Vücudunda platinler, sırtında torba, ekmek parası için saatlerce yolda
Nasır Demirli, vücudunun birçok yerine platin yerleştirilmiş olmasına rağmen sırtına aldığı büyükçe bir torbayla, saatlerce yürüyerek şarj aleti satıp ailesini hayata tutundurmaya çalışıyor.

Nasır Demirli | Fotoğraf: İnanç Yıldız/Evrensel
İLGİLİ HABERLER

Salgın koşullarında derinleşen yoksulluk: Yoksul kadınların hayatta kalma savaşı
İnanç YILDIZ
Fırat TOPAL
Diyarbakır
Nasır (65) ve Saime (50) Demirli, Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesinin şehrin dış noktasında bulunan Talaytepe Mahallesi’nde TOKİ’nin sosyal konutlarında 1+1’leri 40 metrekare yapılan bir evde 5 çocukları ile yaşam mücadelesi veriyor. Daha önce Bağlar ilçesinde kalıyorlarmış. 2015 yılında ilan edilen sokağa çıkma yasaklarından sonra Bağlar’dan ayrılmak zorunda kalmışlar. Bağlar’da yaşadığı süre içerisinde 2007 yılında Nasır Demirli trafik kazası geçirmiş, bir daha da iş bulamamış. Kazadan sonra vücudunun birçok yerine platin yerleştirilmiş olmasına rağmen sırtına aldığı büyükçe bir torbayla, saatlerce yürüyerek şarj aleti satıp ailesini hayata tutundurmaya çalışıyor. Kendisine yeni yeni yaşlılık aylığı bağlansa da Nasır, çalışmak zorunda hissediyor kendini. 65 yaşında olan Nasır, koronavirüs salgınıyla yaşanan kısıtlamalar yüzünden ise evinin önünden geçen tek belediye otobüsüne binemiyor. Şehir merkezine gelebilmek ve tekrar evine gelebilmek için de saatlerce dolmuş hattına yürümek zorunda kalıyor.
25-30 TL İLE GEÇİNMEYE ÇALIŞIYORUZ
Demirli, trafik kazasından önce bir kahvehanede çaycılık yaparak geçimini sağlamaya çalıştığını belirterek, kazadan sonra sağlığının el verdiği bir iş bulamayınca şarj cihazı satmaya başladığını söylüyor. Demirli, “2007’de trafik kazası geçirdim. Bacağımda platin var, dalağım yoktur. İş de yok perişanız. Şarj cihazı satıyorum, o da bazen iş var, bazen hiç yok. Bağlar’dan olaylardan sonra geldik buraya, burada da perişanız. Telefon şarjı kahvelerde dolaştırıp satmaya çalışıyorum. Mecburum ne yapayım? Bazen 25-30 TL kazanıyorum. İki gündür siftah bile yapamadım. Eş dost yardım ediyor geçinmeye çalışıyoruz. Kazandığımı eve veriyorum. Günlük kazandığım 25-30 TL ile geçinmeye çalışıyoruz. 65 yaş maaşı var, onu da yeni alıyorum. Başka hiçbir şey yok” diyor.
"DUA EDİYORUM, GÖKYÜZÜNÜ DAHİ GÖRMEDİĞİM BİR EVDE"
Saime ve Nasır Demirli | Fotoğraf: İnanç Yıldız/Evrensel
Eşi Saime Demirli (50) ise, “7 kişiyiz, en son olaylar oldu çıktık evden. Kiracıydım ama insanların hakkını yememeyim. Adam kaza geçirdikten sonra 7 yıl kira almadılar ama 3 sene boyunca su borcu birikmişti. 3 bin 360 TL’nin son taksitini yeni verdik oranın. Su borcu için bizatihi gittim belediyeye, yardımcı olmadılar. 2 ayda bir taksit yaptılar sadece. Burada ne biliyim çaresiz durumdayım. Gerçekten mağdur durumdayız. Ulaşım yönünden, yiyecek yönünden, bir sebze alamıyoruz. Öyle zorluk çekiyoruz. Allah’a dua ediyorum ama gökyüzünü dahi görmediğim bir evde” diyor.
Daha önceki Bağlar ilçesinde Yanık Köşk Mahallesi’nde kaldığı evin, koşullar açısından sağlıksız olduğunu belirten Demirli, “Bağlar’daki evde 3 çocuğum astım oldu. Yine de buradan daha güzel geliyor şimdi gözüme. 9 yıl önce eşim trafik kazası geçirdi. 2 sene yatalaktı. Aynı bir çocuk gibi baktık. 24 yaşında bir oğlum var, üniversiteyi bitirdi ama işsiz. 2 yıl önce nişanlandı, hâlâ evlendiremedik” diyor.
