Boğaziçi akademisyenlerinin nöbeti 400'üncü gününde
Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri haftanın her iş günü olduğu gibi bugün de 12:15’te #KabulEtmiyoruzVazgeçmiyoruz diyerek arkalarını 400. kez rektörlük binasına döndüler.

Fotoğraf: Can Candan
Akademisyenler nöbet boyunca ellerinde “Kabul Etmiyoruz” “Vazgeçmiyoruz”, “Özerk, Özgür, Demokratik Üniversite” ve #400. Nöbet” yazan dövizler taşıdılar.
Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri 400. nöbetlerinin ardından haftanın her son iş gününde olduğu gibi haftalık açıklamalarını okudular.
Açıklama Metni şöyle:
Bugün 19 Ağustos Cuma. Nöbetimizin 400., direnişimizin 593. günündeyiz. Sizlere basının hâlen alınmadığı, çevresinde polisin ağır silahlarla devriye gezdiği, her köşesinin kameralarla, özel güvenlik güçleri ve sivil polislerce denetlenmeye çalışıldığı, girişlerine yüksek demir parmaklıkların yerleştirildiği kampüsümüzden sesleniyoruz.
Geçen hafta Atatürk Enstitüsü’nün seçilmiş müdürü Cengiz Kırlı’nın, görev süresinin bitmesine yaklaşık 1,5 yıl olmasına rağmen hiçbir gerekçe gösterilmeden, tepeden inme bir kararla görevden alındığını öğrenmiştik. Bu hafta Boğaziçi Üniversitesi’nde yer alan 29 bölümün tümü ve 3 enstitü ortak bir bildiri yayımlayarak üniversitenin liyakate dayalı, özgür, eleştirel, katılımcı akademik ortamını ve kurumsal yapısını doğrudan hedef alan bu kararı kınadığını açıkladı. Bildiride, idari ciddiyetten, akademik kurumsallıktan ve meşruiyetten uzak olan bu kararın kabul edilemez olduğu belirtildi. Açıklamada isimleri bulunan bölüm ve enstitüler, yöneticilerin akademik birim üyelerince belirlendiği, şeffaf ve hesap verebilirliği esas alan yönetim anlayışını savunmaya devam edeceklerini bir kez daha vurguladı.
Kayyım yönetimi sindirme ve hakimiyet projesinin parçası olarak 600 güne yakın süredir Boğaziçi Üniversitesinde baskıcı bir kontrol düzeni oluşturmaya çalışıyor. Bu projeye karşı yürüttüğümüz direniş karşısında tek yapabildiği ise, idari pozisyonlara dışarıdan, kendi yandaşı kadrolar devşirmek veya kurumun liyakatli, doğruyu savunan çalışanlarını meşruiyetten yoksun gerekçelerle yıldırmak, üniversiteden uzaklaştırmak. Gayrimeşru yönetim, asılsız ve hukuk dışılığı daha önce mahkemece tescillenmiş olan gerekçelerle tekrar görevinden uzaklaştırdığı Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümü Öğretim Görevlisi Can Candan’a 15 Ağustos’ta ilettiği tebligatla aynı gün içinde görevini 15 senedir büyük bir özveriyle icra ettiği ofisini boşaltmasını talep etti. Bu utanç verici tebligatı izleyen günlerde, Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi eşine refakat eden Candan’ın kampüse girişine güvenlik görevlilerince izin verilmedi. Ancak kişisel bir hınç ve husumetin eseri sayılabilecek bu hoyrat ve hukuk dışı tavır hiçbirimizi yıldıramaz. Hukuki sürecin yeniden gereği gibi işlemesini umuyor, Can Candan’ı ait olduğu ofisine tekrar yerleştireceğimiz günü sabırsızlıkla bekliyoruz.
Aynı sindirme ve yok etme politikasının devamı olarak geçen hafta, 20 seneyi aşkın süredir Türkiye’de film çalışmalarının mükemmeliyet merkezlerinden biri olagelmiş Mithat Alam Film Merkezi’nin (MAFM) genel koordinatörü Zeynep Ünal ve teknik koordinatör ve proje yöneticisi Elif Ergezen’in görevlerine aniden son verildi ve kampüse girişleri engellendi. Rektörlük tarafından bu konuda yapılan açıklamada, pandemi döneminde bile gösterim, proje, atölye ve panel gibi etkinliklere aynı yoğunlukla devam etmiş olan Merkezin “etkinlik sayılarında düşüş olduğu” gibi gerçek dışı ve temelsiz iddialar işten çıkarma gerekçesi olarak gösterildi. Özgür ve kapsayıcı kampüs kültürümüzün yapıtaşlarından biri olan ve Türkiye’de birçok sinemacının gelişimine çok önemli katkısı olmuş, Mithat Alam’ın bize emanet ettiği Film Merkezine sahip çıkmaya ve onun özverili çalışanlarının haklarını aramaya devam edeceğiz.
Naci İnci ve devşirdiği ekibin hasmane icraatlarından sonuncusu da Makine Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Günay Anlaş’ın Üniversiteler Arası Kurul üyeliğinin, süresinin dolmasına iki sene varken sonlandırılmış olması. 10 Ağustos’ta yapılan senato toplantısında, 2020 yılında alınmış meşru senato kararı yok sayılarak, kurul üyeliğini eksiksiz olarak yerine getirmekte olan Anlaş herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin görevinden alındı; yerine Bulu ve İnci’nin yardımcısı olan Gürkan Kumbaroğlu atandı. Bu karar mevcut yönetimin memur edildiği el koyma görevini acele içinde ve panikle, hukuksuz uygulamalarına bir meşruiyet kılıfı bile uydurmadan gerçekleştirdiğinin başka bir göstergesi.
