1 Mayıs’a mücadeleyi yükselterek gidiyoruz
Atölye yürütücüsü olan liseli ve üniversiteli arkadaşlar olarak parasız, bilimsel demokratik bir eğitim talep ediyoruz. Pandemi döneminde gördüğümüz üzere kar üzerine değil halk için bilim diyoruz.

Fotoğraf: Evrensel
Dilan ATEŞ
İlaydanur KILIÇ
Sıla
Avcılar Evrim Atölyesi
1 Mayıs her ne kadar sadece işçi sınıfının günüymüş gibi söylense de biz gençler olarak Emek ve Dayanışma Günü’nde sesimizi bir yerlere ulaştıracağız. Yıllardır üzerimizde taşıdığımız bir sorun var; eğitim sistemi. Oyun çağımızı görmezden gelerek çok kısa teneffüs vakitlerinde sosyalleşmemiz bekleniyor. Okuldan çıktıktan sonra sosyalleşmek için, bize iyi geleceğini düşündüğümüz zamanlar maalesef yok. Bizlerin zamanı sömürülüyor! Bizi insan yerine koymuyorlar. Belki ödevi yapmam gereken zamanda para kazanmak için çalışıyordum, belki ebeveynlerim çalışıyor ve ben kardeşlerime bakmakla yükümlüyüm, belki ben kuşların kanadını çok merak ettim ve onun araştırmasını yapıyordum. Yani bizim öğrenci olmaktan başka işlerimiz de var. Eğer devlet tarafından ailelerimizdeki sorunları çözmeye yönelik politikalar olsaydı ve çözülseydi biz öğrenciler olarak okurken bir yandan da çalışmak zorunda kalmazdık. Ya da ebeveynlerimiz çalıştığı için kardeşimize bakmakla yükümlü olmazdık.
HERKES İÇİN EŞİT, ULAŞILABİLİR, DEMOKRATİK EĞİTİM!
Bir sorun daha var ki o da devlet ve özel okullar. Özel okul yazmaya elim varmıyor çünkü okul olarak görmüyorum, bir şirket olarak görüyorum. Dershaneler kapandıktan sonra sayılarının artmasıyla daha da normalleşmeye başladılar. Kimi gençler eğitim masrafını karşılamak için kâğıt toplarken, kimi gençler özel okullara gitmekte. Biz gençler istiyoruz ki eğitim hakkı herkes için eşit olsun. Özel okullar kapatılsın.
Öte yandan üniversiteye hazırlanan öğrenciler olarak, üniversite mezunlarının yaşadığı işsizlik bizleri çok tedirgin ediyor. İşsizlik, bütün dünya ülkelerinde bireyleri hem ekonomik hem de psiko-sosyal olarak etkileyen önemli bir süreç. İşsizliğin bugün gençlerin psikolojisini bozan bir etkisi olduğu bilinmektedir. Hatta, bireyleri en çok strese ve depresyona sokan faktörler arasında ilk üç sırada “işsizlik” de sayılmaktadır. Biz öğrenciler mezun olduğumuz bölümün işini yapamıyoruz, iş görüşmesine çağırdıklarında “Tecrüben var mı?” sorusuna maruz kalıyoruz. Hadi oldu da işe alındık, en az maaşa tabi tutuluyoruz. Her 3 üniversite mezunu arkadaşımızdan 1'i işsiz. Koronavirüs salgınıyla birlikte iş bulmak daha da zorlaşırken işsizlik oranlarında biz gençler, durgunluktan ve genel işsizlik artışından en çok etkilenen grubuz. Genelde niteliksiz işler için bile üniversite mezunları tercih ediliyor. İşsizlik probleminin çözümünde kısa süreli ve geçici önlemler yerine, kalıcı ve uzun süreli çözümlerin sunulmasını, özellikle de iş piyasasından ve toplumdan dışlanmış kesimlere yönelik çabaların arttırılmasını ve yeni iş imkânlarının geliştirilmesini talep ediyoruz.
GENÇ KADINLAR OLARAK VARDIK, VARIZ, VAR OLACAĞIZ!
Eğitim, gençlerin iş bulamaması, işsizlik derken biz genç kadınların da bu iş sistemlerindeki yerine değinmemiz yararlı olacaktır. İş hayatının öncesinde “Otur evinin hanımı ol, elinin hamuruyla erkek işlerine karışma sen” gibi cümleler kullanılarak yapılan baskı, işe alım mülakatlarında bizlere, evli değilsek evlenmeyi düşünüp düşünmediğimizin, çocuk sahibi değilsek de yakın zamanda böyle bir planımızın olup olmadığının sorulması ve buna göre değerlendirilmemizden sonra iş hayatında da hızını kesmeden devam ediyor. Genç kadınlar olarak sesimizi duyurmak istiyoruz. Biz genç kadınlar olarak ayaklarımızın üzerinde, istediğimiz yerlerde olacağız. Haklarımızı savunmaya devam edeceğiz. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde kadınlar olarak taleplerimizi en yüksek sesle haykıracağız!
KAR İÇİN DEĞİL, HALK İÇİN BİLİM!
Avcılar Evrim Atölyesi olarak bilimin göz ardı edilen toplumsal işlevine dair de sözlerimiz var. Pandemi sürecindeki aşı üretimi ve aşılanma süreci de bilimin bir grup patronun karlarına kar katmak için bilimi nasıl kullandığını daha da iyi gösterdi. Üniversiteler de sermayenin fabrikasına dönüştürülmüş durumda. Bu sorunlara karşı da taleplerimizi daha da yüksek sesle dile getireceğiz! Bilimsel bilgi üretiminin, paylaşımının bir grup insan yerine, halkın çıkarı ve yararına göre şekillenmesini istiyoruz. Atölye yürütücüsü olan liseli ve üniversiteli arkadaşlar olarak parasız, bilimsel demokratik bir eğitim talep ediyoruz. Pandemi döneminde gördüğümüz üzere kar üzerine değil halk için bilim diyoruz. Doğanın ve insanın sömürülmesine “Dur!” diyoruz. 1 Mayıs’a giderken tüm arkadaşlarımızı da talepleri yükseltmeye ve sorunların kaynaklarına karşı mücadele etmeye çağırıyoruz.
Evrensel'i Takip Et