görülür haliyle, kadına taciz ve şiddetin giderilmesi, önüne geçilmesi için üniversiteler kendi başına bir mekanizma üretmekten yoksun halde. Hali hazırda taciz önlemek ve takibini yapmak amacıyla var olan cinsel taciz izleme komisyonları da gerçekten işlevsel bir birim olmaktan uzak durumdadır. Zaten oldukça az üniversitede, yalnızca 16 üniversitede kurulan bu komisyonun yalnızca akademisyenlerin inisiyatifinde yürütülüyor oluşu, yani konunun asıl muhataplarının işleyişin dışında bırakılıyor olmasından ötürü de taciz ve şiddetin önüne geçiyor diyebileceğimiz nitelikte değildir. Üniversitelerde çeşitli kadın topluluklarının Cinsel Taciz İzleme Komisyonlarının işleyişinde söz sahibi olma talepleri dikkate alınmamakta ve öğrencilerin yaşam alanının dışında işleyen cinsel taciz izleme komisyonları bu yapısı itibariyle uzaktan bir göz olarak kalmaktadır. Dolayısıyla ne kadar aktif olursa olsun gerçek amacını yerine getiremiyor olacaktır. Ama zaten baktığımızda yeterince aktif yürüyen bir işleyişte olduğunu da söyleyemeyiz. Bunun yanında, cinsel tacizi izleme komisyonlarının var olduğu üniversitelerdeki bahsi geçen problemlerin önüne geçebilecek bir yer olması gerekirken; yalnızca bir taciz olayı vuku bulduktan sonra başvurulabilen bir şekilde konumlanmış olması, hatta birçok öğrencinin böyle bir birimin varlığından dahi haberdar olmaması, işleyişine dair problemlerin olduğunu göstermektedir.
KOMİSYONLARA İHTİYAÇ ARTIYOR
Lakin öbür yandan da birçok üniversitede son zamanlarda yaşanan taciz olayları nedeniyle öğrencilerin başvurabilecekleri cinsel taciz izleme komisyonlarının gerekliliği de artmaktadır. Bu son dönemde İstanbul Üniversitesi’ne İstanbul Aydın Üniversitesi’nden doktora jüri üyesi olarak giden Atilla Girgin’in kadın öğrencilere uyguladığı taciz, Hacettepe Üniversitesi’nde yabancı uyruklu bir öğrenciye spor salonu görevlisinin tacizi ve Ege Üniversitesi’nde kampüste yurda giderken bir öğrenciye uygulanan taciz gibi çeşitlendirilebilecek birçok cinsel taciz olayı yaşanmıştır. Üniversitelerde tacizin ve şiddetin bu hızlı artışının karşısında birçok üniversitede kadın ve toplumsal cinsiyet çalışmalarına dair topluluklar, bu sorunların çözüme ulaştırılması için mücadele etmekte. Öğrencilerin bir araya gelerek taleplerini ifade ettikleri, üniversite yönetimlerinin bastırmaya çalışma çabaları ve çeşitli engellemelerine rağmen tacizin, şiddetin ve eşitsizliğin karşısında seslerini birleştirdikleri bu toplulukların mücadeleleri bir zorunluluk taşımaktadır. En basit taleplerin bile kazanım olabilmesinin bir araya gelmekten geçtiği şu durumda, her fırsatta dillendirilmesi gereken şey, her üniversiteye öğrencilerin işleyişinde bulunduğu taciz önleme birimi ve eşit ve güvenilir kampüs talepleri olmalıdır.
Evrensel'i Takip Et