Yoksul mahalle torbacılara teslim!
İstanbul'da uyuşturucu kullanımının yaygın olduğu Pendik ve Esenyurt'un mahallelerinde uyuşturucu sorununu konuştuk.

Görsel: Evrensel
İLGİLİ HABERLER

Kılıçdaroğlu-Soylu arasındaki metamfetamin tartışması: Türkiye bir rota mı? Uyuşturucuyla mücadele ne durumda?

SODEV, “Yoksul Semtlerde Madde Kullanımının Yaygınlaşması Raporu”nu yayımladı
Özlem Songül ABAYOĞLU
İstanbul
Türkiye’de uyuşturucu kullanımı giderek yaygınlaşırken kullanım yaşı da gittikçe düşüyor. Uluslararası raporlar uyuşturucu trafiği açısından Türkiye’nin transit ülke konumuna geldiğini gösterirken Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan rapordaki veriler ise ülkenin uyuşturucu trafiğinde yalnızca bir geçiş ülke değil aynı zamanda büyüyen bir pazar olduğunu gösteriyor. Uyuşturucu kullanımında özellikle yoksul mahallelerde artış gözlenirken işçiler arasında “yoksulların kokaini” olarak tabir edilen metamfetamin isimli maddenin kullanımında da son yıllarda katlanan bir artış görülüyor.
SODEV’in 2021’de yayımladığı “Yoksul semtlerde madde kullanımının yaygınlaşması raporu”na göre ise uyuşturucu üretimi ve satışı büyük bir endüstri haline geldi. Arz ve talebin yoğun olduğu alanlar açarken bu kayıt dışı endüstrinin oluşturduğu ciddi bir istihdam alanından söz etmek dahi mümkün. Bu istihdamın sağladığı çıkar ortaklığı, prim sistemi ve “sosyal statü” raporda detaylı şekilde aktarılıyor.
Yoksul semtlerde uyuşturucu bataklığının boyutlarını gözlemlemek üzere İstanbul’da uyuşturucu kullanımının yaygın olduğu ilçelerden Esenyurt ve Pendik’in işçi ve emekçilerin yoğun yaşadığı mahallelerindeyiz. Bu bölgelerde uyuşturucu kullanımının mahalle halkını, özellikle kadın ve çocukların hayatını nasıl etkilediğini mahallelilerle konuştuk.
ÇOCUK PARKLARI UYUŞTURUCUYA TESLİM
Biri İstanbul’un neredeyse en doğusu; diğeri ise en batısı olmak üzere gittiğimiz iki mahallede de uyuşturucu kullanımına ilişkin benzerlikler dikkat çekiyor. Bulunduğumuz mahallelerde uyuşturucu kullanma yaşı bilinen kadarıyla 12’lere (Hatta daha küçük yaşlara düştüğü de ifade ediliyor) düşmüş. Uyuşturucu kullanımı ve satışındaki artış gözleniyor ve sebeplerini sorduğumuzda yine benzer şekilde ekonomik zorluklar, güç ilişkileri ve özenti öne çıkıyor.
Özellikle Pendik’in en yoksul mahallelerinden (Güvenlik kaygıları nedeniyle ismini vermiyoruz) birinde uyuşturucu kullanımı gizlenen bir durum değil. Mahalle halkı her köşe başında belirli saatlerde satıcılar olduğunu ve kendilerini gizleme ihtiyacı dahi duymadıklarını söylüyor. Biz bir mahalleli ile sohbet ederken konuşmayı duyarak dahil olan bir diğeri “Bir tanesini az önce gördüm, yine köşedeydi” diyerek tanıklığını anlatıyor.
Pendik’te uyuşturucu kullanım alanı olarak genellikle çocuk parkları işaret ediliyor. Gençlerin uyuşturucu kullanırken görülmekten neden çekinmediklerini sorduğumuzda “Polis görse bile bir şey olmuyor ki. Yakalanan iki gün sonra bırakılmış” diyerek yoksul mahallelerin göz göre göre uyuşturucuya teslim edildiğini anlatıyorlar.
