4 Ekim 2022 05:05
/
Güncelleme: 08:48

Tahir ŞİLKAN 

4 Ekim 1910 Diyarbakır doğumlu olan Cahit Sıtkı Tarancı, edebiyatımızın bilinen yazarlarındandır. Okul kitaplarında yer verilen, bestelenmiş şiirleriyle öncelikle şairdir, ama “Gün eksilmesin penceremden” şiirinin adı verilen, ilk baskısı 1976 yılında yapılan öykü kitabını okuduğunuzda, Cahit Sıtkı Tarancı’nın iyi bir öykücü olduğunu da göreceksiniz. 1937-1956 yılları arasında Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan öykülerinin sayısı 43’tür.

***

Cahit Sıtkı Tarancı Diyarbakır’ın ünlü ailelerinden Pirinççioğullarından olmalarına karşın babası “Tarancı” soyadını seçmiştir. Galatasaray Lisesini bitiren Tarancı, Mülkiye Mektebinde okumasına karşın okulu bitirmemiştir. Fransızca eğitim veren okullarda okuduğu için çok iyi Fransızca öğrenmiş, Fransız şairlerini okumuş, etkilenmiş, ilk şiirlerini Mülkiye Mektebinde okurken yayımlamıştır. Cahit Sıtkı Tarancı çeşitli kamu kurumlarında memur olarak çalışmıştır. İkinci Dünya Savaşı sırasında askerlik yapmıştır. Çok bilinen “Haydi Abbas” şiiri, askerlik döneminin bir ürünüdür: “Haydi Abbas, vakit tamam;/ Akşam diyordun işte oldu akşam./ Kur bakalım çilingir soframızı;/ Dinsin artık bu kalp ağrısı.”

***

O yıllarda ailesi İstanbul’a yerleşmiş, Cahit Sıtkı da bir süre babasının Eminönü’deki ticarethanesinde çalışmıştır. Çok içki içmesi nedeniyle babası ile arası açılınca Ankara’ya gitmiş, sırasıyla Anadolu Ajansında, Toprak Mahsulleri Ofisinde ve Çalışma Bakanlığında tercüman olarak çalışmıştır. “Otuz Beş Yaş” şiiri ile 1946’da ‘CHP Şiir Ödülü’nde birincilik almış ve yurt çapında tanınan bir şair olmuştur: “Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder./ Dante gibi ortasındayız ömrün./ Delikanlı çağımızdaki cevher,/ Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,/ Gözünün yaşına bakmadan gider.// Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?/ Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz?/ Ya gözler altındaki mor halkalar?/ Neden böyle düşman görünürsünüz,/ Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?​”

Çalışma Bakanlığındaki görevi sırasında tanıştığı Cavidan Tınaz ile 4 Temmuz 1951’de evlenmiştir. 1953 yılında geçirdiği bir krizden sonra felç olmuş, 1956 yılında tedavi ettirilmek üzere devlet tarafından gönderildiği Viyana’da 13 Ekim 1956’da yaşamını yitirmiştir.

***

Cahit Sıtkı Tarancı’nın Nâzım Hikmet’in suçsuz yere cezaevine atılmış olmasından duyduğu üzüntü ile yazdığı “Bir şey” şiiri Nâzım Hikmet’i üzmüştür: “Bir şey daha var yürekler acısı/ Utandırır insanı düşündürür/ Öylesine başka bir kalp ağrısı/ Alır beni ta Bursa’ya götürür// Yeşil Bursa’da konuk bir garip kuş/ Otur denmiş oracıkta oturmuş/ Ta yüreğinden bir türkü tutturmuş/ Ne güzel şey dünyada hür olmak hür”

Nâzım Hikmet “bir garip kuş” olarak nitelenmesine karşı çıkarak, ünlü “Yatar Bursa Kalasında” şiirini yazmıştır. “Sevdalınız komünisttir,/ On yıldan beri hapistir,/ Yatar Bursa kalesinde./ Hapis ammâ, zincirini kırmış yatar,/ En âlâ mertebeye ermiş yatar”

***

Cahit Sıtkı Tarancı’nın okul yıllarından arkadaşı Ziya Osman’a yazdığı mektuplar 1957’de “Ziya’ya Mektuplar” adıyla yayımlanmıştır. Kitaplarına almadığı şiirlerle şiir çevirileri ve kendisi için yazılanlar “Sonrası” adlı kitapta toplanarak 1957’de yayımlanmış, ailesinin Diyarbakır’daki evi 1973 yılında “Cahit Sıtkı Müze Evi” olarak ziyarete açılmıştır.

***

Cahit Sıtkı Tarancı’yı doğumunun 112. yıl dönümünde ülkesine sevgisini gösterdiği gibi nasıl bir memleket istediğini ortaya koyan şiiriyle anımsayalım: “Memleket isterim/ Ne zengin fakir ne sen ben farkı olsun;/ Kış günü herkesin evi barkı olsun.// Memleket isterim/ Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;/ Olursa bir şikâyet ölümden olsun.”

*Cahit Sıtkı Tarancı, Otuz Beş Yaş-Bütün Şiirleri, Can Yayınları, 280 sayfa
*Nâzım Hikmet, Bütün Şiirleri, Yapı Kredi Yayınları, 2086 sayfa

Evrensel'i Takip Et