Kadınlar vardır, kadınlar her yerde
“Okullarda bir öğün ücretsiz beslenme” ve “kız kardeşlik köprüsü” kampanyalarının sadece ‘yeter artık’ların değil net somut taleplere odaklı çalışmaların yürütülmesine örnek olduğunu düşünüyorum.

Fotoğraf: Ekmek ve Gül
Günseli UĞUR
İzmir
“Ekmek de istiyoruz gül de” diye sürdürdüğümüz mücadelemizde kullandığımız “ekmeğin” ve “gül”ün sadece romantik bir çağrışım olmadığını zaten biliyordum da tam anlamıyla ideolojik karşılıkları olduğunu son dönem kampanya çalışmalarında bir kez daha hissettim.
Uzun yıllardır genel talepler temelinde yürüttüğümüz kadın mücadelesinin doğal olarak her dönem farklı önceliklerle yol aldığı iniş çıkışlar gösterdiği bilinir. Kimi zaman kadına yönelik şiddetin ve tabii ki kadın cinayetlerinin önlenmesi, kimi zaman barış, kimi zaman geçim sıkıntısı çoğu zaman yaşam tarzına müdahale mücadelemizin merkezinde olmuştur.
Pahalılık, yoksulluk ve 6 Şubat depremi ile gündeme gelen zorunlu ihtiyaçların karşılanamaması durumunun Ekmek ve Gül çalışma gruplarının sadece yönünü ve odaklanmasını değil, yöntemini de değiştirmeye başladığı görüşündeyim.
Kanımca uzun erimli bir mücadele içinde iken basmakalıp söylemlerin kullanılıp genel, kapsayıcı taleplerin ifade edilmesi hitap edilen kitlede kısa süre sonra bir duyarsızlık oluşturabiliyor ve bilinç düzeyinde değişim ve dönüşüme sebep olacak düzeye erişemiyor. Hele ki umutsuzluğun, karamsarlığın arttığı, geleceğe dair kaygıların büyüdüğü günümüz koşullarında salt duygusal motivasyonlarla değil toplumsal olgulara, sınıf bilincine dayalı bir mücadele ile inancı geliştirmek gerekiyor.
Kısaca özetlemeye çalıştığım bu çerçevede değerlendirdiğimiz zaman, “Okullarda bir öğün ücretsiz beslenme” ve “kız kardeşlik köprüsü” (Deprem bölgesi ile dayanışma) kampanyalarının sadece itirazların, protestoların, ‘yeter artık’ların değil net somut taleplere odaklı çalışmaların yürütülmesine örnek olduğunu düşünüyorum. Ki bu çalışmalarda sonuç alana kadar, gerçek, somut, elle tutulur sonuçlar görene kadar çalışmaların devam etmesi, hâlâ devam etmekte olması en önemli kriterlerden biridir.
Daha anlaşılır örnekler üzerinden ifade etmek gerekirse; her ne kadar çocuğun beslenme sorunu her iki ebeveynin de sorun ve sorumluluğu olsa da (Sistemin kadına dayattığı koşullar sonucu anne bu konuda birinci derece sorumluluk aldığından dolayıdır) çalışmanın öncelikle kadın kitleleri içinde yürütülmesinin olumlu etki yarattığını düşünüyorum.
Kadın sadece boş tencereyi doldurmaya çalışan değil ev dışında da ne yeneceğini düşünendir. O korkunç yer sarsıntısı sonucunda yerle bir olan yerlerde o kadar can kaybıyla beraber tabii ki ne yiyeceğiz ne giyeceğiz, hastalıktan nasıl korunacağız, bebeğimizin, yaşlımızın açtıktan ölmemesi için ne yapacağız, nasıl temizleneceğiz diye düşünen de yine kadınlardır.
Tam da bu noktada örgütlü refleks olarak birçok ilden aynı anda ve çok kısa zamanda deprem bölgesine ulaşılmış olan kız kardeşlik köprüsü çalışması, Ekmek ve Gül kadınlarının dayanışmasının sadece en örgütlü değil aynı zamanda sorun çözücü ve insana dokunan çalışmalarından oldu. Resmi kurumlara güvenini yitirmiş olan insanlar için bir paket mama ya da bir paket hijyenik ped alıp deprem bölgesine gönderilmesini sağlamak bile pek çok yeni insana ulaşılmasını sağladı.
Ekmek ve Gül çalışmasını bilmeyen uzaktan yakından tanımayan pek çok kız kardeşimiz kız kardeşlik köprüsü imzalı oluşturulan görseller aracılığıyla çalışma ekiplerimize ulaşarak yardımlaşma ve dayanışma sorumluluğunu bir örgütlülük içinde yapmayı tercih etti ki bunlar çok önemli kazanımlardır.
Kendi tecrübelerimizden yola çıkacak olursak bizim gerek hastanemizde gerekse mahallemizde destek amaçlı yaptığımız toplantı, kahvaltı gibi etkinlik ve organizasyonlarda katılımlar gerçekten iyi oldu. Kız kardeşlik köprüsü engelleri aşarak öteki yakaya ulaştı.
Evrensel'i Takip Et