İMO: Yapısal tadilatlar denetlenmeli ve yapı stokunun iyileştirilmesi için harekete geçilmeli
İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Küçükçekmece’de çöken bina ile ilgili yaptığı açıklamada “Yapısal tadilatlar denetlenmeli, yapı stokunun iyileştirilmesi için harekete geçilmeli” dedi.
Fotoğraf: Tayyib Hoşbaş/AA
2 Haziran 2024 tarihinde İstanbul’da, Küçükçekmece Kartaltepe Mahallesi’nde Belediye Caddesi ile Geçit Sokağı’nın kesişimindeki zemin artı üç katlı binanın çökmesiyle ilgili açıklama yapan TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi tarafından yapılan açıklamada; “Çökme olayından ders alınmalı, yapısal tadilatlar denetlenmeli ve yapı stokunun iyileştirilmesi için harekete geçilmeli” denildi.
"YAPI STOKU SAĞLIĞININ TESPİT EDİLMESİNİN ÖNEMİNİ HATIRLATTI"
Binanın, basın ve kamuoyu ile paylaşılan bilgilere göre söz konusu bina yalnızca taşıdığı düşey yükler altında yani deprem gibi herhangi bir etkiye veya zorlanmaya maruz kalmadan henüz belirlenemeyen nedenlerle çökmüş gibi göründüğü belirtilen açıklamada; “Küçükçekmece Belediye Başkanı tarafından yapılan açıklamada binanın 1988 yılında iki katlı olarak inşa edildiği, sonradan iki katın daha kaçak olarak ilave edildiği ve dört katlı hale getirildiği ifade edilmiştir. Bu açıklamalar da olayın vahametini ortaya koymakta, İstanbul’da mevcut binaların azımsanamayacak kısmının yapı güvenliği açısından ne durumda olduğunu bir kez daha göstermiş, yapı stoku sağlığının tespit edilmesinin ve iyileştirilmesinin ne kadar önemli olduğunu tekrar hatırlatmıştır” denildi.
”MEVZUAT VE UYGULAMADAKİ EKSİKLİKLER GÜVENLİ OLMAYAN YAPILARDA YAŞAMAYA MAHKÛM EDİYOR”
Mevzuat ve uygulamadaki eksikliklerin hem mevcut yapıların güvenli hale getirilmesine hem de yeni yapıların güvenli olarak inşa edilmesine engel olduğunun altı çizilen açıklamada şu ifadelere yer verildi; “Yanlış kentleşme politikaları, imar afları, kaçak ve sağlıksız yapılaşmaya göz yumulması, yapı denetim sistemi sorunları vatandaşları yeterli düzeyde mühendislik ve mimarlık hizmetleri almamış güvenli olmayan yapılarda yaşamaya mahkûm bırakmaktadır.”
“YAPI DENETİM SİSTEMİ DE YENİDEN DÜZENLENMELİDİR”
Binaların tasarım, yapım ve denetim süreçlerinde olduğu gibi, kullanım ve tadilat süreçlerinde de yeterli mühendislik hizmetlerini alınmasının, bu süreçlerin her aşamasının ilgili kurumlar tarafından kamusal bir sorumluluk anlayışıyla izlenmesi ve denetlenmesinin birincil öncelik olmasına vurgu yapılan açıklamada; “Yapılar, çevresel etkiler ve kullanım amacına yönelik yük kabulleri altında inşaat mühendisliği normlarına göre hazırlanan tasarım projelerine uygun şekilde mühendislerin yönetiminde ve denetiminde inşa edilmelidir. Yapım aşamasında şantiyede tam zamanlı görev yapan şantiye şefinin yapının tekniğe ve projesine uygun olarak inşa edilmesinde önemi büyüktür. Meslek odamız uzun süredir şantiye şefliği konusuyla ilgili mevzuat eksikliklerini ilgili bakanlık ve kamuoyu ile paylaşmakta ve sorunlara dikkat çekmektedir. Bu konuda gerekli yasal düzenlemeler bir an önce yapılmalıdır. Aynı şekilde artık amaca ve ihtiyaca tam olarak hizmet edemeyen yapı denetim sistemi de yeniden düzenlenmelidir. Aksi takdirde bu şekilde yapılan binalarla güvenli olmayan yapı stokuna yenileri eklenmeye devam etmektedir” ifadelerine yer verildi.
Binalarda kullanım aşamasında tasarım projesi kabullerinin dışına çıkacak yükleme, kullanım veya taşıyıcı sistem değişikliklerinin yapılmaması gerektiğine işaret edilen açıklamada; “Kamusal otorite olan belediyeler bu konuyu çok sıkı denetlemelidir. Binanın servis ömrü boyunca güvenli kaldığı takip edilmeli, yapı sağlığının izlenmesi için kimlik belgesi oluşturulmalıdır” denildi.
“MEVCUT YAPI STOKU GÜVENLİK DURUMUNUN BELİRLENMESİ İÇİN GEREKLİ ÇALIŞMALAR BAŞLATILMALI”
Küçükçekmece’de yaşanan olayın İstanbul’un beklediği depremin etkileri düşünüldüğünde mikro boyutta kaldığı belirtilen açıklamada yapılması gerekenler ve eksiklikler şöyle sıralandı;
“Depremi bekleyen İstanbul’da mevcut yapı stoku güvenlik durumunun belirlenmesi için gerekli çalışmalar başlatılmalı, başlatılmış olanlar hızlandırılmalıdır. Kentsel Dönüşüm adı altında herhangi bir veriye, plana, programa dayanmayan uygulamalar tekil olarak bazı binaları güvenli hale getirse de İstanbul’u deprem ve diğer afetlere daha hazır hale getirmemekte, hatta bazı yerlerde altyapı yetersizliğine, imar ve dolayısıyla nüfus artışına neden olarak kentsel riskleri artırmaktadır. İstanbul gibi mega bir kentin yapı stoku sağlığının iyileştirilmesi rasgele seçilmiş binaların yıkılıp, yenilenmesiyle gerçekleştirilemez. Yerel ve merkezi yönetimler arasındaki yetki kargaşası ortadan kaldırılmalı, gündelik siyasi hesaplarla birbirlerinden bağımsız çalışma anlayışına son verilmeli, üniversitelerle, meslek kuruluşlarıyla, uzman kurumlarla iş birliği yapılmalı ve kentlerimizde daha güvenli, daha sağlıklı bir yaşamın inşa edilebilmesi için toplumsal seferberlik başlatılmalı, bu amaçla kamu kaynakları öncelikleri dikkate alan plan ve programlara dayanarak değerlendirilmeli ve yönlendirilmelidir.
İnşaat Mühendisleri Odası olarak konunun takipçisi olacağız. İlerleyen süreçte ortaya çıkan yeni bilgiler ışığında kamuoyunu bilgilendirmeyi, uyarı ve önerilerimizi ilgili kurumlarla paylaşmayı sürdüreceğiz.” (HABER MERKEZİ)