Nerede o eski bayramlar?
Ramazan Bayramı'na sayılı günler kala Eminönü’ne bayram alışverişine gelen yurttaşlar ve Eminönü esnafı pahalılığı ve bu sene yaptıkları alışverişi Evrensel’e anlattı.

Eminönü Çarşısı | Fotoğraf: Nisa Sude Demirel/Evrensel
İLGİLİ HABERLER

Pahalılık Ramazan’da misafir kabul edemez hale getirdi: Bu zamlarla nereye kadar?

Hayat pahalılığına tepki gösteren vatandaşlar: Zamlar bizi bitirdi

Erdoğan'dan yoksullaşma itirafı: Ne verirsek kaybolup gidiyor
Nisa Sude DEMİREL
İstanbul
Ramazan Bayramı’na sayılı günler kala bayram öncesi alışverişin de zamanı geldi. Bayramın gelenekselleşmiş ürünleri lokum, çikolata, şeker, kahve raflarda yerini alırken krizin emekçilerin sırtında ağırlaşan faturası bayramı da vurdu. İstanbul’da bayram alışverişinin uğrak noktalarından Eminönü, bu defa boş kaldı. Çünkü bu sene Eminönü’de hurmanın kilogram fiyatı 450, lokumların 600, kahvenin ise 500 liradan başlıyor. En ucuz şekerin kilogram fiyatı 130 TL iken hurmalar ise tanesi 10 liradan satışa sunuluyor. Eminönü’ye bayram alışverişine gelen yurttaşlar ve Eminönü esnafı da bu pahalılığı ve bu sene yaptıkları alışverişi Evrensel’e anlattı.
"HER SENE ALIŞVERİŞ YAPAN AZALIYOR"
Mısır Çarşısı’nın girişindeki lokumcuda 10 seneyi aşkındır çalışan Mevlüt, bu sene bayram öncesi çarşının boş kaldığını anlatıyor. Her sene bayram alışverişi yapmaya gelenlerin sayısının düştüğünü anlatan Mevlüt, “250’şer gramdan kahve ve lokum alsa zaten 500 lirayı buluyor. Nasıl alışveriş yapılsın?” diyor. Bu azalmanın sebebinin ekonomik kriz olduğunu düşünen Mevlüt, “Zaten gelen de çifte kavrulmuş gibi daha ucuz olanlara yöneliyor. Önceden en azından bayram diye insanlar bir iki çeşit almaya çalışıyordu, şimdi o da kalmadı. Zaten biz bir süredir sadece turistlere satış yapıyoruz, yerlinin almaya hali kalmadı” diyor.
Lokumcuda çalışan Mevlüt, bu sene kendi evine de eskisi gibi bayram alışverişi yapmamış. “Nereye gitsek 300-500’lük olup çıkıyoruz” diyen Mevlüt, çeşit çeşit lokumun arasında çalışıp evine en ucuzları seçip almış. Bayrama doğru kalabalığın artmasını beklediklerini anlatan Mevlüt, “Ama çok zor, muhtemelen artmaz. Ben kendimden biliyorum insanların alamadığını” diyerek gülüyor.
"BU SENE ALIŞVERİŞ YAPAMAYAN ÇOK KİŞİ VAR"
Fahriye ise Adana’dan İstanbul’a çocuğunu ziyaret etmeye gelmiş. Elindeki poşette torununa aldığı bayramlık olduğunu söyleyen Fahriye, “İki takım iki ayakkabı aldım 3 bin lira tuttu” diye yakınıyor. Tatlıyı evde yaptıklarını, malzemeyi önceden yaptıklarını anlatan Fahriye, “Şimdi alsak malzemeyi dünyanın parası tutardı. İnsanlar zorlanıyor tabii bu sene alışveriş yapmakta ama çocuklar sevinsin diye herkes kendini zorluyor” diyor. Kızının Adana’dan Van’a gitmek için 2 bin liraya uçak bileti aldığını, Ankara’dan Van’a olanların ise 1600 lira olduğunu söyleyen Fahriye, “Her şey ateş pahası, elimizi uzattığımız cebimizi yakıyor” diyor.
