Gazeteci Hülya Kılınç: Baskı ve sansür giderek artıyor
Gazeteci Hülya Kılınç "Baskı ve sansür son birkaç yıldır daha yoğun bir şekilde hissediliyor. Bu durum artık sadece gazetecileri değil herkesi rahatsız ediyor." dedi.

Fotoğraf: Evrensel
Eylem DEMİRHAN
Burak YILMAZ
Manisa
Libya’da yaşamını yitirdiği ifade edilen MİT personeline ilişkin haber nedeniyle mart 2020’de tutuklanan ve 6 ay tutuklu kalan, Oda TV Muhabiri Hülya Kılınç ile Olay TV’nin kapanmasını ve basın özgürlüğünü konuştuk.
Olay TV’nin kapatılmasına şaşırmadığını dile getiren Kılınç, “Bu durum bana çok olağan dışı gelmiyor. Yaşadığımız süreçte bu tip uygulamaları çok gördük. Patron iktidara sırtını yaslamıştır, gerektiği yerde geri çekilir olan muhabirlere olur” şeklinde konuştu.
Objektiflik kavramının basın emekçileri ve patronlar açısından farklı kutuplarda durduğunu belirten Kılınç, “Bizim yaşadığımız baskıyı Cavit Çağlar’a uyguluyorlar ama o geri adım atıyor, biz atmıyoruz. Çünkü bu bizim işimiz. Biz gazeteciysek bunu sonuna kadar savunacağız” dedi.
"BASKILAR YAYGIN POLİTİKAYA DÖNÜŞTÜ"
Yirmi yıldan uzun bir süredir yerel ve ulusal çapta gazetecilik yaptığını aktaran Kılınç, “Baskı ve sansür son birkaç yıldır daha yoğun bir şekilde hissediliyor. Bu durum artık sadece gazetecileri değil herkesi rahatsız ediyor” diyerek tepkisini dile getirdi.
Baskı uygulamalarının yaygın bir politika haline dönüştüğünü ve bunun kanıksanmaya başladığını söyleyen Kılınç, “Bu durum toplumsal açıdan büyük bir tehlikedir. Siz bağımsız gazetecilik yapmaya çalışıyorsunuz ama karşıda bir güç size sürekli ne yapmanız gerektiğini söylüyor” diye konuştu.
"YEREL GAZETELERDE PATRONLAR İKTİDARA YAKIN"
Muhalif gazetecilik kanallarının tıkanmaya başladığını, basın emekçilerine yönelik sansür uygulamasının meşrulaştığını ve bunun Olay TV’nin kapanmasıyla tekrar gündeme geldiğini söyleyen Kılınç, “Bu durum basın emekçileri açısından daha zor. Patronların siyasi konumuna göre, onların söylediklerine göre muhabirler haber yapabiliyor. Manisa’yı ele alalım; çoğu yerel gazetede patronlar iktidara yakındır, bu yüzden eleştirel haber yapmak güçtür. Şu anda benim çalışmıyor olmamın nedenlerinden biri bu. Çünkü yerelde çalışabileceğim bir alan yok” dedi.
"KİMİMİZ KÖYÜNE DÖNDÜ, KİMİMİZ FABRİKADA İŞE GİRDİ"
Birçok gazetecinin ekonomik koşullarının zorlaştığını, maddi güçlüklerden dolayı gazeteciliği bırakmak zorunda kaldığını belirten Kılınç, “Kimisi memleketine döndü ve çiftçilik yapıyor kimi ise fabrikada çalışıyor” şeklinde özetledi. Kılınç, bedel ödeyenlerin sadece cezaevinde tutuklu olmak olmadığını dile getirerek, sansürle, baskılarla, işsizlikle tehdit edilen bütün gazetecilerin bir şekilde bedel ödediğini söyledi.
"BİK VE RTÜK BASKI ARACI OLMAMALI"
Kılınç, geçtiğimiz 2 yılda Manisa’da 3 yerel gazetenin kapandığını, diğer gazetelerin ise yayın politikalarından ödün vermek pahasına hayatta kalabildiklerini ifade etti. Basın İlan Kurumu ve RTÜK gibi kurumların birer baskı aracı olmaktansa basın-yayın kuruluşları arasındaki koşulları eşitlemenin aracı olması gerektiğini söyleyen Kılınç, “Bu kurumlarda gazetecilerin kendi temsilcilerinin yer alması lazım” dedi.
"MÜCADELE VE DAYANIŞMA GELENEĞİ SÜRDÜRÜLMELİ"
Basın emekçilerine yönelik baskıların örgütlü mücadeleyle geriletilebileceğini ifade eden Kılınç, “Şu an tek başımıza hareket ediyoruz maalesef. Örneğin Manisa Gazeteciler Cemiyetinin bu konuda öncü olması gerekiyor. Cezaevindeyken beni hayatta tutan, moral bulmamı sağlayan da bu dayanışmaydı. Bunun dışarıda haklarımızı arama noktasında da devam etmesi gerekiyor” diye konuştu.
Evrensel'i Takip Et