Kayyım yönetimi, hukuksuz ve gayrimeşru kararlarını mezunlarımız üzerinde de uygulamaya devam ediyor. Bugüne kadar 100’a yakın mezunumuzun mezun kartlarının iptal edildiğini ve kampüse girişlerinin süresiz olarak engellendiğini haber alıyoruz. Hatırlatmak gerekirse üniversite bileşenlerinin %97’sinin kabul etmediği kayyım yönetim, geçen sene olduğu gibi bu sene de sudan bahanelerle geleneksel-toplu mezuniyet töreninin yapılmayacağını açıklamış; bunun üzerine öğrenciler inisiyatif alarak, Güney Meydan’da 5 Temmuz tarihinde mezunlar, hocalar ve ailelerin bir araya geldiği bir alternatif mezuniyet töreni organize edeceğini duyurmuştu. Kayyım yönetimse mezun adaylarına gönderdiği mesajla törende herhangi bir eylem ve gösteriye katılmış olanların kampüse girişlerinin engelleneceği tehdidini savurmuştu. Tüm bu baskı ve yasaklamalara rağmen son derece yaratıcı, coşkulu, renkli bir şekilde gerçekleşen alternatif mezuniyet törenine katılan, törende yasal, demokratik, barışçıl protesto hakkını kullanan mezunlarımızın bir süredir mezun kartları iptal ediliyor, kampüse giriş hakları gasp ediliyor. Konu ile ilgili hiçbir resmî açıklama yapılmıyor, sadece kartlarının iptaliyle ilgili bilgi edinmek isteyenlere kayyım yönetim tarafından “kampüste yaptığınız gösteri ve eylemlerle üniversitenin huzur ve güvenliğini bozmak gerekçesiyle kartınız iptal edildi” gibi keyfî ve hukuksuz bir gerekçe sunuluyor. Dahası kayyım yönetimin, törene katılmamış mezunların dahi kartlarını iptal ettiği biliniyor. Hiçbir meşru ve hukuki zemine dayanmayan, gittikçe histerik bir hâl içinde alındığı anlaşılan bu kararların kayyım yönetimin üyelerinin tuttukları pozisyonlardaki yetersizliklerini, huzursuzluklarını ve yalnızlıklarını aşikâr etmekten başka bir işlevi olmadığını görüyoruz. Boğaziçi Üniversitesi’nin ulusal ve uluslararası düzeyde sahip olduğu saygınlık ve itibarın en önemli kaynaklarından biri, tüm bileşenlerin katılımı ve katkısıyla birlikte var edilen katılımcı, müzakereci, yaratıcı, eleştirel, çoğulcu üniversite kültürü ve ortamıdır. Bugün Nöbetimizin 400. gününde, Boğaziçi Üniversitesi’nin hocaları, öğrencileri, mezunları ve personeliyle birlikte, tüm otokrasi heveslisi yönetimlere rağmen, Türkiye’de demokratik, özgür, özerk, bilimsel akla ve akademik liyakate dayalı bir üniversite ideali gerçekleşene kadar mücadeleye devam edeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.
Üniversitedeki gayrimeşru uygulamalar bir an önce sona ermelidir. Üniversitemizdeki tüm fakülte dekanları, enstitü müdürleri ve yüksek okul müdürü seçimle göreve gelmeli ve seçilmiş kurullarla denetlenebilmelidir. Şeffaf ve demokratik yollardan belirlediğimiz ve haksızca işlerine son verilen dekanlarımız ve enstitü müdürümüz bir an önce görevlerine iade edilmelidir. Atama ve yükseltme kriterleri hiçe sayılarak, bölüm, fakülte ve enstitülerin onayı alınmadan, tepeden inme kararlarla yapılan tüm atamalar gayrimeşrudur, geri alınmalıdır. İşlevsizleştirilen Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi ve Cinsel Tacizi Önleme Koordinatörlüğü işinin ehli çalışanlarıyla birlikte bir an önce tekrar faal hâle getirilmelidir. Gayrimeşru yönetim tarafından gerekçesiz şekilde el konulan İstanbul Matematiksel Bilimler Merkezi binası eski işlevine kavuşturulmalı, yeniden araştırmacıların kullanımına sunulmalıdır. Naci İnci ve yönetimi ile bugüne kadar hukuksuzca kadrolaşmış tüm isimlerin istifasını talep ediyoruz. Fakülte ve bölüm kararları yok sayılarak işine son verilen ve dersleri iptal edilen meslektaşlarımızın haksızca uzaklaştırıldıkları işlerine iade edilmelerini, ayrıca öğrencilerimiz, akademik ve idari personelimiz hakkında mesnetsiz gerekçelerle açılmış tüm disiplin soruşturmalarının geri alınmasını bir kez daha talep ediyoruz. Üniversitemizi yılmadan ve kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz.
Türkiye’de özgür, özerk, demokratik ve katılımcı ilkelere dayalı bir üniversite ideali gerçekleşene kadar,
Kabul Etmiyoruz, Vazgeçmiyoruz. (HABER MERKEZİ)
Evrensel'i Takip Et