Meclis Başkan Vekili Gülizar Biçer Karaca: Kadınların eşit temsiliyet hakkı sağlanmalı
"On binlerce yurttaşın temsilcisi olan bir milletvekilinin (Can Atalay) bugün keyfi tutum ve irade gasbıyla aramızda olmaması cumhuriyetimizi ve demokrasimizi eksik kılmaktadır."

Fotoğraf: CHP
Meclis genel kuruluna uzun bir aradan sonra bir kadın milletvekili başkanlık etti. Meclis Başkan Vekili Gülizar Biçer Karaca, Meclisin 10'uncu birleşiminin açılışında yaptığı konuşmada kadınların eşit temsiliyetinin ve laikliğin önemini vurguladı. Karaca ayrıca TİP Hatay Milletvekili Can Atalay'ın halen cezaevinde tutulmasına da tepki gösterdi.
Karaca'nın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
CAN ATALAY TEPKİSİ
"Seçme, seçilme özgürlüğü, düşünce ve ifade özgürlüğü, inanç özgürlüğü gibi haklar budanırken demokrasi yüzyılından söz edilemez. Özgür iradesiyle oy vermiş on binlerce yurttaşın temsilcisi olan bir milletvekilinin bugün parlamentoda bulunması gerekirken keyfi tutum ve irade gasbıyla aramızda olmaması cumhuriyetimizi ve demokrasimizi eksik kılmaktadır. Çünkü Meclis milli egemenlik makamıdır, Meclis mefhumunda milletin iradesi mündemiçtir, bu bütünlük içinde saray iradesi yoktur, millet iradesinin tecelli makamı Türkiye Büyük Millet Meclisidir."
LAİKLİK VURGUSU
"Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci yüzyılında da hareket noktasını oluşturacak ana damar laik devlet ve toplum yapısının güçlenmesi olmalıdır. Cumhuriyetimiz, yüzyıl önce olduğu gibi bugün de laiklik ve sosyal devlet gibi kurucu ilkelere sıkı sıkı sarılmalıdır; bunun yegâne yolu kadının, gencin, emeğin temsilinin artırılması, siyasal düzlemin onlara göre belirlenmesi, onlarla birlikte üretilmesidir."
"EŞİTSİZLİKLERİ ORTADAN KALDIRACAK POLİTİKALAR HEDEFLENMELİ"
"Özellikle adalet ve demokrasinin, laiklik ve bilimsel eğitimin Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci yüzyılında yol gösterici olması için kadının çağdaş bir hukuk devletindeki yeri net bir şekilde tanımlanmalıdır. Kadınların Türkiye Büyük Millet Meclisinde ve yaşamın her alanında eşit temsiliyet hakkının sağlanacağı bir süreç inşa edilmelidir.
Kadınlar bütün boyutlarıyla yaşamın her alanında eşit ve adil bir şekilde var olmalı, bütün politikalarda temel meselelerden biri olarak görülmelidir çünkü bu konu bireysel bir alana itilemez. Söz konusu durum bu kadar politikken Carol Hanisch’in 'Özel olan politiktir' ifadesiyle söylersek kişisel çözümler bulmak mümkün değildir.
Var olan ve giderek derinleştirilen toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden en çok kadınlar zarar görürken, kadınlar kutsal sayılan kavram ve kurumlar üzerinden tanımlanıyorken Türkiye Büyük Millet Meclisinde kadınları, tüm canlıları kapsayan eşitsizlikleri ve adaletsizlikleri kalıcı olarak ortadan kaldıracak politikaların hedeflenmesi daha etkin, daha verimli, daha eşitlikçi yasama faaliyetlerin yapılmasını gerektirmektedir." (HABER MERKEZİ)
Evrensel'i Takip Et