10 Temmuz 2023 06:00

Tutuklu gazeteci Serdar Altan: Herkesi sesimize ses katmaya çağırıyoruz

"Unutulmasın ki gazetecilik suç değildir. Sadece bizlerin değil, dört duvar arasında bulunan tüm gazeteci meslektaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını istiyorum.”

Tutuklu gazeteci Serdar Altan: Herkesi sesimize ses katmaya çağırıyoruz

Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eş Başkanı Serdar Altan |  Fotoğraf: MA

Şerif KARATAŞ 
İstanbul 

Diyarbakır’da bir yılı aşkındır tutuklu bulunan DFG Eş Başkanı Serdar Altan, yarın hakim karşısında çıkacaklarını hatırlatarak, dayanışma çağrısı yaptı. Altan, “Herkesi duruşmayı yakından takip etmeye ve sesimize ses katmaya çağırıyoruz” dedi.

Diyarbakır merkezli 8 Haziran 2022’de yürütülen soruşturma kapmasında gözaltına alınan ve 8 günlük gözaltının ardından tutuklanan 16 meslektaşı ile birlikte tutuklanan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı Serdar Altan, tutuklu arkadaşlarıyla yarın hakim karşısına çıkacak. Dosyası tefrik edilen JINNEWS Müdürü Safiye Alağaş 15 Haziran’daki ilk duruşmada tahliye edilmişti. Davada 15’i tutuklu 17 gazeteci yargılanıyor.

"HUKUKU FİGÜRAN YAPTILAR"

11 Temmuz’da Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek dava öncesinde Altan, avukatı aracılığıyla cezaevinden sorularımızı yanıtladı. Dosyaya konulan gizlilik kararıyla savcılıktaki sorgularında dahi neyle suçlandıklarını dair bir bilgiye sahip olmadıklarına dikkat çeken Altan, savcılıkta gazetecilik faaliyetlerinin sorgulandığını belirtti. Tutuklanmalara gerekçe olarak “Örgüt üyeliği”nin gösterilmesini absürt bir durum olarak tanımlayan Altan, “Bu suçlamaya dönük yeterli delil veya bunu güçlendirecek bir iddia olmadığını biliyorduk. Ama yine de tutuklandık.  Muhtemelen bu durum uzun sürmez ve bir şey olmadığı görüldüğünde tez elden tahliye ediliriz diye düşündük ancak böyle olmadı” dedi. İddianame için 10 ay beklediklerine de dikkat çeken Altan, “Bu bir hukuki dosya değildir, özel olarak sipariş edilmiş bir siyasi operasyondu. İktidarın İçişleri Bakanlığının eliyle kurguladığı, dışarıdan getirilen bir savcının sahneye koyduğu, hukukun figüran olarak alet edildiği bir senaryo ve oyundu aslında. Böylece bizi dört duvar arasına atıp, çalıştığımız kurumları işlevsiz hale getirmeye dönük bir çabaydı” ifadelerini kullandı. 

İDDİANAME TAM DELİ SAÇMASI!

İddianamenin her yönüyle zorlama olduğuna vurgu yapan Altan bunu şu ifadelerle açıkladı: “Örneğin benim yurt dışında yayın yapan televizyonda program yaptığım söyleniyor. Sanki çok gizli bir bilgiye ulaşılmış edasıyla yapılıyor. Oysa ki yaptığım iş o kadar ayan beyan ki, zaten milyonların izlediği açık bir kaynakta yayımlanan bir program. İnternetten de istediğiniz zaman ulaşabilirsiniz. Yine yaptığım basın açıklamaları, gazetelere, ajanslara verdiğim demeçler suç unsuru olarak gösterilmeye çalışılmış. Düşünün Apê Musa’nın anmasına katılımım ve yaptığım konuşmayı da iddianameye koymuşlar. Her sene yaptığımız bir etkinlik yani. Bunlar yetmemiş olacak ki gizli tanıklar peydahlamışlar. Ne diyor gizli tanık? Şu şu şu HDP milletvekilleri katılıyor vs. vs. Muhtemelen size de çok komik geliyordur. Evet doğru söylemiş, biz bunları yapıyorduk. Çünkü gazeteciyiz, işimiz bu. Yani anlayacağınız bir dolu gereksiz söylemle doldurulmuş iddianame. Propaganda bile olmayacak iddialarla ‘örgüt üyesi’ olmakla suçlanıyoruz. Tam bir deli saçması!”

