Adana'da tarlada üretici, pazarda vatandaş perişan
Adana'da üretici de yurttaş da ekonomik gidişattan rahatsız. Esnaf pahalılığın nedeninin fahiş petrol ve nakliye fiyatları olduğunu ifade ediyor.
Volkan PEKAL
Seren ELATAŞ
Adana
Adana’nın Seyhan ilçesinde Sümer Mahallesi semt pazarında emekçiler artık ellerinde pazar arabaları yerine poşetlerle geziyorlar. Yaz aylarının bolluğunda ucuz meyve yiyip kışlık sebze, salça, sos hazırlayan Adanalılar Çukurova’nın geniş arazilerinde üretilen ürünleri dahi fahiş fiyatlara tüketiyor. Piyasaya teslim edilen üretici yüksek maliyetler karşısında düşük fiyatlarla ezilirken tarladan 2 liraya çıkan patlıcanı 35, 12 liraya çıkan biberi 40 liradan yemek zorunda kalıyor.
"ÇUKUROVA’DA YAZIN DOMATES 20 LİRAYSA KIŞIN NE YİYECEĞİZ?"
Elindeki birkaç parça poşeti gösteren Mehmet isimli yurttaş, “6 tane mısır, 3 kilo üzüm aldık. İki poşet 100 lira tuttu. Geçen hafta pazar arabası ile geldik. 650 lira harcadık. Asgari ücretle geçim çok zor. 7 bin 500 lira alan emekliler de var. Onun için geçim sıkıntılı. Etin kilosu olmuş 450 lira, peynir 300 lira. Kiralar hat safhada. Alım gücümüz azaldı. Vatandaş ne yapsın? Vatandaş perişan” dedi. Kışın işlerin daha da zorlaşacağını ifade eden yurttaş, “Sezonunda 20-30 liraya domates 35-40 liraya sebze yiyorsun. Sezonda 20 liraya yiyorsak kışın 50-60 liradan aşağı yiyemeyiz. Kış hazırlığı, domates salçası, biber salçası yapacaksın. Ama hiçbir şeyin yanına yaklaşamıyorsun. Salçalık domatesi 15 liradan alıyorsun, biber 40 lira olmuş. 100 kilo biber alsan 4 bin lira para. Yarına ne olacağını da bilmiyoruz” dedi.
"HERKES DERTLİ"
Paranın değerinin kalmadığını dile getiren Muharrem Keskin, “Cebimde 1000 lira vardı. 5-6 kalem bir şey aldım, 200 lira kaldı. Kışlık domates aldık, henüz biber almadık. Herkes dertli. ‘Nereye varacak?’ bilmiyorum. Haftalık 1000 lira gidiyor, bomboş dönüyoruz. Asgari ücret çok düşük. Asgari ücretle çalışana Allah yardım etsin. Artık birinin ‘dur’ demesi lazım” şeklinde konuştu.
"İYİ OLUR DİYE OY VERDİK, OLAN BİZE OLDU"
Eşinin aldığı 8 bin lira emekli maaşı ile geçimlerini sağlamaya çalıştıklarını anlatan Türkan Bincik, haftalık 300-400 lira pazar alışverişine harcadığını ifade etti. Eşi rahatsızlık geçirip yatağa bağlı kaldıktan sonra daha kolay geçim sağlayacaklarını düşünerek Adana’ya taşınmaya karar verdiklerini anlatan Bincik, “Eşim yatalak ama hiçbir yerden yardım alamıyoruz. Aylık 1200 lira kiraya ödüyoruz. Bir o kadar pazar alışverişi oluyor. Kira, elektrik, su faturaları… Aldığımız para yetmiyor. Öyle zamanlar oluyor ki oradan buradan yardım istiyorum. Bu kadar pahalı olur mu? Böyle olmasını beklemiyorduk. Kalktık oyumuzu verdik. Daha ucuz olur dedik. Olan bize oldu. Onların hayatları hayat, biz sürünüyoruz. Bak bir tane çocuğum var İstanbul’da o da kira ödüyor. Ondan bile isteyemiyorum. O da zor geçiniyor” dedi.
"SALATALIK 20 LİRA, CUMHURBAŞKANI BÖYLE SÖYLEMEMİŞTİ"
Aslı isimli yurttaş, “Eskiden dolu dolu alırdık ama artık 1 kilo, 1 kilo. Bir kilo şeftali 35 lira. Düşünün 5 tane şeftaliye 25 lira verdim. Salatalık Adana gibi yoğun üretilen bir yerde 20 liradan aşağıya düşmedi. Patlıcan desen 35 liradan aşağı düşmedi. Cumhurbaşkanı bize böyle vadetmemişti. Burada 600 liradan aşağı dört dörtlük çıkamazsınız. Eşim emekli 7 bin 500 lira maaş bağlandı. Ev kirası var, 7 bin 500 lira ile ben nasıl geçinmeyi düşünebilirim. Çalışmasa 3 çocukla asla geçinemeyiz. Emekli maaşlarının iyileştirilmesi lazım. 7 bin 500 almayan da var. Kimse birbirini kandırmasın. ‘Her şey süt liman’ demesin” dedi.
