25 Şubat 2013 12:29

Uçuk kaçık , masum ve kirli

Zeynap Gizem Şenel

Eric Gautier'in keskin ve sade sinematografisi, engin gökyüzüyle çevirili açık alanlardan, 40'ların New York'unun pis ve loş barlarına, Meksika genelevlerinden, ıssız asfalta herşeyin görsel olarak yoğun, orijinal ve her nasılsa yeni görünmesini sağlamış. Sonsuza uzanan ufuklar, tahıl kehribarı yollar ve geri planda yükselen mor dağlar. Bütün bu taşlanmış, eskitilmiş dokuları hissettiren, canlı  ama pastel tablolarla, filmin frontier (sınır sakini) rüyasını diriltme yönünde ilerlediği söylenebilir.
Genç yazar Sal Paradise'ın (Sam Riley) yaşamı, özgür-ruhlu Dean Moriarty'nin (Garrett Hedlund) gelişiyle değişir. Sal, Dean ve Marylou (Kristen Stewart), herşeyi tekrar tekrar sarsacak bir ülke turuna çıkarlar.
Kerouac'ın ikinci kişiliği Sal Paradise, yolculuk sırasında yaşadığı maceraları not almaktadır. Kendi dış sesinin, film boyunca okuduğu kısa pasajlar kurguyla birleşince ortaya Sal'in romanının görsel bir versiyonu çıkıyor.
Filmin içinde kulakları hissizleştirircesine sürekli çalan caz müziği, karakterlerin yerlerinde duramayan, enerjiyle dolup taşan mizaçlarını, uyuşturucuyla yıkanan damarlarından ve tenlerinden koparıp  adeta damıtıyor.
Yolda aynı zamanda Viggo Mortensen'ın canlandırdığı Yaşlı Boğa Lee, Tom Sturridge'in hayat verdiği Carlo Marx üzerinden, yine Kerouac gibi Beat Kuşağı temsilcilerinden Allen Ginsberg ve William Burrough'ya da atıfta bulunuyor. Dean'e kara sevdalı, üzgün ve dalgın şair Carl, erkeklere uyum sağlamaya çalışırken hayli savunmacı ve kırılgan bir tavır sergileyen Mary Lou, Dean'in aldatmalarından sıkılmış, ümitsiz Camille (Kirsten Dunst) gibi karakterlerin hepsi Dean'in bencil ve zevk düşkünü karakteri için birer engel teşkil ediyor. Karakterin kitaptaki esrarlı ve romantik mizacı, filmde tamamen yok edilmiş görünüyor.
Daima anı yaşayan, daima her ilişkisini seksle bağlantılandıran Dean, asla yüzeysel  gösterilmiyor. Aksine, kayıp babasına olan özlemiyle daldan dala savrulan bir gencin hazin hikayesi gözler önüne seriliyor. Moriarty, film boyunca Animals'ın ünlü şarkısını anımsatıyor: İyi niyetli  bir ruhum/Tanrım ne olur yanlış anlaşılmama izin verme."
MaryLou, Sal ve Camille gibi karakterler hayattaki yerlerini sağlamlaştırırken, hızlı yaşayan ama genç ölemeyen Dean, bedbaht ve perişan halde karşımıza çıkıyor. Yollarda geçen bir hayattan elle tutulur birşey çıkaramamış, bir yere, bir insana bağlanmakta zorlanan, özgür görünen sakat bir ruh olduğunu kanıtlıyor sadece.
Sal'in kitabına başladığı noktada son buluyor film. Bir başarıya ilham veren, küçük ve önemsiz bir anın tam ortasında. Hayattaki milyonlarca, milyarlarca dakikadan, saniyeden birinde.

Yolda
Yönetmen:Walter Salles
Oyuncular:  Sam Riley, Garrett Hedlund, Kristen Stewart, Kirsten Dunst
124 dakika
[email protected]

Evrensel'i Takip Et