17 Mayıs 2022 01:44

Dosya: Savaşın gölgesinde emekçiler - 1 | "Savaşın faturası her türlü bize kesiliyor"

Savaşlar neden çıkarılıyor, kimlere yarıyor? İktidarlar bu savaşlardan nasıl besleniyor? Emekçilerin ve sendikaların savaşlar karşısında alması gereken tutum ne? “Savaşın gölgesinde işçiler” anlattı.

Dosya: Savaşın gölgesinde emekçiler - 1 | "Savaşın faturası her türlü bize kesiliyor"

Fotoğraf: Evrensel

Hazırlayanlar: Hilal Tok-Eren Ergine

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı sonrası ülkeyi terk edenlerin sayısı 4 milyonu aştı, 10 milyonu aşkın kişi ise yerinden edildi. Savaşlar tüm sarsıcılığıyla, milyonları yerinden, canından, geleceğinden ederken milyarlarca insanın ise daha fazla yoksullaşmasına neden oluyor. Emekçilerin vergileriyle arttırılan askeri harcamalar silah tekellerine milyarlarca dolarlık kâr olarak yansırken emekçiler ise başta enerji ve gıda olmak üzere temel tüketim maddelerinin fiyatının hızla yükselmesiyle yoksullukla karşı karşıya kalıyor. Hükümetler bir yandan da savaşı emekçi kitleleri kendi politikaları etrafında yedeklemek için bir araç olarak kullanıyor. Türkiye’nin direkt dahil olduğu sınır ötesi operasyonlardan, dolaylı olarak etkilendiği Rusya’nın Ukrayna’ya saldırına kadar savaşlar emekçilere nasıl yansıyor, emekçiler nasıl bedel ödüyor? Savaşlar neden çıkarılıyor, kimlere yarıyor? İktidarlar bu savaşlardan nasıl besleniyor? Emekçilerin ve sendikaların savaşlar karşısında alması gereken tutum ne? “Savaşın gölgesinde işçiler” başlıklı dosyamızda işçiler, sendikacılar ve akademisyenlerle yaptığımız görüşmelerde bu sorulara yanıt aradık...


SERVİS DURAKLARINDA GÖRÜŞTÜĞÜMÜZ KAYSERİLİ İŞÇİLER:
"SAVAŞIN FATURASI HER TÜRLÜ BİZE KESİLİYOR"

Emekçilerle savaşı konuşmak istediğimizde sohbetler en yakın örnek üzerinden ilerliyor. Kayseri’de görüştüğümüz işçilerin önemli bir çoğunluğu savaşın hayatlarını olumsuz etkilediğini, özellikle ekonomik olarak daha da çöktüklerini ifade ediyorlar.

Has Plastik’te çalışan bir işçi, “Ekonomi berbattı, savaşın başlamasıyla ekonomi daha berbat oldu. Ayçiçeği yağı, bakliyat fiyatları arttıkça artıyor. Çünkü bunları da dışardan alır hale geldik. Her gün her şeye zam geliyor. Zamlara yetişemiyoruz. Temel ihtiyaçlarımızı bile almakta zorlanıyoruz. Her zaman savaşın kaybedeni alt tabaka olmuştur, yani biz işçiler. Bu sebeple savaşlar olmamalı. Ukrayna-Rusya savaşı devam ettikçe bizi daha çok etkileyecek, daha da yoksullaşacağız. Savaşlarda zengin daha zengin, yoksul daha yoksul olur. Şimdiye kadarki bütün savaşlarda tablo bu şekildedir. Birilerinin savaşlar üzerinden siyasi rant sağlaması da işçiler arasında bölünmeye neden oluyor. İşçiler savaş karşısında da birlik olmalı” diyor.