PARKLAR UYUŞTURUCU PAKETLERİNDEN GEÇİLMİYOR
“İhbar ettiğimiz anlaşılırsa bize de zarar verebilirler” endişesi ile uyuşturucu satıcılarını çoğu kez bildirmediklerini söyleyen mahallelilerin anlatımlarını gözlemleyebilmek üzere akşam saatlerinde mahalledeki parkları turluyoruz. Yerlerde genellikle ucuz ve kolay temin edilebilen uyuşturucuların satıldığı paketler dikkat çekiyor. Parkların genellikle ağaçlık alanları uyuşturucu kullanımı açısından tercih ediliyor. Mahalleli akşam saatlerinde genellikle parklara girmemeyi tercih ettiklerini ifade ediyor. Parkları gezerken bazı gençlerin göz takibi mahallelilerin kaçınma duygusunun altındaki nedenlerden biri.
Bulunduğumuz mahallenin sıklıkla uyuşturucu kullanımıyla anılan parkında merdiven altlarına göz atıyoruz. Mahalle halkı o merdiven altlarına zaman zaman yatak veya minder dahi atıldığını söylüyor.
Ancak Esenyurt için durum biraz farklı. Uyuşturucu kullanan da satan da baskınlardan korkuyor. Buna karşın her köşe başında uyuşturucu satıcılarını bulmak mümkün. Satıcılar kendilerini çok belli etmemeye çalışsalar da mahalle halkı onları tanıdıklarını söylüyor. Uyuşturucu kullanımı içinse göz önünde olmayan inşaatlar ya da gözden uzak boş araziler tercih ediliyor.
Her iki bölgede de mahalle halkı uyuşturucu kullanımının çocuklar arasındaki yaygınlığını sosyal ve ekonomik imkanların kısıtlılığına bağlıyor.
‘ÇOCUKLAR REHABİLİTE EDİLMİYOR, BOŞ VERİLİYOR’
Pendik’te yaşayan Derya, mahallesinin durumunu anlatıyor: “Daha 12 yaşlarında, tanıdığımız bildiğimiz çocukların ellerinde haplar görüyoruz. Çok yaygınlaştı. Belli bir saatten sonra mahalledeki parklarda kullanıyorlar.”
Ortaokul ve lise çağındaki çocuklar arasında özellikle yaygınlaştığını söyleyen Derya çocukların uyuşturucu ile tanışma sürecini şöyle özetliyor: “Burası emekçi kesimlerin yaşadığı bir mahalle. Maddi koşullar özellikle gençler ve çocuklar için başka şeyler yapmaya elverişli değil. Çocuklar eğitimde de gelecek görmüyor. Mahallenin çocukları yazları ya da okul sonrası genelde bir yerlerde çalışıyorlar. Bir süre sonra bu çocuklar okulu bırakıp tamamen çalışmaya başlıyor. Bu çocuklar vakit geçirmek için gittikleri parklarda uyuşturucu satıcılarıyla karşılaşıyor. Kimse satıcılara karışmıyor, genelde mahalle aralarında arabalarla geziyorlar; küçücük çocuklar da onlara özeniyor. Üstelik uyuşturucu satanlar bir süre sonra bu çocukları yanlarına alıp arabalarla gezdiriyor, kendi yaşam tarzına özendiriyorlar. Çocuklar uyuşturucu satarak normal bir işten daha çok kazanabileceğini düşünüyorlar.”
Bir çocuğu ilkokula giden Derya’ya okullarda uyuşturucu kullanımına karşı alınan önlemleri soruyoruz. Uyuşturucu kullanımının kısmen okula devam eden çocuklar arasında da olduğunu söyleyen Derya “Okulda uyuşturucu kullanan çocuklar bir dönem sonra okulu bırakıyor genelde. Okul önlerinde uyuşturucu satışı da bilinen bir şey. Önlem alındığına pek tanık olmadım. Yalnızca birkaç konferans verildi. Öğrencilere ‘Uyuşturucu kullanırsanız şöyle olursunuz’ temalı bir birkaç fotoğraf gösterildi. Benzer bir konferansa veliler de çağrıldı. Binden fazla öğrencinin olduğu okuldaki konferansa 16 veli katıldık. Okulu bırakan çocukların okula devam etmesi için de bir çaba yok. Uyuşturucu kullandığı fark edilen okul çocukları rehabilite edilmek yerine ‘Bu çocuktan bir halt olmaz’ denilerek boş veriliyor” dedi.
