Yük bizim omuzlarımız üzerinde
“Öğrencilerin saatlerce bıktırana kadar alakalı alakasız ders gördüğü, eğitim sisteminde robotlaştırılmak istendiği bir dönemdeyiz.”

Fotoğraf: Tim Marshall/Unsplash
Tanya EZELSOY
Hatay
2000’li yıllarda doğan çocukların en büyük umutları ve istekleri geleceğe yön verip doğru bir şekilde planlamaktır. Dünyanın binlerce sorunundan bir tanesinin, hatta en temelde yatan, kişiliklerine, duruşlarına, dünyaya, insanlığa kısacası canlı cansız her varlığa bakış açılarına yansıyan bu durum, olumlu olumsuz, bugün en büyük yaralarımızdan biridir. Bahsi geçen ve özellikle yaptıklarıyla gündeme gelen bu çocuklara son kuşak dediler, “Z kuşağı.” Öyle bir kuşaktır ki bu kuşak, her şeyden haberdar ve asla kandırılamaz bir nesildir. Kendilerini ezdirmezler, hak nedir bilirler ve daima arkasından giderler. Modern dünyadaki yaşıtlarımızın aksine omuzlarımızdaki sorumluluk, gelecek kaygısı ve bıkkınlık ile uğraşan bir nesiliz. En basitinden örnek verecek olursak, 10 yaşındaki çocuğun oyunları; hayal dünyasını yansıtması gerekirken, bir yetişkin gibi memleket sorunlarından haberdar olması ve bunu yansıtması durumu özetler niteliktedir. Müziğe, sanata, tiyatroya değerin kalmadığı, hiçbir çocuğun kendi yeteneklerine göre eğitim alamadığı, her gün saatlerce bıktırana kadar alakalı alakasız ders gördüğü eğitim sisteminde robotlaştırılmak istendiği bir dönemdeyiz. Ancak gerçek şu ki biz aydın ilerici gençler olarak geleceği savunmaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz.
Evrensel'i Takip Et