"HEP BİZİM ZARARIMIZA"

Bir metal fabrikasında çalışan bir işçi de “Zaten savaştan önce de zam geliyordu. Savaşla birlikte gelen zamlara yetişemez olduk. Savaşlar her zaman zenginlerin işine gelir. İşçiye açlık, yoksulluk ve baskı olarak yansır” diyor. Türkiye’nin dahil olduğu savaşları/sınır ötesi operasyonları sorduğumuz işçi şunları söylüyor: “Bizim Suriye’de, Irak’ta, Libya’da ne işimiz var? Ben en baştan anlam veremedim. Çünkü oradan toprak mı alacak sanki. Şimdiye kadarki bütün operasyonlarda ABD gibi ülkelerin yararı gözetildi. Ben bu tür operasyonların da işgallerin de savaşların da en sonunda bizim zararımıza olacağını söylerim.”

Orta Anadolu Tekstil’de çalışan bir grup işçiden genç olanı konuşuyor: “Ben 27 yaşındayım. Ömrüm AKP iktidarıyla geçti. Ülkede satılmadık kurum kalmadı. Bu iktidarın yerine gelecekler en az 15 yılda bu ülkeyi düzlüğe çıkarabilir. Bir domates 20 TL ise daha ne diyelim. Ülke gerçekten yangın yerine dönmüş durumda. Sanki biz savaştayız. Tarım ülkesiydik, her şeyde kendimize yetiyorduk. Gelinen noktada savaş olan ülkelerden bile ayçiçeği yağı, buğday satın alıyoruz. Bu çok üzücü bir durum.”

Aynı fabrikadan başka bir işçi de “Atılan her kurşun işçilerin zararınadır” diyor ve ekliyor: “ABD ve Rusya arasındaki çıkar çatışması Ukrayna’yı da içine soktu. Ukrayna NATO’ya üye olmak istedi. Rusya da sınırında NATO ve ABD’yi tehlike olarak gördüğü için müdahale etti. Kim ister sınırında tehlike. Türkiye de geçmişte Suriye sınırında terör tehlikesi hissettiği için operasyon yapmıştı.” Yine de yapılan operasyonların bir faydasının olmadığını düşündüğünü söylüyor: “Çünkü her yere bir tehlike görüp operasyon başlattı ülkeyi yönetenler ama gelinen noktada çevremizde bir tane dost ülke kalmadı. Tüm ülkelerle aramızda sorun var. Demek ki hata bizde. Ülkenin başındaki her şeye tek kişi karar veriyor. Bence bu sisteme geçmemeliydik.”

"BEDELİNİ DÜNYA AĞIR ÖDÜYOR"

Bir Has Çelik işçisi de “Bu savaşta insanların ölmesine, yerlerinden yurtlarından edilmesine acıyorum. Zaten zamlara yetişemiyorduk. Savaşla birlikte daha da zam geldi” diyor. Rusya’nın ABD’nin yapmak istedikleri karşısında haklı olduğunu ama kendilerine yansımalarının da kötü olduğunu söyleyen işçi, “Zaten ABD ve Rusya arasında uzun yıllardır bitmek bilmeyen bir çıkar çatışması var. Bu çıkar çatışması da savaşa dönüşmüş durumda. Bunun faturasını da tüm dünya ülkeleri ödüyor. Türkiye daha çok ödüyor. Çünkü Ukrayna ve Rusya’dan ticari anlaşmaları fazla olan bir ülkeydik. Yani savaşın her türlü zararını işçiler çekiyor. Bunun içinde dünyanın hiçbir yerinde savaşlar olmamalıdır” diyor. (Kayseri/EVRENSEL)


Fotoğraf: Eylem Nazlıer/Evrensel

"BİZ MUTFAKTA KENDİ SAVAŞIMIZI VERİYORUZ"

Hasret Gültekin KOZAN
Gebze

Gebze’de çeşitli iş kollarında çalışan işçiler “kendilerinin” olmadığı bir savaşa taraf olmamaları gerektiğini, aynı zaman da sessiz de kalmamaları gerektiğini söylüyor. İşçiler savaşın kendilerine yansımasını ise ekonomik durumları üzerinden anlatıyor.