"AİLELERİMİZE, SEVDİKLERİMİZE ZULÜM YAŞATILIYOR"

10 ay süren iddianame hazırlık sürecinden sonra, iddianameyi kabul eden mahkemenin de yasal hakkını son güne kadar kullanarak, 3 ay sonraya duruşma günü verdiğini hatırlatan Altan, böylece tutuklu kalmalarının 13 ayı bulduğunu belirtti. Gazeteci için bir yıl cezaevinde tutulmanın zor olduğunu söyleyen Altan, suçsuz bir şekilde ve sevdiklerinden kopartılarak tutuklu bırakılmalarını işkence olarak niteledi. Altan, “Bu zülüm sadece bize yaşatılmadı, en kötüsü ailelerimize yaşattılar. Ve bu telafisi olmayan bir kötülük” dedi.  Her şeye rağmen dirençli ve dirayetli durma çabası içerisinde olduklarını söyleyen Altan, “Herhangi bir suçumuzun olmadığını bilmenin rahatlığıydı bu biraz. Ayrıca bizler gazeteciyiz ve maalesef ki bu ülkede gazeteci olmanın bedelleri var. Geçmişte arkadaşlarımız bu bedeli canlarıyla ödediler. O yıllardan bu zamana pek bir şey değişmedi ve halen bedel ödeniyor. Doğruları söylemenin hakikati haykırmanın, halkın haber alma hakkını savunmanın, kötüye, zalime eyvallah etmemenin bedeli bu. Bu nedenle çok da gocunmuyoruz” diye konuştu. Dört duvar arasına tıkılmanın zor olmasına karşın buna göğüs germek zorunda olduklarını da belirten Altan, “Bu nedenle burada da hiç susmadık, üretmeye, yazmaya, çizmeye, en çok da okumaya devam ettik. Bizi susturmaya çalışanlara inat tempomuzu bir an olsun düşürmedik, sesimizi daha gür çıkartmaya çalıştık. Bu da iktidara veya bu zulmü yapanlara ders olur umarım. Bilmedikleri gazeteciyi hapsederek susturamazlar. Cezaevinde elbette zorlu şartlar var ancak biz bunları çok da büyütmeden aşmaya çalışıyoruz. Zaten özgürlüğün kısıtlanması yanında bu şartların lafı bile edilmez” ifadelerini kullandı. 

YANARDAĞ’IN TUTUKLANMASI BASKININ SÜRECEĞİNİN MESAJI

Tutuklu bulundukları süre içinde ülkede önemli gelişmeler yaşandığını belirten Altan, “Büyük bir deprem felaketi yaşandı ve bizler de bu acıyı iliklerimize kadar hissettik” dedi. Mayıs ayında yapılan milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçim sonuçları ülkenin ezilen geniş kesimleri açısından olumlu bir tabloyla sonuçlanmadığı değerlendirmesini yapan Altan şunları söyledi: “Ancak yılmadan mücadeleyi sürdürmek lazım. Gelinen aşamada 20 yıllı aşkın sürede yaşanan kötü gidişatın mimarı AKP ve temsil ettiği baskıcı rejim yeniden iktidar oldu. Bu iktidarın basın, düşünce ve ifade özgürlük karnesi ortada. Seçim sonrası politikada bir değişiklik olur mu yönünde beklentileri boşa çıkaran uygulamalar peşi sıra geldi. Son olarak Gazeteci Merdan Yanardağ’ın tutuklanması bunun en açık göstergesi. Anlaşılıyor ki önümüzdeki süreç bizler açısından, düşünce ve ifade özgürlüğü açısından daha zorlu geçecek. Ama enseyi karatmamak lazım. Zorluklar karşısında mücadele etmek esastır. Bu şekilde daha fazla ilerlemeyeceğini mevcut iktidar sahipleri de görecektir. Ama bunu göstermek için ve kötülüğü yenilgiye uğratmak için daha fazla emek sarf etmek ve dayanışmayı büyütmek esastır. Bu yaşananlarla ancak bu şekilde baş edebiliriz.”