"ÜZÜLME, SANA BİR GÜN BALKONLU EV ALACAĞIM"
Eşi Nasır Demirli’nin şarj cihazı satarak geçimlerini sağlamaya çalıştığını fakat yaşlı ve hasta olduğu için güçlük çektiğini söyleyen Demirli, “Eşim kendine yedirmiyor, evde oturmayı. Şarj cihazı satıyor. Kimseden para istemez. Kendine göre bir iş bulsa yine çalışır hasta haliyle. Çünkü bu işten bir şey kazanmıyor. Gün var sabahtan akşama kadar bir tane satıyor. Gün var 2-3 tane de satıyor. Mesela bir şarjı 10 liraya alsa 15 liraya satıyor. Gün var 1 tane bile satamıyor. Vücudundaki platinler onu çok zorluyor. Ekmek parası ne yapsın?" diye soruyor.
Evin giderlerini karşılayamadıklarını belirten Demirli, “Standart 160. 100 lira ev taksiti, 60 lira da kapıcı parası. Hatta şu anda tapularımız çıktı ama alamıyoruz. Taksitlerimi daha ödeyemedim. Devlet geri alabilir evi, böyle giderse. Bu yaz ortasında bile doğal gaz 140 TL geliyor. Su, 176 TL geliyor. Daha faturalar öyle duruyor. Elektrik 170 lira. 65 yaş maaşı bir de okul parası alıyorum. Bir de gerçekten öldürmeyen Allah, öldürmüyor. 10 yaşındaki oğlum, bana hep diyor “Üzülme anne sana bir gün balkonlu bir ev alacağım” umut ediyoruz işte. Onlar yaşasın da bu saatten sonra önemli değil. Zaten KOAH hastasıyım. Bu saatten sonra ne olacak ki?” diyor.
"PANDEMİYLE BERABER İŞSİZ KALDIM"
TOKİ sosyal konutları terk edilmiş bir yer olarak adlandıran Demirli ailesinin kızı Ferda Demirli, (23) “Burası sanki kimsesizlerin yeri gibi. Böyle sanki bir köşeye atılmışsın. Ücra bir kent gibi. Elimiz kolumuz bağlı. İstesek de ulaşamıyoruz. Ne pazarı var ne de. Ev zaten sıkıntılı, çok küçük. Bağlar daha iyiydi, ki o kadar sıkıntılı bir semt olmasına rağmen” diyor. Demirli, okulu bitirdikten sonra bir kreşte çalışmaya başladığını fakat pandemiyle birlikte tekrar işsiz kaldığını söylüyor. Demirli, “Çocuk gelişimini bitirdim 2 yıllık. Bir süre kreşte çalışıyordum. Sömürüyorlardı, sabahtan akşama öğretmen sıfatıyla çalışmama rağmen aylık 1200 TL’ye ama olsun diyordum. Aileme katkı sağlıyordum, mecburdum. Pandemi ile birlikte işsiz kaldım, şimdi hiçbir şey yapamıyorum” diyor.
"DERS ÇALIŞACAK ORTAMIM YOK"
Diğer çocukları Dilan Demirli (20) ise liseyi yeni bitirmiş, hemşire yardımcılığına hazırlanıyor, okul sürecinin zorluklar içinde geçtiğini ve hâlâ zorlu sürecin devam ettiğini söylüyor. Dilan Demirli, “Benim okulum toplu konuttaydı. İki araba değiştiriyordum. Bazen Diclekent’e gidiyordum oradan arkadaşlarla yürüyordum. Mesela ulaşım bile size büyük külfet. Yol parasını veriyoruz bazen akşama kadar su bile alamıyordum. Sadece gidiş-dönüş parasını bile düşündüğümüzde. Okulda yemek yiyemiyoruz. Bu sene de çalıştım. Dersane, kurs hiçbir şey yok. Çalışma masam çürümüş, zaten kardeşimindi. Sabah beşte kalkıp, çalışıyordum. Çalışacak ortamım da yok. Sabah kalkıp birbirimize çarpıyoruz. Tercih verdim, yakın iller gelmedi. Uzak yerler geliyordu ama imkanlardan dolayı yazamadım. Yoksa puanım gayet iyiydi” diyor.
Nasır Demirli | Fotoğraf: İnanç Yıldız/Evrensel
Evrensel'i Takip Et