‘POLİS KORNA ÇALIP GİDİYOR’
Uyuşturucu ile mücadele noktasında devletin neler yaptığını sorduğumuzda Derya, “Yeterli bir çaba olduğunu düşünmüyorum” yanıtını veriyor. Bu düşüncesini destekleyen örnekleri ise şöyle sıralıyor: “Mahallede bir park var. Bir gün birinin toprağa bir şeyler gömdüğünü gördük. Sonra oyun oynayan çocuklar onu çıkardı; farklı şekillerde renkli haplar vardı. Polise haber verdik. Onu oraya gömen kişiyi söyledik ve hapları gösterdik. Gömen kişi 2 gün sonra yine mahallede dolanıyordu. Bunun yanı sıra o parkta mahalledeki bir dernekle yazları film etkinliği yapıyorduk. Gençler, kadınlar ve çocuklar katılıyordu. Bu yıl uyuşturucu satıcıları ‘Bu park bizim, kadınların burada işi olamaz’ diyerek engelledi. Kargaşa çıkınca polis geldi, durumu anlattık. Olay yatışınca polisler bir şey yapmadan gittiler.”
Uyuşturucu ihbarında bulunduklarında da polislerin siren çalarak parkın yanından geçmekle yetindiğini söyleyen Derya, “Arabadan inmeden gidiyorlar. Bununla çok sık karşılaştık” şeklinde konuştu.
Uyuşturucu çeteleri nedeniyle özellikle kadınlar ve çocukların akşamları belirli bir saatten sonra dışarı çıkmaya dahi cesaret edemediğini vurgulayan Derya, “Çocuklarımızı gündüz bile parka götürürken endişe ediyoruz. Üstelik başka bir olanak da sunamıyoruz. Bakkala bile gönderirken çekiniyoruz” diyor.
KİMSE YARDIM ETMEDİ, KUZENİM HAYATINI KAYBETTİ
Kuzenini uyuşturucu yüzünden kaybeden Sema “Ailesinden polisine kadar herkes suçlu” diyerek o sürece dair tanıklığını anlatmaya başlıyor. 2 çocuğu olan kuzeninin çok küçük yaşlarda uyuşturucuya başladığını, daha sonra evlendiğini, annesi ve eşi dışında tüm ailenin onu dışladığını anlatan Sema “Kuzenim satıyordu da. Yani bazı günler eve para da getiriyordu ancak aileye faydası dokunmazdı. Annesi başka işlerde çalışıp torunlarına bakıyordu. En sonunda AMATEM’e yatırdılar. Tedavi sürecinin ardından uyuşturucuyu bıraktı. Annesi başka bir kente yerleştirip ona yeni bir hayat kurdu. Ancak çeteler kuzenimin peşini bırakmadı. Uyuşturucu satan tanıdıkları yengemin evini bastılar, camlarını kırdılar. Çünkü kuzenimin üzerinden komisyon usulü para kazanıyorlardı. Bu süreçte kuzenim altı ay kayıptı, öldüğünü düşünüyorduk. Sonra çıkıp geldi. Bir gece de aşırı dozdan hayatını kaybetti” ifadelerini kullandı. Bu süre zarfında annesinin polise gidip evini basanları da kendi oğlunu da uyuşturucu satıcılığından şikayet ettiğini söyleyen Sema, “İçeri girerse kullanmaz diye düşünmüştü. Ancak cezaevine bile girmedi. Hiçbiri girmedi” dedi.
Sema kuzeninin bu süreçte annesinden başka kimseden destek görmediğini ifade ederek tabloyu “Diğer akrabalar dışladılar. Rehabilite için bir çaba sarf edilmedi. Devlet de bir şey yapmadı. Şikayet ettiğimiz halde rehabilite etmedi. Kuzenimin küçük yaştaki çocukları da güvence altına alınmadı” diye anlattı.