"HESAP SORMAMIZ İÇİN GÜÇLÜ DAYANIŞMAYA İHTİYAÇ VAR"

Yarın ilk kez hakim karşısında çıkacaklarını söyleyen Altan, “Öncelikle kamuoyunun bunun bir kurgu dava olduğunu bilmesi gerekiyor. Hukuki dayanaktan uzak bir iddianameyle yargılanacağız. Bir yılı aşan süredir mesnetsiz iddialarla özgürlüğümüzden mahrum bırakıldık. Duruşma bizim açımızdan yargılandığımız bir duruşma değil, bu hukuksuzlukların hesabının sorulacağı bir platform olacaktır” dedi. Altan şunları söyledi: “Başta meslektaşlarımız olmak üzere basın meslek örgütleri, demokratik kurum ve kuruluşlar ile tüm kamuoyunun kendilerinin sesi olmaya çalışan gazetecilere sahip çıkmalı ve dayanışma içerisinde olmalı. Herkesi 11 Temmuz’daki duruşmayı yakından takip etmeye ve sesimize ses katmaya çağırıyoruz. Her zaman söylüyoruz ve söylemekten hiçbir zaman bırakmayacağımız üzere, unutulmasın ki gazetecilik suç değildir. Sadece bizlerin değil, dört duvar arasında bulunan tüm gazeteci meslektaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını istiyorum.”  Altan, kendileriyle dayanışma içerisinde olan herkese de selamlarını da gönderdi. 


AVUKAT TEMUR: KÜRT GAZETECİLERLE DAYANIŞMA GÖSTERİLMELİ

Avukat Resul Temur, Diyarbakır’da yarın hakim karşısına çıkacak olan 15 tutuklu gazetecinin mesleki faaliyetleri nedeniyle cezaevinde olduğunu belirtti. Temur, gazeteciliğin suç olmadığını göstermek için Kürt gazetecilerle dayanışma çağrısı yaptı.

Avukat Resul Temur

Av. Resul Temur | Fotoğraf: Şerif Karataş/Evrensel

Gazetecilerin Avukatı Resul Temur, dosyada tamamen basın faaliyetlerinin olduğunu belirterek “Maniple yorumlar ile cezalandırılmasını amaçlayan bir iddianame üzerine kurulmuştur.  Gazetecileri belirledikleri gündemler, tartıştıkları programlar, yaptıkları röportajlar ve kullandıkları dil üzerine yargılamanın hukuki bir amacı olduğu söylenemez. Sonradan uydurulan bir gizli tanık beyanı ile dosyaya suç delili ekleyen savcılık dosya kapsamının delilsiz olduğunu kabul etti aslında” dedi. Temur şunları söyledi: “Gizli tanık beyanlarının HDP’nin mali yardımının kesilmesi amacıyla alındığını Anayasa Mahkemesi üyesinin Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından aranması ile ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla dosya gazetecilerin sadece mesleki faaliyetleri ile yargılandıkları bir dosya olup 13 aydır tutuklu olmaları da tam olarak gazeteciliği cezalandırma amacı taşımaktadır. Gazeteciliğin suç olmadığı ve yargı tacizi ile gazetecilik faaliyetlerinin engellenemeyeceğini göstermek adına duyarlı tüm çevrelerin Kürt gazeteciler ile duruşma kapsamında dayanışması gerektiğine inanıyorum.”

EVRENSEL'İNMANŞETİ

Yasak çuvala sığmıyor

Yasak çuvala sığmıyor

KAMUAR’ın hesaplamalarına göre son bir yılda meyve fiyatları yüzde 154.5, sebze fiyatları yüzde 116.5, gıda fiyatları ortalama yüzde 70 arttı. Hane halkının bir yıl sonrası için enflasyon beklentisi yüzde 59’u, işçilerinki ise yüzde 62’yi aştı. Emekçiler için bıçak kemikte! Yasak, tutuklama, işten atma tehdidi işçilerin harekete geçmesini durduramıyor.

37 ülke: Has Çuval'ın ihracat yaptığı ülke sayısı

ISO 500: Has Çuval ISO ikinci en büyük 500 listesinde

BİRİNCİSAYFA
SEFERSELVİ
Erdoğan: Dünya bir imtihan yeridir, ekonomik zorluklar gelip geçer.

Evrensel'i Takip Et