Niteliksiz eğitimle, “kıdemli üniversite” olamaz
Her yaptığı işe proje adı koyarak algı yaratan hükümetin projeleriyle üniversiteler yazık ki niteliksiz, işlevsiz, bomboş hallere düşmüştür.

Arşiv | Fotoğraf: Unsplash
Berkay AVCI
Bursa
2020-2021 Yüksek öğretim yılı açılış töreninde ilk kez kamuoyu ile paylaşılan YÖK Anadolu Projesi’nin tanıtım toplantısının açılışında konuşan YÖK Başkanı Yekta Saraç Erdoğan’ın göstermiş olduğu büyük(emperyalist) Türkiye idealine, her yıl bu çatı altında duyurdukları projeler ile katkı sağlamaya çalıştıklarını dile getirdi. Tek tip, birbirinin kopyası niteliğindeki üniversitelerden oluşan yükseköğretim sisteminin araştırma, bölgesel kalkınma odaklı, mesleki uygulama, tematik üniversiteler gibi niteliği itibariyle farklı misyonlar üstlenmiş üniversitelere sahip olduğunu söyledi. Anadolu’da kurdukları üniversitelere bölgesel kalkınma odaklı ihtisaslaşma ile her yıl bir yarış ve rekabet sonunda belli bir misyon verilmekte olduğunu ve bu üniversitelerin misyonları istikametinde desteklendiğini de söylemeyi ihmal etmedi. Oysa biz biliyoruz ki üniversitelere misyon olarak yükledikleri sıfatlar, tek adam ve tek parti rejiminin üniversiteler üzerindeki sömürüsünün simgeleridir. Üniversitelerin misyonu bellidir. Bugün ülkenin tüm üniversitelerinde demokratik yapıyı ayaklar altına alan ve bilimi köleleştiren hükümet 2006’dan bu yana Türkiye’nin her yerine üniversite açmakla övünüyor fakat açtığı üniversitelerin nitelikli olması, kaliteli ve özgün içerik üretmesi noktasında yetersiz kaldığını sessizce kabul ediyor.
ÖVÜNÜLEN ÜNİVERSİTELER “GELİŞMEMİŞ” OLDU
Projenin amacı, yeni kurulan veya gelişmekte olan genç üniversitelerin, belirlenen alanlarda gelişimini desteklemek amacıyla akademik insan gücü ve araştırma alt yapısı bakımından daha gelişmiş kıdemli üniversiteler ile eşleştirilmesi olarak dile getirildi. Her tarafa üniversite açarak ülkedeki üniversite mezunu sayısını artırmakla övünen AKP’nin bu üniversiteleri açarken aklı nerdeydi? Bu üniversitelerden mezun olan milyonlarca işsiz genç, okudukları için ellerine herhangi meslek alamadan okul kapısından çıktığı gibi işsizler ordusuna katılırken aklı neredeydi? Üniversiteleri deyim yerindeyse fabrikalaştırırken, akademisyenleri köleleştiren, üniversitelerde yetersiz, niteliksiz ve bilimden uzak bir şekilde okuttukları öğrencileri sermayenin kollarına, kölece yaşam koşullarına iterken aklı neredeydi?
Öğrencilere verilen bursların yetersiz olduğu, kültür ve sanat alanlarında öğrencilerin gelişmelerinin neredeyse hiç desteklenmediği, öğrencilerin okurken çalışmak zorunda kaldığı bu sistemde yapılacak olan şey hükümetin tercih ettiği her ile üniversite politikası değildir. Her öğrencinin ekonomik olarak belli bir düzeyde desteklenmesi, kendisini kültürel anlamda ve okuduğu bölümle ilgili konularda yetiştirmesi amaçlanmalıyken milyonlarca öğrenci, eğitimde fırsat eşitliği adı altında gerçek bir eğitim alamadan ve donanamadan mezun oldu ve bugün hayatını idame ettirmek için aldıkları eğitimle alakası olmayan işler yapmaya mecbur bırakıldı. Bu sorunları çözmek amacıyla birbirini peş peşe, Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Projesi, YÖK 100/2000 Doktora Projesi, Yüksek Öğretim Kalite Kurulu’nun Kurulması, Hedef Odaklı Uluslar Arasılaşma, YÖK-Gelecek Projesi vb. uygulamalar izledi. Yine bu proje eğitimde kalite arayışlarının bir sonucudur. 2006 yılından sonra kurulmuş 15 genç üniversitenin belirlenen 63 bölümü altyapı, araştırma ve insan kaynağı konusunda daha gelişmiş olan kıdemli üniversitelerle eşleştirilmiş. Kıdemli üniversitelerin gönüllü hocaları genç üniversitelerle eşleşen derslere girecek. Bu sayede genç üniversitelerin araştırma kapasitelerini, eğitim kalitelerini ve mezun niteliklerini geliştirmesi amaçlanmaktadır.
