Zeytin ağaçlarına talan, tekelci kapitalistlerin çöplerine kucak
Türkiye çöp ithalatı konusunda sıkı tedbirler almadığı sürece İngiltere’deki çocukların yedikleri çikolataların paketlerini bereketli topraklarımıza gömmeye devam edeceğiz.

Fotoğraf: Volkan Pekal/Evrensel
Onur ACAR
Çukurova Üniversitesi
Geçtiğimiz günlerde İngiliz Gazeteci Kit Chellel bizi fazlasıyla ilgilendiren ve gündemimizde yer edinen bir haber yaptı. Gazeteci üç tane GPS cihazını Londra’da plastik geri dönüşüm kutusuna attı ve bunlardan iki tanesi Adana’ya ulaştı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ise iddiaları yalanladı ve çevre konusundaki hassasiyetlerini (!) dile getirdi. Sadece temiz ve geri dönüşüm oranı yüksek plastik atıkların ithalatına müsaade, edildiğini dolayısıyla da karışık atıkların ithalatının mümkün olmadığını, ithal edilen atıkların içerisinde de %1’den fazla yabancı madde olamayacağını ekledi. Denetimlerin sıkılığına da değinilse de elde edilen bulgular tam tersini söylüyor.
Evet, Türkiye uzun süredir Avrupa’dan çöp ithal ediyor. Bu çöplerin bir bölümü ise Adana’ya gelmekte. Gelen çöplerin akıbetini şimdi burada uzun uzun anlatmaya gerek yok, zira daha önce uzun uzun yazıldı, konuşuldu. Ama merak edenler Greenpeace örgütünün “Atık Oyunları” adlı raporunu okuyabilir ve “Çöpova” adlı belgeseli izleyebilir.
Türkiye 2020 yılında Avrupa’dan 13.7 milyon ton çöp ithal etti. Bu sayı 2004 yılı verilerinden 3 kat fazla. Bu atıkların 700.000 tonu ise plastik atıklardan oluşuyor. Plastik atık ithalatı ise 2004 yılından beri 196 kat arttı. Türkiye’ye en çok plastik atık gönderen ülke İngiltere (209.642 ton). İngiltere’yi Belçika ve Almanya izliyor.
MADEN YÖNETMELİĞİ İKTİDARIN TUTTURDUĞU ÇEVRE POLİTİKASINI GÖSTERİYOR
Yerli burjuvazinin kâr hırsı Avrupa’nın “temiz çevre” anlayışıyla birleşince olan yine Türkiye halkına oluyor. Havasından suyuna, toprağından tarımına hatta bedenlerimize kadar her şeyimiz zehirleniyor. Türkiye bu konuda somut adımlar atmadıkça İngiltere veyahut Almanya’daki çocukların içtiği meyve suyunun kutularını ve yedikleri çikolataların paketlerini bereketli topraklarımızda gömmeye devam edeceğiz.
Şu günlerde özellikle İngiliz gazetecinin yaptığı haberle birlikte bu konuda bir kamuoyu oluşmaya başladı fakat ülkemizdeki sorunların sayısı ve çeşidi o kadar fazla ki bu sorun da gündem içinde eriyip gidiyor. Çevre örgütü Greenpeace ise Türkiye hükümetinden umudu kesmiş olacak ki konuyu İngiltere Parlamentosuna ve Başbakan Boris Johnson’a iletti. Ama bu girişimlerin sorunu çözmeyeceği de aşikâr. Sorunun kesin olarak çözülmesi için Türkiye’nin çöp ithalatını yasaklaması ve sıkı tedbirler alması gerekiyor. Fakat 1 Mart’ta yürürlüğe girip zeytinliklerin yok edilmesinin önünü açan yeni maden yönetmeliğini görünce iktidarın çevre konusundaki hassasiyeti ortaya çıkıyor. Yani bu sorunları çözmek yine halkımıza düşüyor. Halk sağlığını ve ekosistemimizi tehdit eden bu uygulamalar bir an önce yasaklanmalı, doğayı talan eden politikalardan vazgeçilmeli.
Evrensel'i Takip Et