Eskişehir Demokratik Kadın Platformu: Eşitliği, laikliği, inanç özgürlüğünü tartışma konusu yaptırmayacağız!
Eskişehir Demokratik Kadın Platformu başörtüsü kanun teklifine karşı “Hiçbir sandık pazarlığı, hiçbir oy beklentisi en temel haklarımızın tartışma konusu haline getirilmesinin gerekçesi olamaz" dedi.

Arşiv | Fotoğraf: Evrensel
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun “başörtüsününü yasal güvence” altına alalım söylemi üzerine, AKP ve MHP’nin "başörtüsü" ve "aile tarifini" yeniden tanımlayan anayasa değişikliği teklifi gündeme geldi. Anayasanın 24. ve 41. maddelerinde değişiklik yapılmasını öngören teklife ilişkin Eskişehir Demokratik Kadın Platformu, Kanatlı Alışveriş Merkezi önünde basın açıklaması düzenledi.
Eskişehir Demokratik Kadın Platformu adına basın açıklamasını okuyan Eğitim Sen Eskişehir Şube Kadın Sekreteri Özge Akgül Ayaz, Anayasanın 24. Maddesine yapılmak istenen eklemeyi okuduktan sonra şöyle devam etti: "İktidarın kelimelerini özenle seçerek hazırladığı bu tasarıyı okurken şunu demeden edemiyoruz; 'yalanlarınız güzel, inanması zevkli ancak biz kadınlar bu yalanlara doyduk.' Dinî inancı sebebiyle başını örtmesi ve tercih ettiği kıyafetinden dolayı korunacağı söylenen kadınlar tamamında ya başı açık kadınlar ya sadece ne istiyorsa onu giymek isteyen hiçbir erkek normunuza uymak zorunda olmayan kadınlarsa, onları da koruyacak mısınız? Bizler biliyoruz ki bir seçim sathında, başörtüsü üzerinden sürdürülen bu tartışmanın başörtülü, başı açık, inançlı, inançsız, halktan bir tek kadın için bile yararı yok, ama zararı çok büyük! Devletin 'dinî inancı sebebiyle kadının başını örtmesini ve tercih ettiği kıyafetini hiçbir surette engellememek şartıyla gerekli tedbirleri' alabileceğini de düzenleyen bu değişikliğin hangi tedbirleri kastettiğini tahmin etmek için de çok uzağa gitmeye gerek yok. Hemen yanı başımızdaki İran’a bakarak somut bir şekilde alınacak 'tedbirler'i görebiliriz. Masha Amini’nin, başını örtmediği için değil; 'devletin tarif ettiği şekilde' örtmediği için gözaltına alınarak öldürülmesinden, yarın alınacak 'tedbirler'in neler olacağını şimdiden görebiliyoruz. Bizler, laikliğin yalnızca yaşam tarzı savunusu, kılık kıyafet özgürlüğü, kültürel ve dini değerlerin serbestiyeti olarak tartışılmasını da yeterli bulmuyoruz. Yoksul milyonların neoliberal kapitalizmin dinci muhafazakâr kurgusu uğruna yaşamlarının heba edildiği, kapitalist önceliklerin İslami referanslarla uyumlulaştırılarak hayata geçirildiği, tek adam rejiminin dikensiz gül bahçesi yaratmaya çalıştığı bu ülkede biz kadınlar varız ve laiklik, emek, hak ve özgürlük mücadelesini büyütmeye devam ediyoruz!”
"KADIN ERKEK EŞİTLİĞİ ORTADAN KALDIRILMAK LAİKLİK YOK EDİLMEK İSTENİYOR"
Özge Akgül Ayaz, Anayasa değişikliği önerilerinden diğeri olan 41. Maddede yapılacak değişiklikle beraber evlilik birliğinin Anayasal düzeyde tanımlanmaya kalkılşıldığını belirterek, "Bu değişikliğin amacı LGBTİ’lerin, yani kadın-erkek evliliği dışındaki cinsel yönelime dayanan birlikteliklerin baskılanmasına Anayasal bir zemin sunmaktır. Bunu yaparken 'tuzak' olarak nitelenebilecek bir 'eşitliğin yok edilmesi' girişimi var. Bu değişikliğin geçmesi, Medeni Kanun’un kişi, aile ve mirasla ilgili bölümlerinin tamamen, sil baştan değişmesine sebep olacak. Anayasa’nın “Kanun Önünde Eşitlik” başlığı altındaki 10. Maddesinde; “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” Peki, 41. Maddedeki değişiklik yapılırsa 10. Madde ile açık olarak çelişkiye düşülmeyecek mi? Sinsice yapılan tüm bu değişikliklerle kadın erkek eşitliğini ortadan kaldırmak ve laikliği yok etmek hedefleniyor. Hiçbir sandık pazarlığı, hiçbir oy beklentisi en temel haklarımızın tartışma konusu haline getirilmesinin gerekçesi olamaz. Temel hak ve özgürlükler referandum konusu yapılamaz, çoğunluk arkasına sığınılarak ortadan kaldırılamaz.” dedi.
“BİZ KADINLAR ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNİ KABUL ETMİYORUZ"
Kadınların asıl acil ihtiyacının can güvenliği ve yaşam hakkı olduğunun altını çizen Özge Akgül Ayaz, “Bu Anayasa teklifi, kadınlara “siyasi rehine”, LGBTİ’lere “yok edilecek sapkın” muamelesi yapmaktır. Biz kadınlar içine itildiğimiz ekonomik çöküş ve yoksullaştırılmadan çıkış için somut ekonomik planlar, şiddetten etkin bir şekilde korunmak için acil önlemler, eşitsiz ev içi ve bakım emeği yükünü sırtımızdan alacak bütünlüklü ve eşitlikçi politikalar istiyoruz. Daha birkaç gün önce Danıştay’ın İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmeyi hukuka uygun buldu. Hukukun siyasettin elinde oyuncak olduğu bir iklimde Danıştay’ın bu kararını tanımıyoruz. İstanbul Sözleşmesini kadınlar yazdı, kadınlar uygulatacak. İstanbul Sözleşmesinden hukuka aykırı olarak imza çekenler gidecek eşit özgür bir ülkeyi kadınlar kuracak. 2023 yılının henüz başında kadınlar olarak birazdan dileklerimizin, umudumuzun ve mücadelemizi kağıtlara yazacağız. 2023 yılına kadın dayanışmamız ve isyanımız ile yan yana girdik. Bu yılda sokaklarda kadınların sesi, öfkesi ve umudu dalgalanacak. Haklarımızı tümden gasp etmenin yolunu açan bu anayasa değişikliğine hep birlikte var gücümüzle amasız, fakatsız, tereddütsüz “hayır” diyoruz ve herkesi bu “hayır”ı büyütmeye çağırıyoruz.” diyerek sözlerini sonlandırdı. (Eskişehir/EVRENSEL)
Evrensel'i Takip Et