İnşaat Mühendisleri Odası Adana Şubesi: 45 saniyede yaşamların sönmemesi için alınacak önlemler belli
17 Ağustos Depremi'nin 23. yılı nedeniyle açıklama yapan İnşaat Mühendisleri Odası Adana Şubesi, "Deprem konusunda sorunlar da, bu sorunların çözümü için yapılması gerekenler de bellidir" dedi.

Fotoğraf: Evrensel
İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Adana Şubesi, 18 bin 873 insanın yaşamını yitirdiği, 23 bin 781 kişinin yaralandığı 17 Ağustos 1999 Marmara Depreminin 23. yılı nedeniyle oda şube binasında açıklama yaptı.
İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Adana Şube Başkanı Hasan Aksungur, ülke tarihimizin en büyük depremlerinden biri olan 7,4 büyüklüğündeki 1999 Gölcük merkezli Marmara Depreminin 23. yılı nedeniyle basın toplantısı düzenledi. İMO Adana Şube Binası’nda gerçekleştirilen açıklamada alınmayan önlemlerin 45 saniyede 18 bin 873 can kaybına,17 milyar dolardan fazla ekonomik kayba yol açtığını dile getiren Aksungur, “Yıllara dayanan çalışmalar sonucunda deprem konusunda sorunlar da, bu sorunların çözümü için yapılması gerekenler de bellidir. Yeter ki çözüm için ortaya irade konulsun” dedi.
MEVCUT YAPI STOKU İYİLEŞTİRİLMELİ VE GÜÇLENDİRİLMELİDİR
1999’dan sonra deprem öncesi alınması gereken tedbirlerin tüm çevrelerce benimsendiğini ancak her defasında bir doğa olayı olan depremin afete dönüştüğünü ifade eden Aksungur, Çıkarılan yasa ve yönetmeliklerin, yıllara dayanan çalışmalarla oluşturulan plan ve projelerin; uygulama aşamasına geçemeden, kağıt üzerinde kaldığını, yapılan çalışmaların, daha çok afet sonrası yara sarma düzeyinde kaldığını söyledi. Oda olarak bu konuda kongreler ve çalıştaylarla yapılması gerekenlere dikkat çektiklerini söyleyen Aksungur, “Yıllara dayanan çalışmalar sonucunda deprem konusunda sorunlar da, bu sorunların çözümü için yapılması gerekenler de bellidir. Mevcut yapı stokunun envanterinin çıkarılması, bunu sağlamak için de çalışmaların hızlandırılması hayati önemdedir. Mevcut durum tespit edilerek acilen güçlendirilmesi veya yenilenmesi gereken binalar belirlenerek, bir plan doğrultusunda yapı stokunun depreme dirençli hale getirilmesi sağlanmalıdır” dedi.
HER ŞANTİYEYE TAM ZAMANLI BİR ŞANTİYE ŞEFİ!
Bunun dışında yeni binaların da yapım aşamasında başlangıcından bitimine kadar iyi planlanıp, denetim altında yapılması gerekliliğine de dikkat çeken Aksungur, yapının fen ve tekniğe, projeye uygun olarak inşa edilmesi ile inşaatın iş ve işlemlerinin planlanmasını sağlamak için her şantiyenin tam zamanlı bir şantiye şefi tarafından yönetilmesinin sağlanmasını istedi. Şantiye şefliğinin sadece kağıt üzerinde kalmasının işçi ölümlerinin başlıca sebeplerinden biri olduğunu da belirten Aksungur, “Tam da bu sebeple; biz İnşaat Mühendisleri Odası olarak sınırlı durumlar dışında, her şantiye şefinin sadece bir şantiyede tam zamanlı olarak görevlendirilmesi gerektiğini vurguluyoruz” dedi.
YAPI DENETİM SİSTEMİ DÜZENLENMELİDİR
Kamusal bir hizmet olan denetim hizmeti ticarileştirilerek yurttaşların can ve mal güvenliğinin serbest piyasaya teslim edildiğinin altını çizen Aksungur, “Mevcut Yapı Denetim Yasasının öngördüğü, ticari yanı ağır basan yapı denetim şirketi modeli yerine; uzmanlık ve etik değerlere sahip yapı denetçilerinin etkinliğine dayalı, meslek odalarının sürece etkin katılımını sağlayacak yeni bir denetim süreci modeli hayata geçirilmelidir. Bu modellemede proje denetimi ile yapı denetimi birbirinden ayrılmalıdır” dedi.
KENTSEL DÖNÜŞÜM TOPLUMUN İHTİYAÇLARINI DİKKATE ALMALI
Devlet eliyle “Kentsel Dönüşüm” adı altında rant odaklı dönüşümler yapıldığını ifade eden Aksungur, “Mühendislik, mimarlık ve şehir planlama disiplinlerinin teknik ve bilimsel gerekliliklerini, toplumun ihtiyaçlarını, sosyo-ekonomik yapısını dikkate almayan kentsel dönüşüm projelerinden vaz geçilmelidir” dedi.
İMAR AFLARI ÖLÜME DAVETİYEDİR
İmar aflarının ölüme davetiye çıkardığını anlatan Aksungur, “Devletin bir binaya iskan ruhsatı vermesi, vatandaşına o yapıda güvenle oturabileceği yönünde güvence sunması anlamına gelir. Oysa mühendislik hizmeti almamış bu yapıların, doğa olayları karşısında hasara uğramaları halinde sorumluluk bu kararı alan devletin, siyasi iktidarın üzerindedir. Her seçim öncesi siyasi ikbal uğruna gündeme getirilen imar affı uygulamalarına son verilmeli, imar affından yararlanan yapılar denetlenmelidir” dedi. (Adana/EVRENSEL)
Evrensel'i Takip Et