7 Ekim 2021 11:40

Filmekimi’nde dikkat çeken seçki: Bilet fiyatları

Biletlerin anlamsız ve uçuk fiyatları “kapısı sokağa açılan sinemalar”ın ekonomik şartları uygun olmayanlar için kapalı olduğunu gösteriyor.

Filmekimi’nde dikkat çeken seçki: Bilet fiyatları

Pixabay

Melike SEVİNÇ

İstanbul Üniversitesi

Aşılanma oranlarının artmasıyla 2 yıl önceki hayatlarımıza dönmeye başladığımız şu dönemde; ayrı kaldığımız sinemalar, konserler ve tiyatrolar de yavaş yavaş eski haline gelmeye başladı. Festival programları, konser organizasyonları bir bir açıklanırken özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir’deki sinemaseverlerin takip etmekten keyif aldığı, önemli festivallerden dikkat çeken filmleri izleyici ile buluşturan Filmekimi de geçtiğimiz günlerde gösterim programını açıkladı. Birçok dikkat çekici ismin yeni filmlerini programına alan Filmekimi bu yıl bir özelliği ile daha dikkat çekiyor, bilet fiyatları.

Filmekimi, Eczacıbaşı gibi büyük şirketlerin katkısıyla kurulan İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın düzenlediği ve her yıl ekim ayında düzenlenen bir sinema etkinliği. Global bir pandeminin ortaya çıkması ve hayatın değişmesiyle beraber Filmekimi de geçtiğimiz yıl online bir program ile izleyicinin karşısına çıkmıştı. Bu yıl yeniden dönüş yapan Filmekimi sinemaseverlerin “AVM sinemaları”nda bulamayacağı; bağımsız, festival filmlerine erişmesine olanak sağlayan bir etkinlik, ya da etkinlikti. Ancak standart ve indirimli kategoriler için açıklanan bilet fiyatları benzer şeyler söylemiyor.

ECZACIBAŞI’NIN VİZYONU İKSV’NİN MİSYONU

Bu her ne kadar her şeyin pahalılaştığı/alım gücünün azaldığı bir dönemde şaşıramadığımız bir durum olsa da bağımsız sinemayı sinemaseverle buluşturmayı amaçlayan bir etkinliğin ruhuyla tamamıyla çelişiyor. Filmekimi günümüzün ekonomik koşullarında hazırladığı bu fiyatlandırmayla; gerekirse değer verdiğini iddia ettiği “kültür-sanat ile kitleleri buluşturma” misyonundan feragat edebileceğini, gerekirse bu festivali yalnızca belli bir zümreye hitap eden ve Lalekart sahiplerinin entelektüel sohbetler edebileceği bir arka bahçeye çevirmekten çekinmediğini açık açık söylüyor.

Ana akım sinemaya bir alternatif getirmek, kıyıda köşede kalan ve duyulmayan sesleri, görülmeyen kadrajları göstermek adına yapılan Filmekimi gibi atılımların da tekelleşmesi, büyük bir oranla şirketlerin veya belli bir zümrenin kontrolü altına girmesi ile “bağımsız” sinema da diğer birçok şey gibi hayatımızdan siliniyor. Cebinde günlük 25 TL olan bir öğrencinin, yevmiyeyle çalışan bir garsonun, asgari ücretle ev geçindiren bir insanın -eğer hayatını idame ettirmek için elzem değilse- her türlü keyiften vazgeçmesi gerekiyor. Zira biletlerin anlamsız ve uçuk fiyatları “kapısı sokağa açılan sinemalar”ın ekonomik şartları uygun olmayanlar için kapalı olduğunu gösteriyor.

Evrensel'i Takip Et