Mata işçisi: Hayal satan bu sistemin karşısında kenetlenmeliyiz
"Kripto para, borsa veya bahis gibi bize küçük hayaller satan bu sistemin karşısında, kendi geleceğini kendi birliğinde arayan bir fikri yaratmak zorundayız."

Görsel: Pixabay
Mata işçisi
İstanbul
Son haftalarda başta dolar olmak üzere döviz kurlarındaki artış hız kazandı. Bütün bu yaşananların biz işçilere yansıması nasıl olur sorusunun cevabını ise markete pazara gittiğimizde alıyoruz. Temel tüketim ürünlerine el sürmekten korkar duruma geldik. Elektriğin, doğal gazın, benzinin her gün artış gösterdiğine şahit oluyoruz. Yeni türeyen vergilerle tanıştık ve tanışmaya devam edeceğiz. Her gün zam haberlerinin geldiği memleketlere gittiğimizde Eski Ekonomi Bakanı Berat Albayrak’ın “Dolarla mı maaş alıyorsunuz” sözleri kulaklarımızda çınlıyor. Biz de her alışverişe çıktığımızda market reyonlarında pazar tezgahlarında damadın kulaklarını çınlatıyoruz.
Ekonomide yaşanan bunca krizin yansıması elbette biz işçilere oluyor. Neden yükseliyor bu dolar sorusunu sormak ve çözümünü bulmak zorunda olduğumuz bir gerçek. Birçok işçinin kendi kurtuluşunu kripto para, borsa gibi sözde yatırım araçlarında araması, kolay yoldan para kazanabilme çabası içerisinde olması, bizim gerçek çözüm yolumuzu da unutmamıza yol açıyor. Doların yükselmesiyle beraber borsada oynayan işçilerin paraları eridi. Kripto para, kumar oyunları birçok arkadaşımızın parasını kaybetmesine neden oldu. Dövizdeki dalgalanma bile bize gerçek çözümün bu olmadığını gösterdi.
Diğer yandan geçtiğimiz hafta boyunca yaşadıklarımıza baktığımızda iktidarın HDP’yi kapatma çabası, Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesi, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması, Merkez Bankası başkanının görevden alınması… Bunca kazanılmış demokratik talepleri ortadan kaldıran iktidar yarın kendi fabrikamızda yaşadığımız sorunlara karşı vereceğimiz mücadeleyi engelleyecek. Dün olduğu gibi işçilerin grevlerini yasaklayacak, hak arama yöntemlerimizi engelleyecek. Sendikaların antidemokratik uygulamalarda ses çıkartmasının yolunu kapatacak. Sadece kendi fabrikalarımızda demokratik hakları savunmanın yetmediğini, memlekette yaşanan demokrasi sorununun birebir muhatabı olacağımızı görmek çok zor değil. Belediyelere ve üniversitelere kayyum atamanın, sendika ve patron tarafından fabrikaya temsilci atamanın aynı zihniyetin ürünü olduğunu görmek gerekiyor. Milyonlarca insanın oy verdiği partiyi kapatmak isteyen zihniyetin, bir fabrikada anayasal haklarını kullanıp sendikaya üye oldukları için işten çıkartan patronla aynı zihniyette olduğunu görmek ve buna karşı yan yana gelme zorunluluğunu gösteriyor.
İstanbul Sözleşmesi’nden çıkan tek adam rejiminin, fabrikalarda çalışan kadın işçilere daha fazla baskı ve tacizin yolunu açtığı gerçeğini görmek ve İstanbul Sözleşmesi’ni en ileriden savunmak ve sahiplenmek durumundayız. Kripto para, borsa veya bahis gibi bize küçük hayaller satan bu sistemin karşısında, birbirine kenetlenen, kendi geleceğini kendi birliğinde arayan bir fikri yaratmak zorundayız. Bunu başaramazsak sadece doların artmasıyla cebimizdeki delik büyümeyecek, demokrasiyi her gün tırpanlayan iktidarın yarattığı karanlık da büyüyecek.
YİNE BİRİLERİ ZENGİNLİĞİNİ ARTTIRDI
Murat AYAR
İstanbul
Ülkemizi 20 yıla yakın bir süredir yöneten hükümet, iktidardaki ilk dönemlerinde demokrasiyi sağlamlaştırma, yolsuzlukları önleme ve adaleti hakim kılma açıklamaları yapıyordu. Bu propaganda o kadar etkili oluyordu ki bazı “sol” çevreleri bile etkileyip “Yetmez ama evet” dedirtebildi. Zaman geçtikçe ve hükümet kendini güçlendirmeye başladıkça yavaş yavaş “Ben yaptım oldu” tarzında bir yöne doğru kaymaya başladı. Son zamanlara doğru ise fiili durumu Anayasa’ya uydurmak gibi söylemlerle aslında yasa tanımadıklarını belirtmekten kaçınmaz hale geldiler. Halk Bankasına gece yarısından sonra yapılan operasyonla bir kesim zengin edildi, bugün de borsa ve döviz fiyatlarında yaşanan dalgalanmada yine birileri zengin oldu. Ülkenin vatandaşları olarak bu kadar usulsüz olayları sadece izliyor, birçoğunun ise farkında bile olmuyoruz. Bu gizli kapaklı yapılan işler ile yine birileri zenginliklerine zenginlik katarken pandemi koşullarında hayatta kalmaya çalışan işçiler ve toplumun diğer emeği ile geçinen kesimleri de daha fazla yoksullaşıyor. Hiçbir kural tanımadan istediğini pervasızca yapan hükümet ise halklara zarar vermekten başka bir işe yaramıyor. Parti kapatarak halkların sesini kısmaya çalışan, işçileri ölüm pahasına çalışmaya zorlayan bir yönetim anlayışını kabul etmiyoruz.
Evrensel'i Takip Et