Bu sene bayram alışverişi yapamadığını söyleyen çok kişinin olduğunu anlatan Fahriye, “Bu sene pahalılığı herkes daha fazla konuşuyor. Daha fazla kişi bu sene alışveriş yapamadığını söylüyor” diye konuşuyor.
"ÜÇ TORUNUMDAN BİRİNE BAYRAMLIK ALABİLDİM"
Ayakkabıcılık yapan Erol da torunlarına bayramlık almaya gelmiş. Diğerleri gibi pahalılıktan yakınan Erol, “Bu sene de torunları sevindirmek için bayramlık almaya geldim. Üç torunum var, önceden üçüne de bayramlık alabilirdim. Bu sene sadece birine alabildim maalesef, bir takımla bir ayakkabı alınca 1100 lira tuttu çünkü. Ayakkabılar zaten 500-600 liradan başlıyor. O da burada, Eminönü’de. Başka yerlere, mağazalara gitsek hiç alamıyoruz” diyor. Geçen sene 70 liraya aldığı şekerin 140 lira olduğunu anlatan Erol, “Yarım kilogram aldım mecbur. Bunları da zaten çocuklar sevinsin diye zorlayıp alıyoruz zaten ama bak, bu sene bir torunuma alabildim sadece” diye konuşuyor.
Kasımpaşa’da yaşadığını, mahallesinde genelde düşük gelirli ailelerin oturduğunu anlatan Erol, “Çoğu kişi şeker filan alabilirdi önceden bu sene çıt yok. İnsanlar alamıyor çünkü, bu sene bayramın tadı tuzu da yok. İnsanlar en azından kendini zorlayarak almaya çalışırdı ama bu sene alamıyor bizim mahallede kimse yok” diyor.
"BAYRAMLIK DAHİ ALAMAZKEN BİZ NEDEN KEMER SIKIYORUZ?"
Serap ve Hüsnü ise emekli bir çift. Çarşı çıkışında bir bankta otururken karşılaştığımız Serap ve Hüsnü’ye bayram alışverişi yapıp yapmadıklarını sorduğumuzda aynı anda “Şu fiyatlara baksana, nasıl alalım?” diye cevap veriyor. Dakikalardır bu bankta oturduklarını, alışveriş yapanların neredeyse tamamının turist olduğunu gördüklerini anlatan Hüsnü, “İnsanların şu an tezgahta yazanlar gibi 400 liraya fındık, 500 liraya antep fıstığı alacak hali mi var? Şok fiyat diye yazdıkları baklava 750 lira. Nasıl bu hale geldi bu ülke ya?” diyor.
Tezgahtaki peynir fiyatlarını, lokum fiyatlarını gösteren Hüsnü şöyle devam ediyor: “Ben İstanbulluyum, ailem zengin filan da değildi. Ona rağmen balık yiyebilirdik biz, aylardır balık yemiyorum. Bir kebap yiyeli nereden baksan 7-8 ay oldu. Şu an dışarıda yiyebildiğimiz bir lahmacun var, onu da eşimle gidip ikişer lahmacunla içecek alsak 500 liraya denk geliyor. Her yer kafe, restoran dolu ama gidemiyoruz!” Hüsnü’nün öfkesini Serap da paylaşıyor: “Sürekli bir söylem kemer sıkın, kemer sıkın... Baştakiler 1000 odalı sarayda yaşarken biz neden kemer sıkıyoruz? Korumalara, makam araçlarına milyonlar harcıyorlar, bize verdikleri aylık 10 bin lira!”
Bu bayramda tatile gidip gidemediklerini sorduğumuzda da hesap yapmaya başlıyorlar: “En sade, en ucuz tatilin bir haftalık masrafı 40 bin lira, git gel yol masrafını da ekle 50 bini buluyor. Bu ortamda kim tatile gidebilir? Çalışırken senede iki defa tatile gidiyorduk. Şimdi arabamız var, kullanamıyoruz. Çalışırken aldığımız arabaya emekliyken mazotunu karşılayamadığımız için binemiyoruz”
Evrensel'i Takip Et