NEYE GÖRE SEÇİLDİĞİ BELLİ OLMAYAN “KIDEMLİ ÜNİVERSİTELER”
Projedeki eşleşmelere ‘’kıdemli üniversite’’ öğrencileri tarafından büyük tepki geldi. Sosyal medyada proje kapsamındaki eşleşmeleri adil bulmadıklarını, sınırlı kaynaklarını başka öğrencilerle paylaşmak istemediklerini belirttiler. Çünkü kıdemli dedikleri örneğin Bursa Uludağ Üniversitesi Sosyoloji bölümünde neredeyse sosyolog denecek hoca kalmamış, açılan boşluk İlahiyat fakültesinden gelen alakasız kişilerle doldurulmuştur. Sadece bu örnek bile kıdemli dedikleri üniversitenin ne kadar içi boş bir hale getirildiğinin kanıtıdır. Örnekler çoğaltılabilir. Kıdemli üniversiteler arasında Boğaziçi, İzmir İleri Teknoloji ve Yıldız Teknik Üniversitelerinin olmaması ise ayrıca ilginç.
Projenin nasıl uygulanacağı ise gerçek manada bir açıklığa kavuşturulmuş değil. Örneğin pandemi sürecinde uzaktan eğitim imkanları ile ders yapılması mümkünken normale dönüldüğünde yüz yüze bu dersler nasıl işlenecek? Eşleştirilen üniversiteler birbirlerinin kütüphane imkanlarından faydalanabilecek fakat bu üniversiteler birbirinden kilometrelerce uzaktayken bu nasıl mümkün olacaktır? Hala daha üniversitelerin dijital kütüphane imkanları gelişmemiştir. Ders verecek öğretim üyelerinin gönüllülük esasına göre seçilmesi, araştırma süreçleri ve ders yükleri konularında yaşadıkları yoğunluk düşünülünce projeye katılım ne düzeyde olacaktır?
CUMHURBAŞKANIN DEYİMİYLE AKADEMİK KARİYER LİYAKAT PROJESİ NEDİR?
Proje kapsamında “…doktora derecesi almış araştırmacıların, öğretim elemanı arayan üniversitelerin buluşturulacağı bir platform oluşturulacaktır. Bu platform üzerinden stratejik hedefleri doğrultusunda araştırma kapasitesini güçlendirmek isteyen üniversiteler istedikleri nitelikteki öğretim elemanlarına ulaşacaktır.” deniyor. Peki Türkiye’de bugün kapısına kelepçe vurulan üniversiteler varken, hakkıyla seçimleri kazanan kişilerin kayyumlar tarafından yerleri gasp edilirken liyakate dayalı uygulamalar yapılacağının güvencesini vereceğini hükümet ve kuyrukçusu YÖK’ün söylemesi gülünçtür. Bu projeden önce de Yüksek Öğretimde Dijital Dönüşüm Projesi gerçekleştirdiklerini söylediler. Ülkenin fiber altyapısı şehir merkezleri hariç rezil bir haldeyken (oralarda bile öyle) dijital eğitime geçen AKP ve onun YÖK’ü sözde çözümler üreterek eğitim sistemini düzeltemez. Bu proje de yine aksaklıklarla dolu bir projedir ve şu haliyle güven vermemektedir. Her yaptığı işe proje adı koyarak algı yaratan hükümetin projeleriyle üniversiteler yazık ki niteliksiz, işlevsiz, bomboş hallere düşmüştür.
Evrensel'i Takip Et