6 Nisan 2022 02:00

Burjuva ideolojik hegemonyanın bir biçimi: “Yeni ateizm”

Batı burjuvasının kültürel hegemonyasının yeniden üretimi birçok kültürel-ideolojik akım aracılığıyla devam ediyor ve yeni ateizm de açıkça bunlardan birisi.

Burjuva ideolojik hegemonyanın bir biçimi: “Yeni ateizm”

Fotoğraf: Dariusz Sankowski/Pixabay

Hayatı bilim, akıl ve mantık süzgecinden geçirerek yaşamak; herhangi bir hurafeye dayanmadan bilimi temel almak; aydınlanmanın ışığıyla ilerlemek. Bu tarz retorik beyanlar, aydınlanmanın başından bu yana farklı taraflarca, farklı zaman aralıklarında, farklı amaçlarlave kimi zaman farklı anlamlara gelecek şekilde kullanılmış olsa da özellikle son 20 yılda Richard Dawkins, Christopher Hitchens ve Sam Harris gibi isimlerle beraber anılan “yeni ateizm” akımıyla bağdaştılar. Seküler ve hümanist akılcılığın kendi amacı doğrultusunda bilimin sosyal yaşam ve toplumsal analiz üzerindeki gölgesinin şekillendirilmesi, birçok farklı formda gerçekleşse de bizim için 2000’lerden bu yana bunlardan en önemli ve etkili olanlarından biri yeni ateizm diye anılan akım oldu.

ÇARPITILMIŞ BİR BİLİM ANLAYIŞI

Teizme açtıkları savaşla dinlerden bağımsız özgür bir dünya yaratma iddiasında olan yeni ateistler bir araç olarak kullandıkları ve aynı zamanda fetişize ettikleri bilimi, ilerlemenin ön koşulu olarak görmektedirler. Yeni ateistler bilimin bize doğal gerçeklikleri olduğu haliyle gösterebileceğine inanmaktadır. Yeni ateistlere göre bilim ve teknolojinin olası ilerleyişleri doğrusaldır ve ilerlemek için sadece doğada olan keşfedilebilir. Bilimsel teoriler de icat değil keşiftirler. Bilim dallarına verdikleri değeri keyfi olarak belirleyen yeni ateistler, pozitif bilimlerin sosyal hayat üzerindeki yansımalarını ya da sosyal olayların kendilerini incelerken kolaylıkla ve büyük bir özgüvenle, belirli bir bilimsel argümana bağlı gibi görünen ama çoğunlukla tamamen keyfi çıkarımlara ulaşmaktadırlar. Yeni ateistler, Sam Harris’in Türkçeye henüz çevrilmemiş olan “Moral Landscape” kitabında ayrıntılandırdığı gibi, ahlaki yargılar gibi kültürel ve sosyal içerikle ayrıştırılamaz olan konseptler için bile sayısal/analitik değerlendirme ve karşılaştırmaların mümkün olduğunu düşünmektedirler.

Yeni ateistlerin en ünlüsü ve Türkiye’de de “Kör Saatçi” ve “Tanrı Yanılgısı” başta olmak üzere kitapları sıklıkla okunan Richard Dawkins, İslam için “Dünyadaki en büyük musibetlerden biri” demekten hiç çekinmezken bu durumu gerekçelendirmek ya da neden Hıristiyanlığın aynı derecede bir tehdit olmadığını açıklamak için pek çaba sarf etmez.

Gençliğinde radikal solcu olan Christopher Hitchens’ın doğru yolu(!) bulduktan sonra Birleşik Devletler’in ve Birleşik Krallık’ın Afganistan ve Irak işgallerini meşrulaştırmak için yaptığı televizyon yayınları ve röportajlar, aynı zamanda 2015 sonrası Batı’daki beyaz ateistlerin politik olarak muhafazakarlaşmasının ve Amerikan istisnacılığının seküler Amerikalılar arasında da ayyuka çıkmasının erken bir habercisi olarak görülebilir belki de.

Yeni ateistlere ait sayısız çalışmada büyüklü küçüklü örnekleri görülebileceği gibi, yeni ateist retorik, tarihte daha önce rastladığımız bir retorikle benzerlik gösteriyor. Beyaz adamın medenileştirme misyonu 15. yüzyıl’dan günümüze devam etmekte, Kuzey Amerika’nın Büyük Ovalar’ından, Avustralya’nın çöllerine, Himalayalar’ın yamaçlarından Papua’nın sık ormanlarına devam etmekte. Kültürel ve ekonomik normlarını üçüncü dünyanın sırtına yükleyen Batı dünyasının yeni ateistler aracılığıyla bizim ülkemizde de kültürel bir üretim sürecinde olduğu açık. Bunun bariz örneklerinden birisi de son zamanda sıklıkla İslam dininin yerine Türk nüfusa zorla enjekte edilen bir “Arap kültürü” yakıştırması yapan ateistler.

Amerika ve İngiltere’deki yeni ateistlerle arasında belirli farklılıklar olsa da bu akımın ülkemizdeki en popüler temsilcisinin Celal Şengör olduğunu söylemek yanlış olmaz. Celal Şengör’ün “Kesin bilgiyi istemek insanın evrimsel dokusunda var” gibi insanın varoluşuna dair özcü söylemleri iki kere düşünmeden tek nefeste söyleyebilmesi de bu durumun göstergelerinden olsa gerek.

YENİ ATEİZMİN YENİDEN ÜRETTİKLERİ

Yeni ateistlerin, çoğu tezi tamamen havada kalan evrimsel psikolojiyle resmi olmayan bir bağ kurup bu alandan kısmi de olsa beslenen birçok argümanla liberal, ırkçı, heteroseksist,ataerkil statükoyu sürdürme çabası çok da şaşırtıcı olmamalıdır. Batı burjuvasının ve onun ahlakının meşrulaştırılması ve batının kültürel hegemonyasının yeniden üretimi birçok kültürel-ideolojik akım aracılığıyla devam ediyor ve yeni ateizm de açıkça bunlardan birisi.

Ebeveynlerimizin, arkadaşlarımızın ve halkımızın inandıklarına inanmadığımız içinkendimizi onlardan daha üstün görmemiz gerektiği temel öğütlerinden olan, kendi kültürümüz yerine batıcı ve seküler bir kültür hayal etme isteği yaratan bir ideoloji olan yeni ateizm; özellikle üçüncü dünyadaki takipçilerine aşağılık hissi aşılamaktan ve burjuva emperyalist sömürüsünü normalleştirmekten daha fazlasını yapmakta zorlanıyormuş gibi görünmekte.

Evrensel'i Takip Et