25 Aralık 2012 15:09

Çiğli İşçileri Kurultay Komitesi adına açılış konuşmasını Schneider İşyeri Baştemsicisi Cihan İşçi yaptı. İşçi, iki yıl önce başlayan kurultay çalışmalarıyla Çiğli Organize Sanayi Bölgesinde çok şey değiştirdiklerini anlatarak, “1 Mayıs’ı Çiğli’de kutladık. 4 fabrikayı örgütledik ve çalışmalarımız hızla devam ediyor. 1 aydır yaptığımız imza kampanyası sonucu Çiğli organizeden işçi arkadaşlarımız mecliste vekilimiz Levent Tüzel’le basın açıklaması yapıp TBMM başkanına sorunlarımızı birinci elden iletti” dedi. Cihan İşçi’nin konuşmasının ardından işçiler söz alarak düşüncelerini anlattı.

BİZE ZAM VERME POLİSE FENER AL

Schneider işçisi Sedat Sadak, 2 yıl içinde çok sayıda işçi ile bir araya geldiklerini, bunun sevindirici olduğunu belirterek, “Hükümet bizlere vermediği zamlar yerine gözleri kör eden el feneri alacakmış polise. Bunları bize karşı kullanacaklar. Biz işçiler asgari ücret üzerinden vergi alınmasını istemiyoruz. Her şeye vergi veriyoruz ama patronlara teşvikler, vergi kolaylıklarıyla alın terimiz peşkeş çekiliyor. Biz güçsüz değiliz yeter ki birbirimize güvenelim birlikte mücadele edelim” diye konuştu.

Eski Savranoğlu işçisi Yavuz Akça, 65 işçi arkadaşıyla birlikte sendikalı olabilmek için ne tür mücadeleler vermek zorunda kaldıklarını anlatarak, “Biz mahkemelerden işçiler lehine karar çıkmasını bekliyoruz” dedi.

KOMİTE SAYESİNDE 25 GÜNDE ÖRGÜTLENDİK

Amcor Tobacco işçisi Gencay Kaya da İşçi Kurultayı Komitesi ile ilişkiye geçip, 25 günde fabrikayı örgütlediklerini belirterek, “Aylardır yetki bekliyoruz. Şimdi de patronun işkolu itirazı ile örgütlenmemizin önüne geçilmek isteniyor. Biz işyerinde eylemler yaparak kendi gücümüzü göstereceğiz. Birliğimiz tam ve burada da örgütlü olarak çalışacağız” diye konuştu. Roteks İşyeri Temsilcisi Ayşen Aysal da, Çiğli Organize Sanayisinde tekstil fabrikası olarak ilk kez kendilerinin örgütlendiğini belirtti. “İlk toplusözleşmede tüm istediklerimizi alamadık ama şimdi daha güçlüyüz, fazla mesailer yok, şartlarımız daha iyi” diyen Aysal, organizede bir kreş bulunduğunu ancak çok pahalı olduğu için sadece müdürlerin çocuklarının gidebildiğini anlattı. Aysal, ücretsiz kreş talep ettiklerini söyledi.

Schneider işçisi Raşit Ekin, 40-50 bin kişinin çalıştığı organizede sadece 3-4 bin işçinin sendikalı olduğunu, bunların da çoğunun son iki üç yıl içinde örgütlendiğini anlattı.

Ekin, “Schneider olarak Çiğli’de 300, Manisa’da 500 arkadaşımızla aynı anda örgütlendik ve 1.5 yıldır sendikalı olarak çalışıyoruz. Öncü işçiler olarak Çiğli’de bir komite oluşturduk ve Amcor ve Roteks’teki arkadaşlarımıza, Billur Tuz direnişine yardımcı olduk. Asgari ücrette olduğu gibi bundan sonra da burada verdiğimiz mücadelenin Meclis’te yer bulmasını sağlamalıyız” dedi.

İZSU işçisi Ümit Gültekin, asgari ücretin artık yaşanmaz bir hal aldığını belirterek, “Düşük ücretle çalışmamanın tek yolu dayanışma ve örgütlenmekten geçiyor. Biz 2 yıl önce toplusözleşmemizi komiteler aracılığıyla hazırladık. 10 yıl taşeron olarak çalıştım. Artık örgütlendik ve daha güçlüyüz. Biz işçiler emekten yana olan milletvekillerinden haklarımızı daha güçlü dile getirmelerini istiyoruz” diye konuştu.