‘GEÇİM KAYGISI YAŞAYANLAR ÖZENİYOR’
Esenyurt’taki durumu konuştuğumuz bir esnaf, 10 yıldır aynı mahallede olduğunu ifade ederek 10 yılda değişen tek şeyin uyuşturucu kullanımındaki yaygınlık olduğunu anlattı. Esnaf, kullanım yaşının ise 10-12’lere kadar indiğini ifade etti. Gençlerin uyuşturucuya yönelmesine dair gözlemlerini sorduğumuzda ise bölgedeki yoksulluk ve geleceksizlik duygusunun gençleri uyuşturucuya ittiğini anlatıyor:
“Buradaki insanların işçi olmaktan başka yaptığı bir şey yok. Gençler de geleceklerini böyle görüyorlar. Bunu değiştirebilecekleri, farklı çevreler edinecekleri, hobilerini keşfedecekleri bir alanları da yok. Özellikle gençler açısından ailelerinin bu tarz şeyleri karşılayabilecek bütçesi olmadığı için benlik arayışında olduklarını söylemek yanlış olmaz. Bunu kendileri de söylüyorlar çünkü başka bir çevre görmüyorlar, gördükleri insanlar da yoksullukla mücadele ediyor. Onlar gibi olmak istemiyorlar. Bunun yanı sıra sosyalleşebilecekleri bir aktivite, sanatla uğraşmak ya da tatile gidebilmek için bütçeleri olmadığını gören gençlerin artık kıyafet alabilecek de bir bütçeleri kalmamaya başladı. Bunların karşısında gördükleri profil ise uyuşturucu satıcıları. Herhangi bir sosyal aktivitesi olmayan, geçim kaygısı yaşayan gençler ve çocuklar bu satıcılara özeniyor. İlk başlarda onlarla vakit geçirerek deniyorlar, sonra bağımlı oluyorlar. Para da kazanıyorlar sonuçta. Bu satıcıların mahallelerde de belirli bir çevreleri var ve gençlerin gözünde güçlü görünüyorlar. Benliği oturmamış gençler için kendilerini var edebilecekleri kolay bir alan olarak görünüyor.”
Yoksul bir mahallede uyuşturucu parasının nasıl çıkarıldığını sorduğumuzda “Başlarda bazı işlerde çalışarak kazanıp tüm parasını oraya yatırıyorlar. Sonrasında zaten kendi hayatında da maddi zorluklar yaşamaya başladıkça satıcılığa başlıyorlar genelde. Bağımlılığın ileri seviyelerinde günlük doza bile razı oluyorlar. Uyuşturucu kullanan işsiz gençler arasında ise hırsızlık ya da gasp gibi suçlar yaygın” diyor.
Uyuşturucu kullanımına dair mahalleden örnekler veren esnaf “5 yaşlarında bir çocuk, annesi uyuşturucu satmaktan cezaevinde. Babası da uyuşturucu satıcısı. Çocuk evde babasının sattığı uyuşturucuyu bulup içmiş. Hastaneye götürdüklerinde kanında uyuşturucu tespit edilmiş. Ancak çocuk hâlâ babasıyla yaşıyor, koruma altına alınmadı” diye anlattı.
Çocukları uyuşturucu kullanan ailelerin de genellikle mahallede duyulmasın diye sessiz kaldığını anlatan esnaf, “Genelde ya çocuğu döverek bıraktırmaya çalışıyorlar ya da semt değiştiriyorlar. Onun için de belirli bir bütçe lazım. Çocuğu o çevreden çıkarıp sosyal etkinliklere göndermek de para. O sebeple çoğunun da elinden bir şey gelmiyor” dedi.
Esnaf zaman zaman mahallelerde uyuşturucu satıcıları arasında pazar kavgaları da yaşandığını dile getiriyor.
‘BÜTÇE İSTENMESİNE RAĞMEN ÖNLEM ALINMADI’
CHP Milletvekili Murat Emir iktidarın uyuşturucu ile mücadelede politikasının etkisizliğini Sağlık Bakanlığının verileri ile ortaya koymuştu. Bakanlığa 2022 yılı için toplam 1 milyar 746 milyon 634 bin TL bağımlılıkla mücadele bütçesi verildiğine dikkat çeken Emir, yılın ilk yarısında bu paranın yalnızca 225 milyon 446 bin TL’sinin harcandığını söylemişti. 2022 yılının ilk yarısında AMATEM’lerdeki yatak sayısının 1388 ile sınırlı kaldığını söyleyen Emir, Bakanlığın bütçe almak için madde kullanımındaki artışı grafik şeklinde sunduğunu hatırlatmış buna karşın herhangi bir önlem alınmadığını ifade etmişti.
Evrensel'i Takip Et