Görüştüğümüz bir işçi, “Millet mutfağında kendi savaşını veriyor, mutfak artık yangın yerine dönmüş durumda” diyor.

İşçilerin büyük bir kısmı, savaşlara destek verilmemesi gerektiğini düşünüyor. Mart ayında İtalya’da havaalanı işçilerinin “insani yardım” adı altında Ukrayna’ya gönderilen silahları yüklemeyi reddetmesi kimi işçiler tarafından takip edilmiş. Savaşa karşı çıkılması gerektiğini söyleyen ve İtalya’da yaşananları örnek gösteren bir metal işçisi, “İtalya’da işçiler savaş bölgesine gönderilmek istenen silahları yüklemek istemedi ve bu durumu protesto etti. Bunu çok az sayıda gazetede gördük, kimi gazeteler haber bile yapmadı ama bu tavır olması gereken bir tavırdı. Savaşa karşı olacaksak nasıl davranmamız gerektiğini bize gösteriyordu. Dünyayı yönetenler savaştan asla vazgeçmiyor. Çünkü savaş onlar için bulunmaz bir nimet. Varlıklarını sürdürebildikleri bir araç. O yüzden bu savaş çığırtkanlığından, askeri harcamalardan asla vazgeçmeyecekler. Ama biz fillerin savaşına destek vermemeliyiz. Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesi kimsenin yararına değil, bu savaş bizim savaşımız değil. Aynı zamanda bizim olmayan bir savaşa sessiz kalamayız” diyor.

"BİR DE DÜNYANIN İKİ YÜZLÜLÜĞÜ VAR..."

Bir petrokimya işçisi ise şunları söylüyor: “Fabrikada sorsan herkes ‘Savaşın her türlüsü kötüdür’ diyor, bütün savaşlara karşı olduklarını söylüyor. Ama iş ülkemizdeki olan bitene, yıllardır süren savaş politikalarını tartışmaya geldiğinde durum değişiyor. Az önce savaşa karşı olduğunu söyleyen, Kürt sorununu tartışınca birden savaş sevici oluyor. ‘Onlar hak ediyor’ diyor. Savaşı kimse hak etmiyor aslında, neden hak edelim? Her alanda hakkımızı aldığımız, bu dünyanın bütün olanaklarından istediğimiz gibi faydalandığımız, çocuklarımızın daha güzel bir ortamda yaşadığı, dertsiz tasasız bir dünya çok mu zor? Savaş, kan, gözyaşı neden var? Bir de dünyanın ikiyüzlülüğü var... Savaş bir batı ülkesinde olunca birden tüm dünyanın gündemi oldu, herkes Ukrayna’daki çocuklar için ağladı. Yalan yok, ben de ağladım ama ben ülkemizin doğusundaki, Suriye’deki, Filistin’deki, Irak’taki, Afganistan’daki çocuklar için de ağladım. İki yüzlü olmanın bir anlamı yok, çocuk her yerde çocuktur. Ağlayacaksak hepsine ağlayalım.”

"EKONOMİK OLARAK ETKİLENİYORUZ"

Savaşın fiziksel olarak olmasa bile ekonomik olarak kendilerini etkilediğini belirten bir metal işçisi de “Ekonomi zaten bayır aşağı tepetaklak olmuş gidiyordu, bir de savaş çıkınca bayır aşağı yuvarlanmamız daha da hızlandı. Artık bizi kimse durduramaz, önümüze kimse çıkamaz. Öyle bir hale getirdiler ki ekonomiyi, bazen evin ihtiyaçlarını nasıl karşılıyoruz, kendimizi nasıl döndürüyoruz ben bile şaşırıyorum. Bu ekonomi yüzünden hepimiz iktisat okumuş gibi olduk. Savaş durumunu da artık ilk günlerdeki gibi fabrikada konuşmaz olduk. Çünkü millet mutfağında kendi savaşını veriyor, mutfak artık yangın yerine dönmüş durumda. Bu yangının sönmesi lazım, yoksa nereye kadar gidecek böyle?​” diyor.

