Ralph’i kurtarmak
Hayvanları bir ürün olarak gören bakış açısının kaynağı insanı da sömürülecek bir emek gücü olarak gören zihniyet ile aynıdır: Kapitalizm.

Fotoğraf: Envato
Belce Su UYKUSUZ
ODTÜ
Geçtiğimiz günlerde çıkan “Save Ralph” yani “Ralph’i Kurtar” isimli kısa film bir anda oldukça popüler oldu. Videoda cana yakın ve mütevazi bir deney tavşanı ile röportaj yapılırken onun yaşadığı işkenceler de görüntüleniyor. Bu kısa filmden sonra belki birçok insan deney hayvanlarının yaşadığı acıların ilk kez farkına vardı. Bilip de göz ardı eden birçoğumuz da videoyu izledikten sonra daha fazla görmezlikten gelemez oldu. Bazı insanlar tüketim biçimini değiştirme ve hayvanlar üzerinde deney yapmayan kozmetikler satın almaya başladı, bununla ilgili bilgilendirici içerikler paylaşıldı.
TEK SORUN MAKYAJ MI?
Tabi ki olayı olabilecek en yanlış biçimde anlayanlar da oldu… Kastettiğim iş birliği yaptığı markalara bakmadan bu video üzerinden prim kasmaya çalışan fenomenler değil, çünkü bence asıl endişelenmemiz gereken kesim onlar değil. Bahsettiğim kendini aklamak için bu durumu da kadınlara karşı bir nefret ve aşağılama aracına dönüştüren, çoğunluğunun erkeklerden oluştuğu kesim. Bütün suçu kadınlara ve yaptıkları makyajlara atarak sıyrılmak isteyenlere kötü bir haberimiz var, hepimiz bu işkenceye dahiliz. Hepimizin her gün kullandığı neredeyse bütün ürünler hayvan deneylerinden geçmektedir. Diş macunu, sabun, şampuan, deterjan, krem, traş köpüğü… Liste uzadıkça uzar.
HAYVAN SÖMÜRÜSÜNÜN ALANLARI
Peki hayvan sömürüsü sadece deneyler ile mi olur? Başka örnekler olarak belki aklımıza direkt hayvanı öldürerek bir parçasını kullandığımız et, deri ve kürk sektörü de gelebilir. Et yiyip yememenin gerekliliği başlı başına bir tartışma konusu olsa da bir sömürü olduğunu kimse inkâr edemez. Ancak hayvanlara işkence bu alanlarla da bitmiyor. Oldukça yaygın diğer alanlar da süt ve yumurta sektörü. Belki ilk bakışta bir canlının sütünü ya da yumurtasını almak masum görünebilir ancak endüstriyel üretimin kâr hırsı burada da devreye giriyor. Bu sektördeki hayvanlar geniş alanlarda mutlu mutlu dolaşmıyorlar aksine daracık ve hareket edemeyecekleri alanlara hapsedilerek birer yumurta ya da süt makinesi gibi kullanılıyorlar. Bu canlıların çoğu hormonlar ile beslenerek hayatlarını gün ışığı görmeden geçiriyor.
PEKİ NEDİR BU SÖMÜRÜNÜN SEBEBİ?
Doğada canlılar arasındaki temel ilişkilerden birisi av-avcı ilişkisidir ancak günümüzde insan ve diğer hayvanlar arasındaki ilişki genel olarak üretici-ürün ilişkisine dönmüştür. Bu sebepten birçok küçük üreticinin bile beslediği hayvanlara bakış açısı onların iyiliğini gözetecek şekilde değil en çok ürünü en az masraf ve eforla almak şeklindedir. Hayvanları bir ürün olarak gören bakış açısının kaynağı insanı da sömürülecek bir emek gücü olarak gören zihniyet ile aynıdır: Kapitalizm. Çünkü kapitalizmde herhangi bir canlının değeri ondan elde edilebilecek kâr miktarı ile belirlenir.
NE YAPMALI?
Peki bunca sömürüye karşı ne yapmalı? Tüketim biçimimizi gözden geçirip “cruelty free” yani hayvanlar üzerinde deney yapmayan kozmetik ürünleri kullanmaya özen gösterebiliriz. Endüstriyel ürünlerinin üretilme şartlarında iyileşmeye gidilmesi taleplerimizi dile getirebilir, hayvan haklarını destekleyebiliriz. Bütün bu mücadelemizi sürdürürken unutmamamız gereken de bir nokta var ki, sömürü üzerine kurulu bir sistem olan kapitalizm yıkılmadığı sürece ne insanlar ne de diğer hayvanlar sömürüden tam olarak kurtulamazlar.
Evrensel'i Takip Et