ÖRGÜTLENİP HAKLARIMIZI ALALIM

Taşeron bir firmada çalışan bir belediye işçisi, işçi arkadaşlarının çoğu zaman eve gidip gelmek için yol parası bile bulamadığını anlatarak, “Taşeron işçiliğin tamamen kaldırılmasını istiyoruz. İş koşullarımızın düzeltilmesi için milletvekillerimizden destek istiyoruz” dedi.

Yaklaşık 5 yıldır tekstilde çalışan Derya Değirmencioğlu, üniversite mezunu olduğunu ama kendi işini yapamadığını ifade etti. Kendilerine hiçbir hak tanınmadığını ifade eden Değirmencioğlu, “Elektriğe, doğal gaza yüzde 15 zam yapılırken asgari ücrete nasıl yüzde 3 zam yapabiliyorlar” diye sordu. Manisa Sanayi Sitesi’nde sendikalı olduğu için işten atılan Belenco işçisi Salman Aslan da Çiğli’deki kurultaya katılarak, “Patron bizleri çağırıp sendikalı olmamamız için anlaşmak istedi. Ama biz örgütlü olarak dönene kadar mücadelemize devam edeceğiz. İşçiler olarak bir araya gelelim ve haklarımızı alalım” dedi.


İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel de son bir yıldır ülkenin çeşitli yerlerinde benzer forumlar yapıldığını belirterek, “Bunlar sendikal hayatın yeniden örgütlenmesi için büyük olanaklar sağlıyor. Sizler değişik işkollarında verdiğiniz mücadeleleri anlattınız. Şimdi bu tek tek mücadeleleri birleştirme zamanı. Mecliste işçiler aleyhine bir sürü yasa çıkıyor ama sendikacılar hiçbir şey yapmıyor. Sizler müdahil olmazsınız hiçbir şey değişmez” dedi. Anayasa’nın sessiz sedasız görüşüldüğünü belirten Tüzel, “‘Herkesle görüştük’ diyorlar ama ‘Sizler ne istiyorsunuz’ diyen yok. Bizler kendi cephemize güç katmalıyız. İşçiler, Kürtlerin ve Alevilerin taleplerine sahip çıkmalı. Bu sorunları çözüp mücadelemizi emek ile sermaye arasındaki sınıf mücadelesiyle birleştirmeliyiz. Herkesin özgürce yaşadığı eşit haklar temelinde bir anayasa için işçilere büyük görevler düşüyor” diye konuştu.


SENDİKALAR ASGARİ ÜCRETLE İLGİLİ ÇALIŞMA YÜRÜTMELİ

Tek Gıda-İş Sendikası Genel Başkanı Danışmanı Gürsel Köse:

Taleplerimiz sorunlarımız ortak yaşamın her alanında örgütlü olmalıyız. İşçiler olarak siyaset yapmalıyız. 2013 Bütçesi geçti ne var burada, acı var, kan var, zam var. Ama bizler için hiçbir şey yok. Mecliste milletvekillerimizin tek başlarına verdikleri mücadele yetmez. Makine başında hayatı yaratan bizler ülkedeki her soruna müdahale etmeliyiz. Milletvekillerinden yasama-yürütme çelişkisini azaltmaları için daha fazla çaba istiyoruz. Yasa, ‘Mahkeme 4 ayda biter’ diyor ama Savranoğlu 20 ay, Billur Tuz 15 aydır bekliyor. Bu nasıl bir yasa nasıl bir kanun?