"OLAN YOKSUL EMEKÇİ HALKA OLUYOR"

Ukrayna’nın NATO’yla olan ilişkisi nedeniyle Rusya’yı haklı bulduğunu belirten bir gıda işçisi ise “Tabi olan da yoksul halka oluyor. Kimse böyle olsun istemez. Tepkinin dünyayı bu duruma getirenlere gösterilmesi gerektiğini düşünüyorum. Dünyayı yaşanmaz hale getiren ülkeler tepki vermedikçe, onların yalanlarına ses çıkarmadıkça, onlara sırtımızı dönmedikçe bu savaşlar devam edecek. Hiçbirimiz bu savaşların sürmesini istemiyoruz, çocuklarımızın daha iyi bir gelecek yaşamasını istiyoruz. O yüzden bizler, çocuklarımıza iyi bir gelecek bırakmak için uğraşmalı ve çalışmalıyız” diyor.

BİR FABRİKA FARKLI GÖRÜŞLER

Ford Otosan’da çalışan kendini AKP’li olarak tanınan bir işçi, “Savaş meselesi çok sıkıntılı bir mesele. Bizi her coğrafya etkiliyor o nedenle doğru hareket etmeliyiz” derken, bir cemaat üyesi olan bir işçi de “Müslüman ülkede olunca kimsenin sesi çıkmıyor, şimdi iki Hristiyan ülke birbirini vurunca savaş kötüdür deniyor. Tabi ki savaş olmasın ancak iki yüzlü olmamak gerekiyor” diyor.

Son dönemde çokça gündeme gelen mültecilere ilişkin söylemler de işçiler arasında da etkisini gösteriyor. İyi Parti ve CHP’ye yakın olan işçiler savaş üzerinden konuyu Suriyeli ve Afgan mültecilere getiriyor: “Kalıp ülkesini savunanlar var demek ki, bu mülteciler niye bunu yapmıyor. Kadın ve çocuklar zarar görüyor doğru ama birilerinin kalıp savaşması gerekir.”

Politikayla ilgilenmediğini ifade eden bir işçi ise savaşın saçma olduğunu ifade ederek, “Biz kendi ülkemizin durumuna bakalım. Savaş bizi ilgilendirmez biz kendimizi kurtaralım. Savaşı kim kazanır ya da ne olur diye düşünmüyorum. Burada haklı haksız da aramıyorum artık. Yani ilgilenmeyi bıraktım çünkü benim ilgimin bir değiştirme gücü yok diye düşünüyorum. Sadece aklıma şu geldi, daha 1 ay önce ya 21. yüzyılda savaş mı olur saçmalamayın diyorduk. Savaş da oldu işgal de oldu ama şu an bunun hakkında konuşmuyoruz bile. Her şeye çok hızlı alışıyoruz bu çok tuhaf geliyor bana” diyor.

Bir kadın işçi ise savaştan en çok kadın ve çocukların etkilendiğini belirterek şunları söylüyor: “Dünya üzerinde hiç kimsenin böyle bir yaşamı da ölümü da hak ettiğini düşünmüyorum. İnsanların şehirleri hayatları talan oldu. Bize ne demek istiyorum ama Türkiye öyle bir yerde ki yarın bizim de başımıza gelebilir, gelirse ne yaparız diye düşünmeden edemiyorum.”

Başka bir Ford işçisi de gündemin çok hızlı değiştiğini belirterek, “Yıl olmuş 2021, hâlâ savaşlar oluyor. Her şey gelişiyor değişiyor ama bir tek bunların yer sevdası değişmiyor. Yarın başımıza gelse artık biz de yadırgamayacağız. Bir sürü farklı yöntem varken insan gibi konuşulup çözülebilecekken maddi manevi bu kadar hasarı saçma buluyorum. Direkt olarak savaşları saçma buluyorum” diyor. (Kocaeli/EVRENSEL)

Evrensel'i Takip Et