Seçim yaklaşırken sanatçılar nasıl bir yol izlemeli?
Genç sanatçılar olarak bulunduğumuz alanları, sanatımızı toplumla buluşturduğumuz araçları, sanattan bağımsız ve tepeden inme kararlar alan gruplara ve yönetimlere bırakmamalıyız.

Kaynak: Pexel
Bir bale sanatçısı
Devlet kurumlarında çalışanlardan özel kurumlarda çalışanlara, konservatuvar öğrencilerinden freelance çalışanlara, sahne üstünden sahne arkasına kadar ülkedeki sanat camiasının bileşenleri arasından birçok kişi AKP iktidarına ve onun özellikle kültür sanat alanında açtığı derin obruklara ve yeniden dizayn etme girişimlerine ilk elden tanıklık etti. Yirmi bir yıllık uzun bir iktidarın ardından kaçınılmaz olarak sorunlarımızın sadece bu iktidardan ve onun kendine özel zihin setlerinden kaynaklandığına dair bir kabul oluştu. Tabii ki AKP iktidarı birçok yeni sorun yaratmakla beraber hâlihazırda var olan bazı sorunların da katmerlenmesini sağladı. Fakat bugün ülkede mevcut iktidarlardan bağımsız sorunların olduğu da aşikâr. Bu sebeple birçok alanda olduğu gibi sanat alanında da bir şeylerin düzelmesi için sadece iktidarın değişmesinin yeteceğini düşünmek, oldukça iyimser bir çıkarım olacaktır. Ayrıca yirmi bir yıllık bir iktidarın ardından sanat alanının nasıl ve ne şekilde yeniden yapılanacağına dair bütün sorumluluğu gelecek yeni iktidara bırakmak da beraberinde birçok yeni sorun getirecektir.
SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ MEVCUT İKTİDARIN GİTMESİNE Mİ BAĞLI?
Bugün ülkedeki çoğu sanatçı gerek ücretli emek gücü olmasından gerekse de emeğinin karşılığında aldıkları bakımından işçi sınıfına dahildir. Bu sebeple işçi sınıfının günümüz Türkiye’sinde yaşadığı sorunları birçok iş koluyla beraber yaşamaktadırlar. Hayat kalitesinin düşmesi, kendi yaptığı işin yani sanatın ekonomik olarak daha zor ulaşılır hâle gelmesiyle kendisinin de sanata olan erişiminin azalması, alanında gelişebilmek için ihtiyaç duyduğu maddi ve manevi güçten mahrum bırakılması, temel yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamakta bile eskiye nazaran çok daha fazla zorlanması ve gün geçtikçe hayatı daha kısıtlı yaşamak zorunda kalması... Tüm bunlar sanatçılar da dahil olmak üzere işçi sınıfının ilk elden deneyimledikleri sorunlar olarak öne çıkıyor, sorunun sadece mevcut iktidarla sınırlı kalamayacak kadar büyük olduğunu da gözler önüne seriyor.
SANATÇILAR İÇİN SEÇİM KURTULUŞ MU?
Seçimlerle birlikte gelmesi muhtemel yeni bir iktidarın ülkede bir değişim rüzgârı yaratacağı ve belli alanlarda yeni atılımlar sağlayacağı aşikâr. Fakat bu kadar kompleks yapıların ve olguların değişip dönüşmesi görevini sadece ve sadece iktidara bırakmak, günün sonunda yurttaşlık ve demokrasi tanımını da “dört beş yılda bir sandığa gidip oy vermek ve sonrasında hiçbir şey yapmadan bir sonraki sandığı beklemek” gibi bir sonuca indirgememize yol açabilir. Kuşkusuz ne yurttaşlığın ne de demokrasinin tanımı sadece sandığa gidip oy vermekle sınırlanmamalıdır. Peki, seçimler ve sanat alanına dair nasıl bir yol çizilebilir? Öncelikle seçimlerle her şeyin değişeceğini beklemek, tüm sorumluluğu yönetici azınlığa bırakarak kendini tamamen edilgen, hiçbir şeye müdahale edemeyen bir pozisyona indirgemektir. Seçim bir değişim getirecektir, fakat bu değişimi güçlendirecek olan şey, halkın seçimden önce ve seçimden sonra siyasete yaptığı müdahale olacaktır. Tüm bu sebeplerle sanatçıların müdahalelerinden bağımsız bir şekilde değişen ve dönüşen bir “yeni sanat yaşantısı” mümkün değildir. Çünkü artık ülkedeki birçok sanatçının içinde bulunduğu durum, tıpkı diğer iş kollarındaki işçiler gibi seçimlere sıkıştırılamayacak kadar hayatidir.
ÖZGÜR SANATA ULAŞMANIN YOLU MÜCADELEYLE MÜMKÜN!
Seçimlerden sonra yeniden dizayn edilecek olan sanat yaşantısı da bizzat sanatçıların ipleri ellerine aldıkları, ülkedeki kültür-sanat yaşantısını değiştirme, dönüştürme ve geliştirme gücünü kendilerinde buldukları sürece mümkün olacaktır. Bugün biz özellikle genç sanatçılar olarak bulunduğumuz alanları, kurumları, sanatımızı ve tüm bunları toplumla buluşturduğumuz araçları, sanattan bağımsız ve tepeden inme kararlar alan gruplara ve yönetimlere bırakmamalıyız. Çünkü mevcut sistemde yönetici kadronun değişmesi sistemin çürüklüğünü gidermeyecektir. Ülkedeki yönetim kadrolarının ve sanat yaşantısındaki karar alıcıların değişmesi, kötü işleyen sistemlere yeni yöneticilerin gelmesini sağlayacak fakat tek başına mevcut sistemsel problemlerin giderilmesini sağlayamayacaktır.
Tüm bunlarla birlikte sanat emekçilerinin yapması gereken yegâne şey, seçimin önemini unutmadan fakat çözümü seçime indirgemeden kendi sanatına sahip çıkmasıdır. Sanatçılar kendi karar alma mekanizmalarını kurup, bu yapıları bulundukları alanlarda karar alan ve uygulanması için merkeze baskı yaratan hâle getirdikleri sürece kendi örgütlenmelerini de bir o kadar güçlendireceklerdir. Bunları yapabilmenin ön koşulu da sorumluluğu seçime ve seçimlerden sonraki iktidara bırakmadan kendisi ve sanatı için aksiyon alması ve hatta olası bir yeni iktidara da sanat alanında yaratacağı baskı ve denge unsurlarıyla yol göstermesi olacaktır.
Evrensel'i Takip Et