CHP İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu: SIK sık böyle toplantılar yapılarak çağrılmayı isteriz. Bunlar sorumluluklarımızı daha iyi anlamamızı sağlıyor. Sendikalı olmak işçi sınıfına yasak. Bütün çıkan yasalar hep bu yönde. Meclisten sizin sendikalaşmanız için yasa çıksın diyorsanız bu iyi bir umut değil. Ama sendika yasası, demokratik bir anayasa, insanca yaşayacak bir asgari ücret için ne yapmalı diye soruyorsanız, buralarda bir moral değere, başarı kazanmaya ihtiyacımız var. Organizede çalışan işçilerin yarattığı bu örnekler moral değer veriyorsa bunlar sevindirici. Ülkede bir düşman var. Şu anki iktidar, devlet. Daha önce var olan demokrasinin kırıntılarını bile fili olarak ortadan kaldıran bir iktidarla karşı karşıyayız. Yasama yürütme ayrılığı görünürde vardı ancak şimdi onu da ortadan kaldırmak isteyen bir zihniyetle karşı karşıyayız. Bugüne kadar ki yönetimlerden daha ağır bir baskıyla yönetiyorlar ülkeyi. Buna karşı yapabileceğimiz tek şey var. Ortaklıkları güçlendirmemiz lazım. Bunun için de bize dost olabilecek insanları ve partileri korumamız lazım. Mücadelede kiminle güçlü olunacaksa onlarla olunmalı. Organizedeki çalışmayla ilgili bana ve diğer milletvekillerine görev önermeli buradaki arkadaşlar. Bugün Türkiye’deki hem politik, hem sendikal, hem de demokratik bir anayasa mecliste verilen mücadelenin önündeki en büyük engel mücadelenin bölük pörçük yapılması. Meclis’te, sokakta fabrikada birbirimizi koruyacağız, kollayacağız. AKP’yi sandıkta durduramazsak sokakta durdurmaya çalışacağız, daha zor bir işle karşı karşıya kalacağız. Ne kadar ortaklaşabilirsek, mücadelenin ortak örgütlerini birlikte yaratabilirsek o kadar başarılı olacağız.


MEVZİNİN GENİŞLETİLMESİ LAZIM

Deri-İş İzmir Şube Başkanı Makum Alagöz: ÇİĞLİ  İşçi Kurultayı İzmir Sendikalar Birliği ile doğan bir çalışma. Bunun sadece Çiğli’de değil, Ege Bölgesi’ndeki her sanayi bölgesinde oluşturulması ve arkasından mücadelenin örgütlenmesi gerekiyor. Bir bütün olarak mücadeleyi örmek için çalışılmalı. Asgari Ücret Komisyonu’nun oluşumu da sorunlu ve buradaki konuşma ve tartışmaların basına aktarılması yasak. Orada neler konuşuluyor bilmek bizim hakkımız. Asgari ücretin belirlenmesi Türkiye’nin en büyük TİS sözleşmesi ama burada sendikalar kendilerini başka bir yere koyuyor. Örgütsüz işçiler kaderleri ile baş başa bırakılıyor. Sendikalar ve Şube Başkanları bulundukları bölgede çalışma yapabilir. Merkezin, ‘Sen ne yapıyorsun’ deme hakkı yok. Burada her toplu sözleşmede, ‘Hükümet ne zam yaptı ki bizden ne istiyorsunuz’ diyor işverenler. Bu DİSK’te de böyle, Hak-İş’te de böyle. Önce mevziyi genişletmemiz lazım. Buraya katılan herkes görev almalı, konuşulanları yanındaki on işçiye anlatmalı. Demokratik anayasa meselesine de aynı şekilde müdahil olmak gerekiyor. (İzmir/EVRENSEL)

EVRENSEL'İNMANŞETİ

Yasak çuvala sığmıyor

Yasak çuvala sığmıyor

KAMUAR’ın hesaplamalarına göre son bir yılda meyve fiyatları yüzde 154.5, sebze fiyatları yüzde 116.5, gıda fiyatları ortalama yüzde 70 arttı. Hane halkının bir yıl sonrası için enflasyon beklentisi yüzde 59’u, işçilerinki ise yüzde 62’yi aştı. Emekçiler için bıçak kemikte! Yasak, tutuklama, işten atma tehdidi işçilerin harekete geçmesini durduramıyor.

Has Çuval 37 ülkeye ihracat yapıyor.

İstanbul Sanayi Odası nın ikinci en büyük 500 listesinde.

Has Çuval'ın iki fabrikasında 600 işçi fiili greve katıldı

BİRİNCİSAYFA
SEFERSELVİ
Erdoğan: Dünya bir imtihan yeridir, ekonomik zorluklar gelip geçer.