NAKLİYE MALİYETİ FİYATLARI UÇUYOR
Pazar yerinde konuştuğumuz esnaf da pahalılığın nedeninin fahiş petrol ve nakliye fiyatları olduğunu ifade ediyor. Yakıt fiyatlarının düşmesi durumunda vatandaşın biraz daha ucuza meyve sebze yiyebileceğine dikkat çekiyorlar.
Fotoğraf: Volkan Pekal/Evrensel
ÇİFTÇİNİN FİYATI MARKET FİYATINA YANAŞMIYOR BİLE
Çukurova’da görüştüğümüz çiftçiler de ürünlerini pazarda, marketteki fiyatların çok altında satmak zorunda kaldıklarını anlatıyor. Tuza bölgesinde çiftçilik yapan Cumali Kahraman, sıcak havalar nedeni ile veriminin düşmesinin fiyatları biraz olsun yükselttiğini belirterek biberin tarladan 13-14 lira bandında satıldığını dile getirdi.
Biberin dalında maliyetinin 6-7 lira arasında olduğunu ifade eden Kahraman, “Dekar maliyeti 60 bin lira. Bu aşırı sıcaklardan dolayı bitkide hastalık var. Bitki verim kaybı yaşadı. 8-9 ton almamız gereken yerden bu sene 6-7 ton aldık. Bu yüzden fiyat yüksek gibi görünse de henüz maliyetimizi kurtarmış değiliz. Önümüzde 11’inci aya kadar bir süreç var. 3 ayın sonunda kazanıp kazanmadığımız belli olacak” dedi. Birkaç ay önce patlıcanın yüzüne kimse bakmazken 2 lira fiyat verildiğini dile getiren Kahraman, “Tarlada sürmek zorunda kaldım. Şimdi başka illerde hasadı devam ederken pazarda 40 lira. Bu uçurum nasıl oluşuyor? Önemli olan husus burası. Mazot 40’a dayandı. Fiyatlar hızla güncelleniyor. Nakliye maliyeti artıyor. Bugün aldığımız ilacı iki gün sonra aynı fiyata alamıyoruz. Ama bizim fiyatlarımız neredeyse standart. Çiftçinin kazancı yok. Kazananlar tüccarlar oluyor” dedi.
ÜRETİM PLANLI OLMALI
Devletten gelen desteğin çiftçinin yarasına merhem olmadığını anlatan Kahraman, “Bana dekara 50 lira mazot destekleme veriyor. Bu beni kurtarmaz. Bitki yanmasın diye sabah 3-4 saat, akşam 3-4 saat su veriyoruz. Destekleme ancak 150 litre mazot parası yapar. Ben bir yılda 3-4 ton mazot tüketiyorum. Asıl yapmaları gereken çiftçinin üretimini garanti altına almak olmalı” dedi.
Modern ülkelerde çiftçilerin kafasına göre ürün ekmediğini dile getiren Kahraman, “Bir ürün para edince herkes o ürüne yöneliyor, ertesi yıl o ürün para etmiyor. Bugünlerde her yer bahçelere dönüşüyor. Yarın bu da sıkıntı olacak. Dünyanın her yerinde kooperatifler var. Buradaki kooperatifler hepsi tefeci dükkanı gibi. Hollanda modelinde kimse denetimsiz bir şey ekmez. Mühendislerin desteği ile ekim, dikim kooperatifin kontrolü altında yapılır, pazar değerini yine onlar sağlıyor” dedi.
"ÇİFTÇİ BORÇLA, NE GELECEĞİNİ BİLMEDEN ÜRETİM YAPIYOR"
Mahmut Uygun isimli çiftçi, geçen seneki maliyetle ekim yapmalarına rağmen çiftçi üretimi borçla yaptığı için bugünün fiyatları üzerinden ödeme yaptıklarını dile getirdi. Akaryakıt 20 lira iken üretime başladıklarını dile getiren Çınar, hasat zamanı geldiğinde 40 liraya yaklaştığını belirterek “Çiftçi kendi öz gücü ile üretim yapamıyor. Benim ektiğim 150 dönüm bir alan. Bunun sadece naylonu 200 bin, fidesi 800, işçilik bir milyonu geçer. Öz kaynaklarla bunu karşılamak mümkün değil. Burada sadece icarlar ödenir. Mazotçuya, gübreciye, ilaççıya, naylona borçlanılır, işçiye kısmen borçlanılır. Çiftçinin yüzde 80’i üretimi böyle yapar. Yüzde 20 durumu iyi olanlar güncel fiyat üzerine ödeme yapar” dedi.
Borçlu olmayan çiftçinin bulunmadığını dile getiren Uygun, “Kuşaklar değiştikçe araziler bölünüyor, daralıyor. Mazot 40 lira olmuş. Ekeceğin ürünün garantisi de yok. Emek heba olunca gençler şehirlere gidiyor. Kimse geleceğini köyde bulmuyor. Devletin sorumluluğu var ama tarla sahipleri de garanti görmediği için ekmiyor ama kiraya verirken tarladan kazanacağının 5 katı kira istiyor. Bu maliyetin altından kalkılmaz. Ekonomide bir sorun var. Döviz sürekli artıyor, maliyetler artıyor ama çiftçi desteklenmiyor. Biz ucuza veriyoruz, toplum pahalıya yiyor” dedi.
Evrensel'i Takip Et